Eminim, kızacak bazı okurlarım... Şehirler arasında yaşanan rekabet ve çekişmeleri izliyoruz hepimiz. Kan davalı değiliz belki!

Ancak vatan toprağında, rekabetçi illere, ilçelere rastlanmakta!

Daha büyük çirkinlikleri görür müyüz diye, bazen endişe duyuyorum...

Antalyalı da, Alanyalı da, eskilerden beri, şehir milliyetçiliğinde kendilerini önde görüp, kendilerinin her konuda daha iyi olduğunu söylerler...

Egolar mı tavan yapmakta, bastırılamayan duygular mı var takdir sizlerin...

İtilmiş kakılmış bir durumun yaşanmadığı kesin!

Ama bu çekişme hali var mı? Var...

Kim başlatmış bunu, bilmem!!!

Pek sevmezler, aynı kentin insanları bile, birbirlerini. Sanıyorum, kendine rakip ya da yük olarak görmekteler karşısındakini...

Alaiye'de mi, Attaleia'da mı görülmüştür ilk çekişme?

Sakın yanlış anlaşılmasın...

Kanıtlayabilecek bir bilgiye sahip değilim.

Uzun zamandan beri bu konuda bir hazım zorluğunun yaşanmakta olduğunu görüyorum.

Nedenini bilemiyorum!?

Ya büyüklere ya da tarihçilere sormak lazım!

Bir gerçeği, örnekleriyle belirtmeden geçemeyeceğim.

Burdur ve Isparta, Uşak ve Kütahya, Eskişehir ve Bursa, Trabzon ve Rize gibi birçok iç içe, yanyana ilin, ilçenin yaşayanları birbirlerini hiç sevmezler... İzmir de semt, mahalle çekişmelerini yaşar yıllardır. Göztepe, Altay birbirini kıskanır ve renklerinden bile nefret ederler. Karşıyaka, adeta gönüllerdeki plakasını taşır ve 35,5'uz diye övünür. Düşman gibi görenlere, birbirlerini ebediyete dek hasım belleyenlere rastlamaktayız. Bursa'dan Eskişehir'e gelen otomobillere Porsuk çayında boy abdesti aldırıldığına şahit olmuşuzdur. Bursa'dan Ankara çıkışına doğru yol alan, Eskişehir kafilelerinin şeytan taşlayıcılar tarafından uğurlandığını da görmüşüzdür. Burdur ile Isparta arasındaki çekişmeleri de, yıllardır yaşayanlardanım. Fethi Çelikbaş Burdur'u kayırdı, yatırımları Burdur'a kaydırdı diyen Ispartalıları bilirim. Süleyman Demirel sayesinde her kurum ve kuruluş, bölge müdürlükleri dahil Isparta'ya gitti diyen Burdurluları da çok dinledim. Havaalanı, hemen hemen iki şehrin ortasına inşa edilmesine rağmen, "ona daha yakın bana uzak" söylemleri hep duyulur...

"Gül de, gülcülük de bizim, halıcılık da bizim" kavgası her dönemde olmuştur.

Yani sadece sportif etkinliklerde görülen, maçlara özgü olan bir kapışma değildir. Başka bir ifade ile sporların anası(!) futbola has bir durum olarak algılanmamalı, bu tür çatışma ve kavgalar...

Dürüstçe belirteyim. Isparta'da, Burdur'da görev yaptım. Antalya'da da, Alanya'da da çalıştım.

Futbol fanatikleri birbirine taş ve laf atarken ben zeytin dalı uzatın diye öğüt verirdim, çiçek uzatın derdim.

Birbirimize karşı sevgisiz olsak bile saygılı yaklaşım göstermemizin gerekli olduğunu vurgulardım.

Burdurspor'da, Ispartaspor'da, Antalyaspor'da, Alanyaspor'da teknik adamlık yaptım.

Maç öncesi, maç sonrası hep el verdim. Yerde olanı tutup kaldırdım.

Kavga girişimine yönelenleri uygun dille uyardım. Daha akılcı ve kalıcı çalışmalarım da oldu...

TÜFAD Antalya, 1991 yılında kurulmuş bir Antrenör derneği şubesidir...

1993 yılının son aylarından itibaren yönetimlerde bulundum.

Bölgedeki tüm illerin, ilçelerin futbol antrenörleri Antalya'ya bağlı idi.

Burdur ve Isparta şubelerinin 1998, Alanya şubesinin 2001, Afyonkarahisar şubesinin 2005 yıllarında kurulmasında pay sahibi oldum.

Bu sayede, her teknik adam arkadaşım, kardeşim, kendi şehrinde hizmet aldı ve fazla yorulmadan işlerini yaptı. Bu girişimlerime kulp takanlara da, yaptıklarıma "ne gerek vardı" diyenlere de rastladım.

Şehir eşkiyalığı falan yapmadılar...

Şehir efsanesi olmak istediler.

Maalesef sığ bir düşünce yapısıyla ve tutuculuğu çağrıştıran davranışlarıyla, hoş olmayan görüntüler verdiler. Olmaması tek dileğim.

Sağlıklı ve esen kalın...