Benim için Antalya demek, yüksek rakımlı yaylalarda rüzgarın taşıdığı o keskin ama huzur veren koku demektir. Şehir merkezinde nemden bunaldığımızda sığındığımız o yaylalarda yetişen Dağ Çayı, sadece bir içecek değil; kış hastalıklarına karşı örülen bir kalkandır. Elinize aldığınızda tüylü yapısıyla size doğanın yumuşaklığını hissettirir.

Hemen yanında boy gösteren Adaçayı ise bu toprakların bilgeliğini temsil eder. Modern tıp ne derse desin, boğazı ağrıyan bir Antalyalı için ilk durak her zaman o gümüşi yapraklarıdır. Bu bitkiler, Akdeniz insanının direncini ve doğaya olan sarsılmaz güvenini simgeler.

AKDENİZ'İN MOR TACI: LAVANTA

Son yıllarda Kuyucak tarafı kadar olmasa da Antalya'nın yüksek kesimlerinde de yaygınlaşan Lavanta, bu şehrin estetik anlayışıyla şifasının birleştiği noktadır. Lavanta tarlaları arasında yürürken hissettiğiniz o dinginlik, aslında doğanın bize sunduğu en büyük terapidir. Sadece yağıyla değil, kokusuyla bile modern dünyanın stresini üzerimizden silip atma gücüne sahip bu bitki, Antalya'nın turkuazına en çok yakışan renklerden biri oldu.

MUTFAKTAKİ ŞİFA: DEFNE VE KEKİK

Antalya mutfağını düşünün; bir balık sofrasını veya bir et yemeğini Defne yağraı olmadan hayal edebilir misiniz? Ya da yollarda yürüken aniden burnunuza çalınan o keskin Kekik kokusunu? Bu bitkiler bizim için sadece baharat değil; sindirimi kolaylaştıran, vücudu arındıran birer doğa mucizesidir. Akseki ve İbradı yollarında taşların arasından fışkıran o dirençli kekikler, bana da her zaman Antalya inanının zorluklara karşı dik duruşunu anımsatır.

BİR ÖMÜR UZATAN İKSİR: ZEYTİN YAPRAĞI

Antalya'nın her köşesinde görebileceğiniz o asırlık zeytin ağaçları, sadece meyvesiyle değil, son yıllarda kıymetini daha iyi anladığımız yaprağıyla da tam bir şifa kaynağı. Bağışıklığı çelik gibi yapan zeytin yaprağı çayı, bu coğrafyanın bize sunduğu sessiz ama en güçlü mirastır. Kısacası, Antalya'da yetilen şifalı bitkiler, sadece birer ticari meta değildir. Onlar, ninelerimizin sandık lekelerini çıkaran, dedelerimizin kış boyu zinde kalmasını sağlayan, her evde mutlaka bir kavanozda saklanan kadim dostlarımızdır. Modern hayat bizi ne kadar beton binalara hapsetmeye çalışsa da, Toroslar'dan gelen bir tutam kekik kokusu bizi önümüze döndürmeye yeter.