Hafta sonu evin gıda ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla eve en yakın bankamatiğe doğru yola koyuldum. Önce parayı çekip sonra markete gitmeyi planlamıştım. Yürüyüş sanırım 30 dakika kadar sürdü. Hani biz emeklilere açlığı reva gören hükümetine içimden geçenleri sessizce bir güzel kalaylayarak son kalan kırıntıları da bankamatikten çektim. Yanı başındaki parkta soluklanmak amacıyla bir banka oturarak cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle parkta oynayan minikleri seyrettim. Bana en yakın olan yerde 2 kız çocuğu Muratpaşa Belediyesinin bizim çocukluğumuzda oynadığımız gibi seke seke çizgi oyununu oynuyor kendi aralarında bağrışarak konuşuyorlardı. Birden aklıma yaşadığım çocukluk günleri geldi… Çocukluk günlerim film şeridi gibi gözlerimin önünden akıp geçerken birkaç çocuğun bir erkek çocuğu kovaladıklarını gördüm. Önümden geçerken, “Sebati’nin yalanı eşeğin palanı’’ diyerek öndekini kovaladılar ve şelale gibi akan havuzun etrafında 2 tur atıp uzaklaştılar. Onlar bunu söylerken bir anda ben de farkında olmadan bu tekerlemeyi sessizce tekrarlamaya başladığımı fark ettim.
Hoşuma da gitmişti… Kısa bir soluklanmanın ardından sıra geldi alışverişe. Liste bir hayli uzundu. Paramın yetebileceğinden endişeliydim. Kafa kafaya gelsek diye içimden geçirdim. Markete varınca geçen haftaki fiyatların değiştiğini gördüm. Yine her şeye zam gelmişti. Rafları düzelten çocuğa esprili bir şekilde, ‘’Sayın Bakan Nebati hazretleri enflasyon düşmeye başladı demişti akşam televizyonda. Hem de gözlerimizin içine baka baka. Siz de düşürdünüz galiba’’ dememle çalışan görevli ‘’Yok be abi akaryakıt, elektrik enerjisi zamlandı. Haberin yok mu dolar yine uçuşta. Sanırım bundan dolayı zamlı etiketleri eskisiyle değiştik’’ dedi. Maalesef listeyi param tam olarak karşılayamadı. Başladım çocukların tekerlemesine. ‘’Sebati’nin yalanı eşeğin palanı’’ bu tekerlemeyle evin yolunu tutarken birden Bakan Nebati geldi. Sahi ya Nebati hazretleri 6 aylık uykudaydı. Hani bize televizyonda gözünüzü kapayın uykudasınız. 6 ay sonunda bir açıyorsunuz ki, ne enflasyon kalmış, ne de zamlı fiyatlar. Peki akşam televizyonda bize hitap eden kimdi… Elbette Hazine bakanımız Bay Nebatiydi. Rüya halinde… Gördüğü rüyada enflasyon düşmüş ülkemizde her şey güllük gülistanlık. Aç yok, yoksulluk yok, fukaralık yok. Emekli her yıl Almanlar, Fransızlar, İtalyanlar gibi ülke dışına tatile giderek son kalan yaşam artıklarını mutlu bir şekilde geçiriyorlar. Duvarlarda Bakan Nebati’nin posterleri. Altında da ‘’Sen çok yaşa kurtarıcımız Nebati’’ yazısı var… Bakanın gözleri, bakışları edebiyat kitaplarına geçmiş. Şiirler o muhteşem gözler için edebi kelimelerle övgüler yağdırıyor. Tarih Cumhuriyeti 2 bölümde inceliyor. Nebati’den önce ve sonrası… İlk okullardan başlayarak çocuklara Nebati’nin ekonomi felsefesi anlatılıyor. Doların 18 Türk lirası karşılığında nasıl bir Türk lirasının 8-10 Amerikan dolarına eşit olduğu anlatılıyor. Çiftçi örgütlenmiş. Türkiye’nin her karış toprağı ekilmiş. Peynir zeytin sudan ucuz. Dünyaya ihracata başlamış. Amerika ve Avrupa gibi birçok ülkeye saman ihraç ediyoruz. Karadeniz’den doğal gaz fışkırıyor. Benzin ülkede sudan ucuz. AKP ve Nebati sayesinde uzay yarışındayız. Hani sık sık kesilen elektriğimiz var ya işte o tarihe karışmış. Uzay yarışında Marstayız… Uçan otomobiller üretiyoruz… Fatih Sultan Mehmet çağ atlatır da Nebati yapamaz mı? Dünyaya uçan arabalar ithal ediyoruz. Nebati yine bakan mı? Hayır O artık dünya lideri… Uyu Nebati uyu… Gözünü açarsan yandın. Açlık, yoksulluk, çaresizlik, utanmazlık, çocuklara tecavüzler kadın ölümleri, hırsızlık, hainlik, adaletsizlik, her türlü ahlaksızlık gırla gidiyor. Uyu Nebati uyu… Yoksa senin için de tekerlemeler yapacaklar.