Maalesef, ülke insanının beklentileri, dünya kupasından aylar önce pompalanmaya başlamıştı.Stres yüklediler ekibimize...
Bu yük de ağır geldi kanımca!
Ağzı olanın konuştuğu, futbol bataklığımızdan, seviyenin altında iş çıkarmamıza neden olundu...
Gereksiz abartılı yaklaşımlarla, başarının kesinlikle elde edileceğine dair yazılar yazıldı ve dillendirildi. Herkese, aşırıya kaçacak şekilde, inanç spreyi sıkıldı.
Unutulan bir şey vardı!
Biz yalanı dolanı çok olan bir futbol ülkesiydik.
Ne alt yapımız düzeyliydi ne de alt yapımız ile üst yapımız birbirleriyle ilintili ve uyumlu çalışma içerisindeydi.
Hiçbir dönemde, üretime yönelik ve verimliliği yüksek projeleri hayata geçirememiştik.
Soruyorum sizlere?
Aranızda, temposu düşük futbol oynadığımızı kabul etmeyen var mı?
Savunmayı bilmeyen, hattını koruyamayan, rakibini kontrol altına alamayan, hücuma çıkışı olmayan, çıktığında dönemeyen bir anlayışa sahip futbolcularımızı eğitebiliyor muyuz?
Orta saha zenginliğini sadece, daha fazla topa sahiplilik olarak gören ve böyle uygulatan, antrenörlerimiz, uygulayan sporcularımız mevcut değil mi?
Bu eksik özelliklerimizi geliştirebiliyor muyuz?
Hem savunmaya, hem de hücuma katkı veren, bölgeler arası geçişleri ve dönüşleri yapan, pas yüzdesinde mükemmeli yakalayan ve mücadeleli oyunu benimseyen futbolcularımızın sayısını çoğaltabildik mi?
"Çare aramadık, doğruları hiçbir zaman bulamadık" dediğinizi duyar gibiyim!
Bu nedenle, her yenilgiyi hüsran olarak algılamaktayız.
Sağlıklı ve esen kalın...