Gerçek, yalan olmayan, elle tutulur, tanıklı, olay ve oluşumdur. Başka manası da örtmezlik sevgi ve kendine güvendir.

Sık sık kullanıyoruz. Gerçek dost, gerçek arkadaşlık... Gerçek, savurganlığı istemez. Gerçek ispatlanan, norm oluşturan yegane yaşantıdır. Siz, ben gerçek miyiz? Doğup ölmek kuralsa; “Bir varmış, bir yokmuş” tekerlemesi yaşamanın da ifadesidir. İnsanların iyiliğine bir buluş yapmış, veya unutulmayacak, nesillere taşınacak hareketse bir arpa boyu mesafe almıştır. Kalan da yalan dünya süsüdür.

İnsan doğunca ağlar, korkudan selamını ifade eder. Yani gelecek gerçeklere.

Ben şuyum. Sizler şusunuz bebek dili ile ifade eder. Bin bir naz ve bin bir emekle çocuğu büyütüyoruz. İyi yerlerde okusun, kendilerinin övünç kaynağı olması için, ebeveyniler varını yoğunu harcar, dersler aldırır. Dershanelere göndeririz. Okul kazanırsa alınan harçlık düşünmeden harcanır çocuklar tarafından. İlk sene genellikle, çevreyi tanıma, arkadaşlık gibi meseleler ilk plana alınır, bir yıl kaybedilir. Çünkü gerçek anlamda sağlam danışmanlar yoktur. İkinci yıl yolunu kendisi bulur. Çocuk için hayaller kırık, acayip bir hale gelir. Hayatı boyunca anlaşacağı bir karşı cins bulmuşsa okul biter. İŞ peşinde koşulur aylar ve günlerce, siyasete yakın veya siyasi eğilimi olanlar yanaşarak yani torpille işe başlarlar.

Çocuklar aşkı modası geçmemiş giysi biçiminde görürler. Hayat tozpembedir. BU çocuklar en erken, 24-36 yıl geçmeden eş bulamazlar. Neden? Okuyunca düşünceler değişmiş aşk ertelenmiştir. Evdeki davranışlar da değişir. Yarı kentli olmuşlardır. Karşılıklı baba analar çocukları mutlu olsun, yaşları geçti Mürvetlerini görsünler diye adetlere göre; Nişan, düğün, mobilya, beyaz diye varlıklarını çocuklarına transfer ederler.

Aradan birkaç ay geçer. Ayrılacaklarını söylerler yeni çiftler.

Neden? Bana göre bütün ev eşyaları var. Üç beş kuruş da çalışıp alıyorlarsa yeter. Ama ana baba çocuğunu beleşçiliğe alıştırdı. Hazır olsun her şey. Bana kalırsa evlendirilecek çocuklar için kendini sıkıntıya sokmamalı. Madem evlenecekler eşyalarını kendileri alsın. Ha sıkıştıklarında yardım edilsin. Zorluğu baba ve anne değil, evlatları çekmeli. Para vermeden alınan bir şeye sahip çıkılmıyor.

Geçelim düğüne. Düğünler paylaşımlı katılımlı olabilir. Ata, dede adetleri de gözden kaçırılmamalı.

Zamanımızda gelinler; %80 açık giysi gelinlik tercih ediyorlar. Vücudun bazı yerlerine yaptırılan döğmeler, sırıtıp duruyor. Her misafir geline bakıyor. Omuz, sır, göğüs bölgesi açık. Kadında kızda gözü olan kişiler gelini inceliyorlar. Şimdi soruyorum: Böyle dekolteye gerek var mı? El alem şeref ile aileye gelirken neden gelinin çıplak göğsü görünsün? Çocuğuna memeyi göğüsten verecek.

Duvağı kapalı olmalıdır ki; yüz görümlüğü verilsin. İlk kez ayrıntıyı alsın veya versin. Eskiden sadece elini görünce elinde en dolayı aşık olan genç bundan böyle, herkesin gördüğü ele nasıl aşık olsun?

Beni tutucu sanmayın. İki gün sonra boşanmaya kalkmayın. Evlilik, tahammül işidir. Kızgınlık hallerinde biri ateş, biri su olmalıdır. Bir çocuk doğduysanız dünyanın hakimi siz değilsiniz. Sevgi güzel sözdür. İltifattır. Siz sevdiğiniz eşinizi başkalarının yanında överseniz, mutlaka bunun bir karşılığını görürsünüz. Ne siz ağlayın, ne eşiniz. Gülüverin, hatalarını hemen söylemeyin. Yavaş, yavaş kavgasız anlatın. Bak buzdolabı aldık nasıl ödeyelim diye konuşunuz.

Benden yazmak, sizden okumak.