Hasankeyf’in tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Rivayete göre Tanrı tarafından çocuklarına kurulmuş olan bir kenttir. Bu kent Avrupa veya başka gelişmiş bir ülkede olsaydı milyonlarca turistin uğrak yeri olduğu gibi, Dünya tarihine ışık saçmaya devam edecekti. Biz ise bu kenti göz göre göre sanki bilinçli bir şekilde yok ediyoruz. Bu Tanrı’nın kurduğu kentin son durumunu geçmiş hikayesine kısa bir göz atalım.  Batman’ın Hasankeyf ilçesi birkaç ay içinde binlerce yıllık tarihi orada yaşayanların evleri, anıları ve gelecekle ilgili hayalleri bitki ve hayvan türleri ile birlikte Ilısu Barajı’nın suları altında kalacak. Dicle Vadisi’nde bir yaşam biterken, yeni bir yaşam başlayacak.

Baraj ve hidroelektrik santralinin faaliyete geçme tarihi yaklaşılırken, Hasankeyfliler arasında evleri ve iş yerleri sular altında kalınca bilinmezliğe doğru sürüklenecek olmaları nedeniyle hüzünlü ve endişeli bekleyiş içindeler. Ilısu Barajı’nda su tutma işlemleri için hazırlıklara başlandı. Hasankeyf’e suların en geç önümüzdeki yıl ulaşması bekleniyor. Bu süreçte ise evleri ve iş yerleri sular altında kalacak.

Hasankeyf’in VASİYETİDİR

Tanrı evreni ve insanları, insanlar medeniyetleri, medeniyetler beni yarattı.

Adım, Hasankeyf. 12000 yaşındayım.

Henüz Asurlular yokken, Urartular yokken, Sümerler, Babilliler, Gutiler, Hurriler, bunların hiçbiri yokken ben vardım. Daha İbrahim doğmamışken, Zerdüşt doğmamışken, Yunus, Musa, İsa ve Hz Muhammed doğmamışken, ben vardım. Avesta yokken, Tevrât yokken, İncil ve Kur’ân yokken, ben vardım.

Gördükleriniz içinde benden daha eski olan tek şey, beni beslemek ve doyurmak için yaratılan Dicle Nehri’nin şiir gibi akan sularıdır. Mezopotamya dediğiniz ne ki, torunum yaşında sayılır.

Kral Dakyanus’tan kaçan o yedi genç ve bir köpek, Ashab-ı Kehf, benim mağaralarımda saklandılar. 309 yıl uyudular koynumda. Her gece üstlerini örtüyordum hastalanmasınlar diye, o tertemiz alınlarını okşuyordum, o imânlı yüreklerine korku düşmesin diye o yedi delikanlıya kahramanlık ninnileri okuyup kendilerine cesaret aşılıyordum.

Avesta, benim serin gölgemin altında yazıldı. Ben ilham kaynağı olmasaydım, nasıl edebilirdi Zerdüşt onca güzel sözü? Ahura Mazda’nın ilahî buyruğuydu: Bana hiç zarar vermedi Bilge Zerdüşt. Bir çakıl taşıma bile zarar vermedi, veremezdi. Ahura Mazda yasaklamıştı. İlk, beni sevmeyi öğretmişti.

“Hasankeyf’i inciten Hüda’yı incitmiş olur. Hasankeyf’in kıymetini bilen, Hüda’ya yakın olandır. O halde Hasankeyf’i koruyun, Dicle’nin sularını kirletmeyin.” Buydu ilk âyetleri Avesta’nın.

İbrahim doğduğunda, adını ben koymuştum. “Bra-him”, yani “mağaranın kardeşi”.  Ebesi oluyorum. Kardeşi Harran’ın da aynı şekilde. Abraham ve Harran, bu iki kardeşi ben büyüttüm, temel eğitimlerini ben verdim. Onlara Tanrı’yı anlattım. Tanrı’nın bana öğrettiklerini ben de onlara öğrettim.

Makedonya Kralı Büyük İskender’e seferinde ben yol gösterdim. Selahaddîn Eyyubî’ye Kudüs’ün yolunu ben açtım. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’a ata binmeyi ben öğrettim. Kerimxan Zend’i taaa Afganistan’lara ben sürdüm. Ahmed-i Xanî’ye, Fakih-i Teyran’a o şiirleri ben yazdırdım. Benim suyumdan içmeseydi hiç o kadar güzel olur muydu Adiabane Kraliçesi Helena?

ÜLKEYİ BİTİRENLER TARİHİ DE YOK EDİYOR…

TARİHE BARBARLAR OLARAK GEÇECEKLER…