Cumhurbaşkanı seçimlerinden sonra CHP için adeta cadı kazanı kaynamaya başladı. Bir yandan iç çekişmeler yani koltuk kavgası, öte yandan Millet İttifakı içinde yer alan İyi Parti’nin söylemleri ve bir yandan da iktidar yanlısı medyanın Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı girişilen linç kampanyası her gün basının ana haberini oluşturmayı sürdürüyor.

Peki, gerçek anlamda suçlu kim?

Kılıçdaroğlu’nun yerine kim geleceği veya gelmesi gerektiği iddiaları kafa karıştırdığı gibi partiye önemli ölçüde zarar veriyor.

Gerçekten Kılıçdaroğlu suçlu mu?

Gelin geçmiş yıllara bir yolculuk yapalım…

Rahmetli Deniz Baykal CHP’nin Genel başkanlığını yaptığı yıllarda onunla partinin sorunlarını konuşmuştuk. Sayın Baykal bana CHP’nin kemik oyunun iktidar olmaya yetmediğini bu nedenle merkez sağdan oy alması gerektiğini savunmuştu.

Partiyi merkez sağa çekmeye çalıştığını söyleyen bir zamanların esaslı solcusu Baykal’ın bu duruşu beni olumsuz yönde etkilemiş ve ona ‘’Bence CHP milliyetçi kafatasçı zihniyetlerden kurtulmalı. Halka tabana inmeli. Meyhane siyasetçiliğinden insanlara tepeden bakan ukala her şeyi ben bilirim diyen insanların yerine gerçek solcular, vatanseverler ile bütünleşmeli. Kısaca CHP kendi içinde DEVRİM yaratmalıdır’’ dediğimde sanki biraz bozulmuş gibi yüzüme bakıp,

“Bakacağız Mahmut Efendi…”

demekle yetindi.

Aradan yıllar geçti. Kılıçdaroğlu geldi zihniyet aynı…

Değişim isteniyor….

Kim gelirse gelsin, sen köylü ile yüz yüze gelmezsen…

Sen emekçi ile konuşmazsan…

Sen emeklinin yanında oturup derdini anlatmazsan…

İktidarın din ve vatan sömürüsünü onlarla net bir şekilde ortaya koymazsan…

Kısacası iktidarın silahıyla onu vuramazsan…

Değişim neye yarar?

Gücünü Atatürk’ten alan CHP silkilerek kendine gelmeli.

Atatürk değişim mi yaparak başarılı oldu?

Hiç mi onu anlayamadınız beyler…

Düşün Mustafa Kemalin yakasından artık, düşün…

Köyden kente, tüm gücünle koş, konuş, anlat…

Sol partilerle bütünleş…

Çizgini bozma…

ATAN GİBİ DEVRİM YAP…