Rekabet içinde olmak, kentimizin birçok alanda başarılı çalışmalarla güzelleşmesi için çaba göstermek, şehrin insanına mutlu, huzurlu yaşayabileceği ortam ve koşulları sağlamada paydaş olabilmek tabi ki önemli...

Gayret göstereni de gururlandırır bir pay sahibi bir kişi olarak...

Ancak, isteyerek ve ölçülü yapılan bu hoş yarışmacı eylem hali, kavgalı, gürültülü bir gerginliğe dönüştürüldüğün de tehlike çanları çalmakta!

Hem insanı üzüyor hem de toplumsal değerleri yıpratıyor!

Babacığım İskeçe'de doğmuş. Yani, Batı Trakya kökenli bir yanımız...Annem de Burdurlu...

Ben Burdur doğumluyum. Eşim Antalya, iki kızım da Isparta doğumlular...

Büyük kızım Antalya'da yaşıyor, eşi Antalyalı, torunum Antalya'da doğdu, büyüyor.

Diğer kızım 15 yıldır Dortmund'da, eşi Edirneli. Almanya'da yaşam sürdürüyorlar.

Torunum Dortmund'da mutlu...

Borussia Dortmund taraftarı, Hiç sevmiyor, Bayern Münih'i... Şaka vallahi!

Bazı ülkelerde de görülüyor, fanatikler, pislikler, futbol canavarları...

Boca Juniors ile River Plate Arjantin'in belalıları...

Glasgow Rangers ile Celtic

İskoçya'nın kavgacıları…

Karşı renklere tahammülleri yok!

Kavgaları da oluyor ve iz bırakıyor.

Dünya, öyle örnekler yaşadı ki, sıtmalı gibi titredi futbol sevdalıları...

Antalya'ya ve Alanya'ya hayranlığımı hiç gizlemedim. Övgü dolu sözlerle anlatırım, ikisinin güzelliklerini, çevremdekilere ballı dille de aktarırım...

Atatürk’ümüz, "Hiç şüphesiz ki, Antalya dünyanın en güzel yeridir" dediği gün, ilçe merkez şeklinde bir sınır çizmediğini düşünüyorum. Alanya'sı, Kaş'ı, Gazipaşa'sı, Korkuteli'si, Elmalı, Kemer, Aksu, Serik, Gündoğmuş, Manavgat ve Akseki'si ile yeryüzünün en güzel köşelerinden birisi ANTALYA... Ailemle, çok küçük yaşlardaydım, Antalya'ya, Alanya'ya geziler yapmıştık... 1960'lı yıllarda küçük bir çocukken, babamın ve annemin dost ve arkadaş grupları ile misafir olmuştuk, şirin ilçe Alanya'ya...

Bir an, küçüklüğüme gittim. Burdur Şeker Fabrikası mensupları ile Alanya'ya gezilerimiz, geldi gözümün önüne...

Babacığım, Alanya'dan bahsedildiğinde, "henüz bir küçük sahil kasabası, harika doğası ve denizi ile yeni keşfedilen muhteşem bir köy sakinliğinde ve çok huzur veren bir yer" derdi...

O günler, düşlerime girer halâ!

Alanya'ya her gidişimde, muz hevenklerini, turuncu ve yeşilin bol meyveli ağaçlarını arar gözlerim.

O günlerde de cezbetmişti beni.

Uçsuz bucaksız kumsalı ve tertemiz denizi ile hatırlarım.

Damlataş'ı hiç unutmadım...

Develer ve deveciler ilgimi çekmişti...

Halâ çan seslerini duyar gibiyim...

Sonra, ortaokul ve lise gezilerimizde, kale, tersane ziyaretleri yapmıştık ve Alanya'nın köklü bir tarihi liman şehri ve ticaret merkezi olduğunu öğrenmiştim.

Sağlıklı ve esen kalın...