Milli seviyede gerçekleşen kamplar ya da tüm çalışmalar, kollektif özellikli ve bir bütünlük içinde yapılmalıydı.

Yapıldı mı? Hayır...

Teknik heyet, sağlık departmanının teşhis, tedavi uzmanları, doktorları, fizyoterapistleri, masörleri, mentörleri, psikolog ve pedagogları uyumlu çalıştılar mı?

Her sezon sonu bir kez daha tescil edilen "yetersiz ligimiz", profesyonelliği gerçek done ve verileriyle hazmedebilmiş durumda mı?

Yapı taşı olarak kabul gören, "değerlere ve kriterlere saygı" yok hükmünde değil mi?

Futbolumuzun tüm katmanlarını düzeyli hale getirmek için çabamız var mı?

Alt yapılarımız, göstermelik işler yapılan, saçma sapan projelerin üretildiği ve hiç denetlenmeyen yerler değil mi?

Süper ligin altındaki liglerde, ne oynanmakta?

Adına futbol diyoruz ama, gerçekten ideale yakın tesisleşmeye yönelen, futbolcusuna, antrenörüne sağlıklı ve düzeyli olanaklar sunan, parasını ödeyen, karşılığını da alan kaç kulübümüz mevcut?

Dünya normlarına uyumlu çalışan, çağdaşlığı ve kaliteyi yakalayan kaç kulübümüz bulunmakta?

Futbolumuzun provakatörleri, kendi düşüncelerini menfaatleri doğrultusunda yazan ve konuşanlar, bağlı oldukları sahiplerine şirin görünmek için maskaralık yapanlar, para kazanmak, şan şöhret yapmak hatta daha fazlasına erişmek için uzun yıllardır, yazıyor, çiziyorlar...

Çağın ve futbolun nimetlerinden yararlananlar, fütursuzca, hayasızca bel altı vurmaktalar...

Sosyal medya filozofları, klavye delikanlılığınındın öteye gittiler, ekranları da işgal ettiler.

Her biri, birer hitabet, tilavet ustası, adeta...

Bülbül gibi şakıyorlar...

İkinci maç bittiğinde, herkes, Milli takımı yerden yere vuruyordu!

"Futbolcular rezildi" demek yetmedi onlara. Kadroyu yapanın, milli takım kaptanı olduğunu söylediler.

Prim konusu sürekli ısıtıldı...

Voleybolumuzun güzel yüreklileri, kadın millilerimizle, kişilik mukayesesi bile yapıldı

Kadınlara "daha delikanlılar" diye paye takıldı...

Vatan haini ilan edilmelerine ramak kalmıştı.

Şükürler olsun, son maçı kazandık.

O raddeye gelinemedi!

Ahlâk yoksunları, yüz buldukça sınırları zorladılar. Temiz Türkçe’den yoksun, sözüm ona birikimleriyle, söylenip durdular. Alfabemizin 29 harften oluştuğunu bile bilmeyenler, beyninde sekeli olanlar, dillerinden de, ellerinden de kan damlattılar...

Küfredilen çocuklar maç kazanınca şimdi "ahh Montella ahhh" perdesini araladılar...

Ha! Kerem gibi, Barış Alper gibi oyunculara halâ sürtünen ve onları kullanarak ateş yakmaya çalışanlar var mı? Var...

Allah'tan, maç galibiyetle bitti, bir grup oyuncu kurtuldu. Şimdi "hoca bizi yedi bitirdi" piyesini sahneye koymak zorundalar.

Daha akılcı bir planlama bu değil mi?

Tribünlerin, beklenti içerisinde olanların, çok hoşlandığı şeylere oynayacaklar...

Bu kafayla gittiğimiz sürece ağız dalaşı bitmez, aksine artar...

Federasyon Başkanı, İstanbul'un fethindeki sultan rolünde!

Montella ve takımından, hesap soran, eleştirenleri göreceğiz. Aç kurt gibiler.

Arz talep müessesesi böyle çalışıyor, hizmet veren de, alan da memnun!!!

Padişah, kral, imparator gibi ünvan verdiklerimiz bu tür puslu havalardan hoşlanıyorlar...

Zaten ömür boyu ayrıcalıklılar...

İnancım o ki; kadı efendiye kadar gidecek bu konu...

Şikayetin insan hakları mahkemesine kadar ulaşacağını sanmıyorum.

Özerk Futbolmuş!

Hadi canım sende...

Biri yapın der...

Değişim olur!

Daha erken bir çözüm bulunabilir mi?

Belki...

Trump, Nato için Türkiye'ye geliyor yahu!

Brifing verilirse, Türk futbolunun tüm sorun ve sıkıntıları bir çırpıda giderilebilir...

Takdire şayan bir durumumuz var ayrıca...

Reisimize en iyi dostum diyen

Trump'ın, takımını yendik.

Toplantıdan F35 kararı çıkmaz ama!

Meşhur dansını yaparak,

Bizim çocukların 2030'da Dünya Kupası'na katılmasının ve final oynamasının temennisini oylatır ve çıkartır...

Şakayı bırakıp, şöyle düşünsek olmaz mı?

Futbol harika bir oyun...

Asla ihanet etmemeliyiz.

Elele kol kola girmeli ve paydaşları olarak güzel işler üretmeliyiz.

Futbolumuzu,

Uluslararası kuralları, eksiksiz uygulayarak yönetmeliyiz.

İyi oynayabilmek için çok çalışmalıyız.

Fair play'e bağlı kalarak, saygı ve sevgiyle mücadele ederek, yukarılara çıkarmalıyız.

Zevk alarak izlemeli, konfor alanı sunarak izlettirmeliyiz.

Allah aşkına biraz aklımızı kullanalım.

Bizden fersah fersah ilerde olan, futbolu düzeyli oynayan ve istikrarlı başarıları elde eden Almanya, Hollanda gibi markalar elendi.

Son yılların iyisi Japonya da yok artık!

Onlar hep ders çıkarıyorlar, biz sürekli gürültü yapıyor, boş sesler çıkartıyoruz.

Sağlıklı ve esen kalın...