Merhaba… Gece bir sahilde yürürken karanlık çoğumuza eksiklik gibi gelir. Önümüzü görmek isteriz, telefonumuzun ışığını açarız, restoranın bahçesi biraz daha aydınlık olsun isteriz, aracın farları birkaç dakika denize doğru bakar.
Çok sıradan davranışlar bunlar. Fakat aynı gece, birkaç gramlık bir caretta caretta yavrusu kumun altından çıkıyorsa, bizim için küçük olan o ışık onun dünyasında yön tabelasına dönüşebilir. Çünkü yavru deniz kaplumbağaları yumurtadan çıktıklarında denizin nerede olduğunu bizim anladığımız biçimde “bilmez”. Doğal bir kumsalda, kara tarafındaki kumul ve bitki örtüsü daha koyu bir siluet oluştururken deniz tarafındaki açık ve alçak ufuk görece daha aydınlık görünür. Yavrular bu görsel karşıtlıktan yararlanarak denize yönelir. Gökyüzü ışığının ve açık deniz ufkunun oluşturduğu bu doğal işaretler, milyonlarca yıldır işleyen sistemin parçasıdır. Kıyıda güçlü bir yapay ışık ortaya çıktığında ise en parlak yön artık deniz olmayabilir.
Antalya için bu konu teorik değil. Çıralı, Türkiye'nin önemli deniz kaplumbağası yuvalama kumsallarından biri ve 2026 sezonunda koruma çalışmaları yine yoğun biçimde sürdürüldü. Bu yıl ilk yuva 15 Mayıs'ta tespit edildi. 20 Temmuz'da İletişim Başkanlığı tarafından yayımlanan bilgide Çıralı'daki yuva sayısının 108'e ulaştığı, koruma ve izleme ekibinin gece gündüz sahada çalıştığı bildirildi. 25 Ağustos tarihli saha verisinde ise yuva sayısı 120'ye çıkmıştı. O tarihe kadar açılan 72 yuvadaki 4 bin 923 yumurtadan 2 bin 758 yavrunun denize ulaştığı aktarıldı. Bu rakamların sezonun kesin nihai bilançosu olmadığını özellikle belirtmek gerekiyor. Bunlar belirtilen tarihler itibarıyla doğrulanabilen ara veriler.
Çıralı'da Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 6. Bölge Müdürlüğü ile Ulupınar Çevre Koruma Geliştirme ve İşletme Kooperatifi iş birliğinde koruma ve izleme yapılıyor. Gönüllüler, öğrenciler, yerel yönetimler, kamu kurumları ve bölgedeki işletmelerin katkısıyla uzun yıllardır devam eden bir emek var. 2026 sezonunun ilk yuvalarıyla birlikte Çıralı'da gece 21.00 ile sabah 06.00 arasında sahile insan ve araç girişinin, ateş yakmanın, ses ve gürültünün yasaklandığı dönem de başladı. Yani sahada zaten önemli bir koruma sistemi çalışıyor.
Işık meselesinin bilimsel geçmişi de yeni değil. Üstelik Türkiye'den bir örneğimiz var. Göksu Deltası'nda yapılan ve 1994 yılında Journal of Herpetology'de yayımlanan çalışma, insan yerleşiminden kaynaklanan yapay ışığın Caretta caretta yavrularının denize yönelimini nasıl etkileyebildiğini araştırdı. Çalışmanın çıkış noktası çok açık: Yavrular aydınlık deniz ufkuna dayanan doğal görsel ipuçlarını kullanıyor ve kıyıdaki yapay ışık bu sistemi bozabiliyor.
Akdeniz'in başka kıyılarındaki daha yeni araştırmalar da bize önemli bir uyarı veriyor. Yunanistan'ın Zakintos Adası'ndaki çalışmada 230 yuvadan çıkan 5 bin 967 yavrunun hareketleri incelendi ve gece yapay ışığının denize ulaşım sürecindeki kayıpları artırabileceği ortaya kondu. Araştırmacılar etkilerin kumsaldan kumsala değişebildiğini de özellikle vurguluyor. Başka bir yerde ölçülen yüzdeyi alıp Antalya'ya yapıştırmak bilimsel olmaz. Antalya'da kaç yavrunun yalnızca ışık nedeniyle yönünü kaybettiğini gösteren doğrulanmış, güncel ve sistematik bir yerel sayı bulamadığımız sürece böyle bir rakam vermemek gerekir.
