Merhaba… Bu konu da ne uzadı demezsiniz umarım. Çünkü inanın öyle mühim ki… Gelecek nesilleri geçtim şu anda biz bile denize giremiyoruz, giremeyeceğiz…

Konyaaltı'nda ya da Lara'da akşamüstü yürüyüşe çıkıp da kumsala bakan var mı aranızda? Dalganın bıraktığı şeye, demek istiyorum. Kırık bir kapak, yarısı kumla dolmuş bir şişe, güneşte rengi solmuş bir poşet parçası... Antalya'nın turkuaz denizi kadar, bu sessiz kirlilik de artık kıyının bir parçası. Uzun zamandır bu konu, gönüllü plaj temizliklerinin ve çevreci sivil toplum kuruluşlarının sınırlı gündeminde kalıyordu. Ama 22 Ağustos Cumartesi günü değişiyor bu: Antalya Valiliği himayesinde ve Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda düzenlenecek Şehir Koordinasyon Toplantısı ile plastik meselesi resmen masaya yatırılıyor.

Masada kim var, ne konuşulacak dersek… Saat 17.00'de Antalya Su Otel'de bir araya gelecek toplantıya Antalya Valisi Hulusi Şahin ile Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve aynı zamanda COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu olan Samed Ağırbaş liderlik edecek. Katılımcı listesi de oldukça geniş. Kamu kurumları, üniversiteler, Antalya Büyükşehir Belediyesi, sanayi ve ticaret odaları, organize sanayi bölgeleri, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcileri aynı salonda olacak.

Gündemde dört başlık öne çıkıyor. Plastiğin daha kaynağında azaltılması, ayrı toplama süreçlerinin iyileştirilmesi, geri dönüşüm ile yeniden kullanım altyapısındaki eksiklerin kapatılması ve belki de en can alıcısı: kıyı şeridinden denize ulaşan plastiklerin önlenmesi. Toplantının basına kapalı yapılacağını, ardından ortak bir değerlendirmenin kamuoyuyla paylaşılacağını da eklemek lazım; yani sonuçları birkaç gün içinde hep birlikte öğreneceğiz.

Bu buluşma, tek başına bir Antalya meselesi değil aslında. Adana, Mersin ve Muğla gibi denizle iç içe yaşayan diğer illerde de benzer Şehir Koordinasyon Toplantıları yapılıyor bu günlerde. Antalya'da masaya yatırılan sorunlar, ihtiyaçlar ve çözüm önerileri, 31 Ağustos - 1 Eylül tarihlerinde İstanbul'da düzenlenecek "Türkiye Plastik Döngüsü Ortak Akıl Platformu Plastik Döngüsünde Sürdürülebilir Gelecek Çalıştayı"na taşınacak. Yani şu sıralar Su Otel'in salonunda konuşulanlar, birkaç hafta içinde ülke ölçeğinde şekillenecek bir yol haritasının ilk taşları olacak.

İtiraf edeyim, bu haberi okuduğumda ilk aklıma gelen şey toplantı odasındaki kararlar değil, o kararları beklerken bizim elimizde zaten ne kadar çok şey olduğu oldu. Ben Ahu Nur Şahin, çevreyle ilgili bir haberle karşılaştığımda kendime hep aynı soruyu sorarım: bu benim sokağımda, benim gittiğim kafede, benim yürüdüğüm plajda neye dönüşüyor? Çünkü büyük planlar ne kadar isabetli olursa olsun, kalıcı değişim genelde küçük ve tekrar eden alışkanlıklardan doğuyor.

Valilik masasında konuşulanların sahile inmesi zaman alabilir; ama sahildeki alışkanlıklarımızı bugünden değiştirmek için kimseyi beklemek zorunda değiliz.

Antalya'nın sahil şeridindeki kafeler ve plaj barları, aslında bu işin en görünür noktasında duruyor. Tek kullanımlık pipeti, karıştırıcıyı, plastik bardağı bırakıp cam ya da metal alternatiflere geçmek büyük bir yatırım gerektirmiyor; üstelik artık pek çok misafir bu tür detaylara dikkat ediyor, hatta tercih sebebi sayıyor. Bir işletmenin "burada plastik pipet yok" demesi, bugünün turistine hem samimi hem de şık geliyor hiç fena bir pazarlama hikâyesi de değil aslında.

Resmi kurumları beklemeden yapılabilecek bir başka şey de komşuların, arkadaş gruplarının kendi sahil parçasını benimsemesi. Hafta sonu bir saatlik yürüyüş temizliği, önceden ilan edilen bir buluşma noktası, birkaç poşet ve eldiven bu kadar basit bir şey, düzenli tekrarlandığında bir mahallenin sahilini gerçekten farklılaştırabiliyor.

Sosyal medyada organize olmak da hiç zor değil; birkaç kişi başlatınca genelde katılım kendiliğinden büyüyor.

Turizm sektörü de bu döngünün büyük bir parçası. Otel odalarında tek kullanımlık şişe yerine cam sürahi tercih etmek, konaklama süresince misafire kısa ve nazik bir sıfır atık hatırlatması yapmak, maliyeti düşük ama etkisi kalıcı adımlar arasında. Semt pazarlarındaki esnafın file ve kese kâğıdını yeniden özendirmesi de aslında yeni bir şey değil Antalya'nın eski pazar kültüründe zaten vardı bu alışkanlık, sadece unutulmaya bırakılmış durumda.

Antalya'nın plastik meselesi, 22 Ağustos'ta bir toplantı odasında başlamıyor aslında; yıllardır sahilde, sokakta, mutfakta zaten yaşanıyordu. Bu toplantının değeri, o dağınık deneyimi bir araya toplayıp ortak bir sese dönüştürebilecek olması. İstanbul'daki çalıştaya giden yol, Antalya'nın her köşesinden geçiyor ve o yolu, masadaki kararlardan önce, bugün attığımız küçük adımlarla biz döşüyoruz.

Sağlıcakla ve sağduyuyla kalın, sevgiler…