Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını alışkanlık haline getirmiş Milletler, evvela hasiyetlerini ve daha sonra İstiklallerini kaybetmeye mahkûmdur. (K. Atatürk)
Ülkemizdeki insanların rahat ve huzurlu yaşaması için üretmek, daha fazla üretip, başka ülkelerle rekabet ederek, dışsatımı sağlamalıyız. Başka ülkeler bizi nasıl bağımlı hale getiriyor ve getirmişse bunu biz de başarabiliriz. Huzurlu yaşamanın bir başka yolu “Yurtta barış, dünyada barıştır.” Türkiye bir ateş topu sarmalı içindedir.
Türkiye, da önceleri kuruluşundan bu yan ülke nüfusunun belenmesi Fakrü zaruret içinde olmaması için, Nüfusumuzun en az
%20 tarım ve hayvancılık yapması gerekir. Özal; nüfusun %15 olsun yer diyordu. Türkiye’nin toprakları hem tarıma hem de hayvancılığa uygundur. 1927 li yılları düşününüz. Sabanı kullanarak, biri eşek, biri inekle tarlasını sürmüş, ürünü hem kendini beslemiş hem de komşusunu.
Sanayinin gelişmesi, köy kent göçünü tetikliyor. Ülkemizin şehre göçü, doğum oranını da azalttı.
Bu Durumu nasıl olumlu hale getirebiliriz?
Eğitimle.
Osmanlı Devleti devşirme usullerle ordu kurmuş.
Şimdi insanlarız ne yiyecek. Bir büyük söyledi. Paran varsa yersin. Yoksa, kentte çöpten ekmek toplar. Böylece yoksulluk artar.
EĞİTİM: Kentteki çocuklardan tarama yapılır. Ana babası ile görüşülüp olay anlatılır. Duyulacak fiziki ve gerekle görüşme yapılır. Kentteki çocuklardan yarışma ve takip usulü ile TARIM VE HAYVANCILK Okullarına 3.- S. Sınıftan öğrenci alınır. Çocukların okula başlayışı ilkokul sonu da olabilir.
Köy Enstitüleri modeli gibi.
Çocuk bu okula girince hedefi bellidir. Öğretim yaşamı boyunca bu motivasyonla iş yapıp büyüyecektir. Çalışacaktır.
Okul Programları Uzmanlarca hazırlanır ve inisiyatif oku yönetimine de verilir.
Baştan aşağıya üretim, toprağın kullanımı, tahlili, ürün çeşidi. Bölge özellikleri göz önüne alınarak pazarlama ve TM olduğu onaylanır. Sulama, ilaçlama denetim altındadır.
Öğrenciler, ürettikleri ürünlerden pay alırlar. SSK primleri ürünlerden elde edilen para ile sağlanır.
NE DERSİNİZ?...