Son Mohikanlarımız, Galatasaray ve Samsunspor da fazla mesailerini tamamladılar... Özetle annemizin ligine döndük!
Avrupa sahnesinde, arada sırada da olsa çok gol atanlar, yıllarca şampiyon olmuş bir kulüp edasıyla, topu direkten dönen ya da hiç içeriye ittiremeyenlere karşı bu lafla alaycı oluyorlar...
Maalesef bu cümle, kimi kulağa hoş gelmekte, çoğunluğu ise kızdırmakta ve üzmekte. Hatta hakaret sayan bile var, bu özlü deyişi!?
Avrupa'da daha çok boy gösterenler ile kısa metrajlı filmler çeken ve erken vedalar yaşayanlar arasında gerçekleşen söz düellolarından bir örnek sundum sizlere...
Bu da;
"Seni sevmeyen ölsün" tezahüratı gibi futbol tarihine yazılmıştır.
Kayıt altına alınan, yaşanan her olay, konuşulan her konu önemlidir. Öğrenmek isteyen her insanın, doğru, tarafsız, gerçek, belgeli bilgiyi aradığını düşünüyorum.
Bir takımı bağnazca tutan ağızlar, inatlaşan beyinler, karartma, gereksiz kabartma uygularsa, yanıltıcı detaylar piyasaya hakim olur. Çünkü yazılan, çizilenlerin tamamı ya zıtlaşma ya da rövanş içeriklidir. Resmi tarihimizde olan ve korunan bir çok olayı, "aslında böyle bir şey yaşanmadı" diye küçültmeye ya da yok saymaya çalışırız! Gerçeklerin tamamını çarpıtarak, saptırarak anlatanlara "bu doğru değil yahu" der geçeriz! Renklerimize, siyasetimize göre tavır takınır, davranışlar sergileriz.
Maalesef liglerimiz kalitesiz futbolun oynandığı, altyapısı olmayan, keyfi kurallarla yönetilen organizasyonlar. Şampiyonlar liginden teşekkürle uğurlamamız gereken Galatasaray, İstanbul’da iyi bir galibiyet almıştı...
İngiltere'den zaferle döneceğimize de herkes inanmıştı.
Ha! bizim ligde son haftalarda oynanan cimbom futbolu bizi rüyaya daldırtmıştı. İngilizlere karşı kazanacağımıza inandık, futbol tarihine "sarıkırmızılı bir iz" bırakacağımızı düşledik.
Dünya futbol tarihinde 20 yılda bir de olsa öykü yazmış bir ülkenin insanlarıyız.
Çook eskilerde, Ellili yıllarda İstanbul'da Macarlar'ı 3-1'le geçtik...
Altmışlı yıllarda Moskova'da SSCB'yi 2-0 yendik. Yıllarca bu tür galibiyetlerle övündük...
Aslında avunduk... 50 yılda bir dünya kupasına gittiğimizi de yazmak durumundayım.
Ki;1954 Dünya kupasına katılım yazı tura ile gerçekleşti.
2000'li yılların başında ise iyi bir jenerasyonla katılma hakkı elde ettik ve 3.olduk...
Bir buçuk ay içinde başarırsak, yine 25 yıl sonra gitme şansı yakalamış olacağız. İnşallah gideriz... Çağdaş futbolu benimseyen ülkelerde başarılı istatistikler tesadüflerle ortaya çıkmıyor... Kupalara abone olmuşçasına oynuyorlar ve hep kazanıyorlar...
Futbol tarihine isimlerini sıklıkla yazdıranlar, ilkeli ve çalışkan halleriyle yüreklere kazınıyorlar...
Galatasaray için dün methiyeler düzenler, bırakın yarı finali finalde kazanacağımızı terennüm edenler bugün küfrediyorlar. Basınımız, kötü yazıyor, çirkin konuşuyor.
Karşı duruş sergileyemedik, direnemedik, bugün çok kötü idik...
Şeklindeki lafazanların sözleri, cümleleri gerçekleri ötelemiyor, gömüyor... Neymiş efendim!!! Cehennemi yaşatmışlar bize...
Liverpool ilk düdükle, öylesine basmış ve muhteşem tribünleriyle gaz vermiş ki takımına!
90 dakikanın tamamı Galatasaray için eziyet olmuş, Galatasaray da teslim bayrağını çekmiş...
Atağımız yokmuş... Direkten dönen toplar ve Uğurcan’ın kurtarışları felaketi önlemiş...
Futbolda yenilmek varmış ancak böylesine ezilmek olmamalıymış...
Okan Buruk, Türkiye’de rüştünü ispat etmiş ancak Avrupa’da 15 deplasmanda sadece bir galibiyet almış.... Miş miş miş, mış mış mış...
Futbol kültürü olmayan bir ülkeyiz...
Kararlı adımlar atamayan, eğitimi yok sayan ve iyi yönetilmeyen bir futbol ülkesi istikrarlı sonuçlar alamaz. Elediğimiz Juventus İtalya'da bir zamanlar küme düşürüldü. Lütfen nedenlerini araştırın!!!
Ülkemizde şike yapan kulüp olduğunun söylentisi ayyuka çıkmış durumda...
Maçlar sürüyor. Adı karışan kulüpler hala ligde top oynuyor...
Bizi evvelki gece eleyen Liverpool ise 1985 yılı Mayıs ayında Heysel stadında bir futbol katliamına adı karıştığı için "ki 75 kişi hayatını kaybetti" kulüp holiganlığa göz yumduğundan ötürü ülke futbolu hükümet tarafından sınır dışına çıkartılmadı.
Lütfen bu konuyu da araştırın!!! Türkiye'de 1967 yılının Eylül ayında Sivas ile Kayseri profesyonel lig maçında tribünlerde kanlı olaylar yaşanıyor. 40'ın üzerinde futbol sevdalusı insan ezilerek ölüyor...
Ligler ertelenmiyor bile, devam ediyor... Elediklerimiz de, elendiklerimiz de, futbolun gerçekleriyle yüzleşen ve her departmanıyla eğitimi üst düzeyde ele alan ve kültürü yerleşik hale getiren ülkelerin temsilcileri...
Biz ise, kazandığımızda kahramanlık türküleri söyleyen, kaybettiğimizde linç kampanyası başlatan, maç kaybını vatan hainliğine kadar götüren bir futbol bedevisiyiz...
Sağlıklı ve esen kalın...