Antalyaspor A.Ş. Başkanı Rıza Perçin ve Kulüp Derneği Başkanı Mustafa Ergün, düzenledikleri basın toplantısı ile takımın ligden düşmesinin sorumlularını (!) açıklayıp genel kurula gitme kararı aldıklarını duyurdu.
Genel kurul kararını ayrıca değerlendireceğim. Ancak takımın neden ligden düştüğü konusuna değinmezsem olmaz.
Toplantının tamamını gözümün önünden geçiriyorum; yönetim elinden geleni yapmış, onlar göreve gelmese kulüp çok daha kötü günler yaşarmış, insanüstü çalışıp kendi işlerini ihmal etmişler ancak kendi ellerinde olmayan nedenlerden dolayı bir alt lige düşülmüş.
Rıza Perçin’in, “Sorumluluğu alıyorum ve Antalya’dan özür diliyorum” sözleri toplantının en gerçekçi detayıydı. Mustafa Ergün, gazetecilerin ısrarı üzerine toplantıdan ayrılırken özür dileyerek yaşana sürecin henüz farkında bile olmadığını gösterdi.
Öncelikle bu kulübü yönetenlerin sosyal medyadaki paylaşımlara göre hareket ettiğini net olarak gözlemledim. Adını ilk kez duyduğumuz sitelerde veya tanımadığımız insanların paylaşımlarındaki sözler bile yönetimi derinden etkilemiş. Motivasyonlarını bozmuş, kulübe yardım edecek insanları frenlemiş.
O kadar etkilenmişler ki; toplantının yarısı bu iddialara yanıt vermekle geçti. Sosyal medyadan bu kadar çok etkilenen insanların profesyonel kulüp yönetmesi günümüzde mümkün değil. Yönetenlerin sonunu da görüyoruz.
Antalyaspor’u yöneten insanların eleştiriye açık olması gerektiğini söylemeye gerek yok. Üstelik takım ligden düştüyse, küfür ve hakaret olmaksızın acımasızca eleştirilmesi de normaldir. Ancak sonu hüsranla biten bir sezonun ardından düzenlenen basın toplantısında, toplantıya katılmayan isimleri eleştirmek, sorumluluktan kaçmaktır.
Her iki başkan da toplantıda bunu yapmaya çalıştı, soru-cevap bölümünde de kimseyi ikna edemedi. Mesela ben Mustafa Ergün’e B, C, D planlarının ne olduğu sordum, yine yanıt alamadım. Yanlış transferlerin sorumluluğu Emre Belözoğlu’na kaldı ancak 4 kez gidip 5 kez gelen Emre Belözoğlu için bir yöneticinin kullandığı, ‘Göreve geri gelerek kulübün itibarını kurtardı’ sözü yine havada kaldı.
Yani havanda su dövüldü, günü kurtardılar.
Genel kurul kararına gelince…
Bu karar tamamen tepkilerin önüne geçmek, insanların gazını almak ve ‘biz bıraksak kimse olmayacak, mecburen devam ediyoruz’ demekten başka anlam ifade etmiyor.
Çünkü Aziz Çetin, Sabri Gülel, Sinan Boztepe ve Rıza Perçin başkanları kulübün başına Antalyaspor Kulübü Derneği getirdi. Hatta beğenmediğini indirdi ve yerine kayyum atar gibi yenilerini atadı. Rıza Perçin’i atayan dernek yönetimi orada olduğu ve Rıza Perçin ‘aday çıkmazsa devam edeceğim’ dediği sürece aklı başında kimse bu kulübe aday olmaz. Bunu iyi bildikleri içinde ‘Kimse çıkmazsa gemiyi terk etmeyiz ve devam ederiz’ dediler.
Yani 19 Haziran’daki genel kurul bir yasak savma anlamı taşıyacak. Doğal olarak kimse aday olmayacak ve mevcut yönetimin kamuoyuna empoze etmeye çalıştığı, “Aday çıktı da biz mi bırakmadık?’ algısı karşılığını bulacak.
Mustafa Ergün’ün, istifa sorularına verdiği; “Ben seçimle geldim, aday çıkarsa seçime girer yine aday olurum” sözü ise yönetime talip olmayı düşüneceklerin önüne baraj çekti. Ligde futbolcuların kuramadığı barajı, yönetim gelecek listelere karşı son derece güçlü bir sesle kurmuş oldu.
Aslında iki başkanın da camianın tepkisini anlamamış veya anlamak istememiş.
Antalyaspor 2026-2027 sezonunda Trendyol 1. Lig’de Rıza Perçin başkanlığındaki yönetimle mücadele edecek. Muhtemelen mevcut yönetimin en az yarısı değişecek. Ancak o koltuk bırakılmayacak. Bırakmayacaklarına onlarda emin ki; teknik adamlarla temasa geçilmiş, futbolcularla görüşmeler başlamış ve haklı fesihlerin önüne geçmek için çalışmalar yapılmış.
Toplantının ardından ne yapılması gerektiği ile ilgili fikrimi sorduklarında, bugüne kadar yazdıklarını tekrarladım: Mevcut Antalyaspor Kulübü Derneği Yönetimi görevi bırakmadan ve hafriyat muamması tam olarak açıklığa kavuşmadan ne yönetime talip olan birisi çıkar, ne de bu kentten para kazanan insanlar kulübe yardım eder.
Çünkü Antalyaspor A.Ş. Yönetimlerine devirmesi ile ünlü dernek orada dururken ve açıklığa kavuşmayan hafriyat olayı gizemini korurken bu kulüpte hiçbir şey değişmez.