Meğer Dünyanın en güzel şeyleri oturduğun yerden: Ahkam kesmek, hele bir de dört dinleyen iki de yalaka bulusan işi siyasetten tut nereye kadar götürebileni götürmek;

İki etkin ve yetkin tanırsan, bir iki poz verip, sosyal medyada yayınlayıp, "ÖNEMLİ", hatta ileri götürebilirsen işi "İŞ TAKİPÇİLİĞİ"NDEN, avanta yaşamaya kadar götürmek;

Takım elbise giyip, kravat takıp, "en- tel" muhabbetine kadar götürüp siyasetin, medyanın "güç sahiplerine", erkek ise ayrı cins, tür, boyutta, öteki ise onun bu özellikleri boyutunda isteklerini karşılayıp, onları, bunları "MUTLU ETEMEK" ;

Elbetteki sosyal ilişki, medeniyetler arası diyaloglar gerekli ve hatta iletişim ve uyumlu ülke yararına yönetim için gereklidir ama bunu hem kendi siyasi çıkarın ve geleceğin ile, hem de zenginleşmenin baş koşulu sayıp, iki siyasi tirattan sonra, muhataplarına, "ya artık durumu idare et" deyip, muhaliflerinin ve yandaş taraftarlarının gazını almak;

Dünya, Ülke, Memleket, mahalle yanarken; YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ KURULURKEN, kafasına taktığı, eline aldığı ya da yakasına iğneleyici mikrofondan hayali cennetler vaadi ile çambaza bakıtıp, "mış gibi yapıp" rol kesmek, "saç taramak";

Varken, DOĞRUCU DAVUT* rolü kesip, yolunu bulmak varken ve bunları en baştan beri bilirken,

Salak salak kendini helak etmenin anlamsızlığını insan çok ama çok geç alıyormuş.

Son zamanlarda benzer konuşmaları pek fazla yapar ve pek çok ortamda konuşur olduk da sanunu hep:

İyi ki NAMERDE MUHTAÇ DEĞİLİZ diye bitiriyoruz.

Kimin, neyin ve niçin sorusu açık kalsa da, durum NE ACI DEĞİL Mİ!...