“Bizi şehir yapmayın, üretmemize izin verin.” Antalya’da yıllar önce mahalle yapılan köyler, yeniden köy statüsüne kavuşuyor. Kırsal mahalle sistemiyle köylüler vergi ve su indirimleriyle rahat nefes alacak.

Bazen bir kararın doğru olup olmadığını anlamak için yıllar geçmesi gerekir.
Antalya’da yaşanan “köyden mahalleye, mahalleden kırsal mahalleye dönüş” tam da böyle bir hikâye.

2012 yılında çıkarılan yasayla birlikte büyükşehir belediyelerinin sınırları il geneline genişletildi. Bu kararla birlikte Antalya’daki bütün köyler bir gecede mahalle oldu. O günlerde bu değişiklik “modernleşme”, “hizmetin artması” ve “şehirleşme” başlıklarıyla anlatılmıştı.

Ama aradan geçen yıllar şunu gösterdi:
Kâğıt üzerinde mahalle olan köylerin hayatı kolaylaşmadı, aksine zorlaştı.

Çünkü statü değiştiği anda vergiler değişti. Su ücretleri değişti. Elektrik, emlak ve belediye yükümlülükleri arttı. Tarımla geçinen, hayvancılık yapan, şehir merkezinden kilometrelerce uzakta yaşayan insanların bir anda şehirli gibi vergi ödemesi beklenmeye başlandı.

Bugün gelinen noktada Antalya’nın 77 mahallesinin yeniden kırsal mahalle statüsüne geçirilmesi gündemde. Yani yıllar önce “mahalle yaptık” diye anlatılan yerler için şimdi “aslında köy gibi yaşamaya devam ediyorlar” deniliyor.

Bu bile başlı başına bir gerçeği ortaya koyuyor:

“Her yer şehir değildir. Her yer şehir gibi yönetilemez.”

Özellikle Korkuteli ve Akseki gibi ilçelerde durum çok daha net. Bu bölgelerde insanlar hâlâ üretimle, tarımla, hayvancılıkla geçinmeye çalışıyor. Ama şehir merkezindeki bir mahalle ile aynı vergi sistemine tabi tutulunca, üretmek yerine vazgeçmek zorunda kalıyor.

Kırsal mahalle statüsünün getirdiği indirimler de aslında bunun bir itirafı gibi:
“Emlak vergisi muafiyeti, su faturasında yüzde 75 indirim, iş yerlerinde yüzde 50 vergi indirimi…” Bunlar lüks değil, kırsalda yaşayan insanın ayakta kalabilmesi için gerekli düzenlemeler.

Bir başka dikkat çeken nokta ise şu:

Toplam 90 mahalle için başvuru yapılmış, ama şu an 77 mahalle için süreç ilerliyor. Bu da gösteriyor ki sadece yerel yönetimler değil, mahalle muhtarları ve vatandaşlar da bu değişimi istiyor. Çünkü köyün köy gibi kalması, sadece bir statü meselesi değil; “bir yaşam biçimi meselesi.”

Bugün Antalya’da yeniden kırsal mahalle statüsüne geçmek isteyen yerleşim yerleri aslında şunu söylüyor: “Bizi şehir yapmayın, üretmemize izin verin.”

Ve belki de en doğru soru şu: “Eğer yıllar sonra köyleri yeniden köy gibi kabul etmek zorunda kalıyorsak, baştan yapılan o değişiklik gerçekten doğru muydu?”