Zaten 2026'da yayımlanan Akdeniz ölçekli bir değerlendirme de tam bu veri boşluğuna dikkat çekiyor. On altı Akdeniz ülkesinden deniz kaplumbağası uzmanlarının katıldığı çalışmada, yapay gece ışığının etkisinin bölge genelinde yeterince standart biçimde ölçülmediği belirtiliyor. Uzmanlar en hassas yaşam evresinin özellikle yumurtadan çıktıktan sonraki denizi bulma ve ilk açılma dönemi olduğunu ifade ediyor.
Üstelik ışık yalnız yavruların meselesi değil. Yuvalamak için karaya çıkan yetişkin dişiler de sahildeki yapay aydınlatmadan etkilenebiliyor. Bilimsel çalışmalar bazı ışık koşullarının yuvalama davranışını değiştirebildiğini, kumsalda geçirilen süreyi uzatabildiğini ve başarılı yuvalama girişimlerini azaltabildiğini gösteriyor. Burada da aynı sınırı koruyalım: Bu sonuçlar Antalya'da ölçülmüş oranlar değil, farklı yuvalama sahalarından elde edilmiş bilimsel bulgular.
Peki bizim gündelik hayatımızın bununla ilgisi nerede başlıyor?
Bir otelin dış aydınlatması, restoranın sahile bakan lambası, evin balkon ışığı, yol aydınlatması, aracın farı veya telefon flaşı, eğer kumsaldan görülebiliyorsa doğal gece görüntüsüne yeni bir ışık kaynağı ekliyor. ABD Balık ve Yaban Hayatı Servisi özellikle sahilde kullanılan el fenerleri ve benzeri ışıkların hem yuvalayan dişileri hem yavruları etkileyebileceğini belirtiyor. Güncel koruma tavsiyelerinde cep telefonu ışığı ve flaşlı fotoğraf kullanımından da kaçınılması isteniyor. Türkiye'deki Deniz Kaplumbağalarının Korunması Genelgesi de yuvalama alanlarında motorlu araç girişinin engellenmesi, ışıklandırma ve gece kullanımının sınırlandırılması gibi hükümler içeriyor.
Kumsalda bıraktığımız şeyler de en az ışık kadar basit ama önemli. Şezlong, şemsiye ve benzeri ekipmanlar gece sahilde kaldığında yetişkin kaplumbağaların geçişini engelleyebiliyor. Derin kum çukurları ve büyük kum yapıları da yavruların önünde fiziksel engel oluşturabiliyor. Bu nedenle yuvalama kumsallarında gün sonunda eşyaların kaldırılması ve açılan çukurların kapatılması uluslararası koruma rehberlerinde özellikle öneriliyor.
“Kaplumbağa dostu aydınlatma” denildiğinde de yalnız lambanın rengini değiştirmekten söz etmiyoruz. En güvenli yaklaşım gereksiz ışığı önce kapatmak. Gerekli ışık mümkün olduğunca alçakta tutulmalı, en düşük yeterli ışık düzeyi kullanılmalı, armatür tamamen perdelenmeli ve ışık sahilden uzağa, aşağı doğru yönlendirilmelidir. Pencerelerden kumsala yayılan ışık için perde kullanılması, hareket sensörleri ve fiziksel bitki ya da yapı perdeleri de çözümün parçası olabilir. Uzun dalga boylu amber, turuncu veya kırmızı ışıklar deniz kaplumbağaları açısından beyaz ve kısa dalga boyu içeriği yüksek ışıklara göre daha düşük risk taşıyabiliyor.
Ama burada küçük bir ayrıntı çok önemli. “Kırmızı ışık kullanıyorum, o halde sorun yok” demek doğru değil. Işığın dalga boyu kadar şiddeti, konumu, yönü ve kumsaldan görülüp görülmediği de önemli. Klasik deneysel çalışmalar, daha az etkili kabul edilen bazı uzun dalga boylu ışıkların bile yanlış konumlandırıldığında yavruların yönelimini bozabileceğini gösteriyor. Dolayısıyla renk, kötü aydınlatmayı otomatik olarak kaplumbağa dostu hale getiren sihirli bir çözüm değil.
Bence bu konunun umut veren tarafı da burada. Çözümün tamamı dev projelerden oluşmuyor. Kurumların yaptığı koruma, izleme ve denetim çalışmalarının yanında bizim de gece sahilde bıraktığımız izi biraz küçültmemiz mümkün. Bir perdeyi çekmek, gereksiz lambayı kapatmak, telefon flaşını kullanmamak, şezlongu kaldırmak, açtığımız kum çukurunu kapatmak…
Belki bize birkaç saniyelik bir davranış değişikliği gibi geliyor. Fakat karanlık bir kumsalda yönünü arayan küçücük bir yavru için o birkaç saniye, karşısındaki en parlak yönün yeniden deniz olması demek olabilir.
Sağlıcakla ve sağduyuyla kalın, sevgiler…