Merhaba… 2026 yılında, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı yani COP31, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek. COP31, küresel iklim politikalarının şekillendirildiği en büyük uluslararası çevre zirvesi olma özelliğini taşıyor ve iklim değişikliğiyle mücadelede devletlerarası iş birliğinin en önemli platformu olarak kabul ediliyor.
COP31’in 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilmesi planlanıyor. Antalya, bu büyüklükteki uluslararası toplantıları düzenleyebilecek kongre merkezleri, oteller ve altyapıya sahip bir şehir olarak seçildi.
Türkiye, ev sahibi ve dönem başkanı olarak COP31’e liderlik edecek ve zirvenin koordinasyonunu sağlayacak. Zirvenin müzakere sürecini ise Avustralya’nın yönetmesine karar verildi. Bu, COP tarihinde farklı bir iş birliği modeli olarak öne çıkıyor.
Bu karar, 2025’te Brezilya’nın Belém kentinde düzenlenen COP30’un ardından müzakerelerle netleşti ve Türkiye’nin Antalya’da ev sahipliği yapması kararlaştırıldı. Gurur ve korku ilk hissettiklerim açıkçası…
COP31, küresel iklim eylem gündeminin tartışıldığı ve yeni kararların alındığı kritik bir zirve olacak. Zirvede ele alınacak başlıca konular arasında sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim finansmanı ve sürdürülebilir gelişme hedefleri, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşma stratejileri ve küresel iklim risklerine uyum ve destek mekanizmaları yer alacak.
COP31, sadece devlet temsilcilerini değil; uluslararası sivil toplum örgütlerini, özel sektör aktörlerini, bilim insanlarını ve medya mensuplarını bir araya getirerek Antalya’yı küresel iklim diplomasisinin merkezlerinden biri haline getirecek.
Bu ölçekte bir zirveye ev sahipliği yapmak, Antalya ve Türkiye’ye birçok fırsat sunacak gibi görünüyor. Turizm ve konaklama sektöründe güçlü bir ekonomik hareketlilik, uluslararası görünürlük ve diplomatik prestij, küresel sürdürülebilirlik ve çevre politikalarında Türkiye’nin etkin rolünün pekişmesi ve yerel ekonomik kalkınma ve altyapı yatırımlarının artması gibi kazanımlar bekleniyor.
Ayrıca Antalya’nın bu toplantı sayesinde sadece turizm şehri olarak değil, iklim eylemi ve sürdürülebilirlik alanında da küresel bir merkez olarak tanınma potansiyeli bulunuyor.
COP31 zirvesi, yalnızca Türkiye için değil, küresel iklim politikaları açısından da büyük önem taşıyan bir etkinlik olacak. Bu zirve, iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin hedeflerini güncelleyeceği, iş birliği ağlarının güçleneceği ve sürdürülebilir bir geleceğe giden yolun tartışılacağı bir platform işlevi görecek. Umuyorum ki altyapı ve organizasyon anlamında Antalya’ya bir yük değil gelişim getirir…
Sağlıcakla ve sağduyuyla kalın, sevgiler…