Geçen gün Konyaaltı’nda yürürken, bir trafik kazasına şahit oldum. Siparişini bir an önce müşteriye ulaştırmaya çalışan genç bir kurye bir lüks bir otomobille çarpışmıştı.

Motokurye yerde hareketsiz halde yatarken, araç ta orta refüje çıkmıştı.

Hastanelere hayli yakın olmasına rağmen herkes ambülans bekliyordu.

İşim olduğu için bekleyemedim ama umarım motokurye ve araç sürücüsü hayattadır.

Gerçekten de Antalya’da da her yer de olduğu gibi hem moto kurye, hem de motosiklet kullanıcılarının sayısı çok arttı.

Bunların çoğu da trafikte en çok görülenler motokuryeler…

Kapı çaldığında çoğumuz sadece siparişimizi teslim alıyoruz.

Ancak o kapıya ulaşana kadar yaşanan mücadele, çoğu zaman gözlerden uzak kalıyor.

Türkiye'nin dört bir yanında on binlerce motokurye, sabahın ilk ışıklarından gece yarısına kadar trafikte zamanla yarışıyor.

Yağmur, sıcak, kar, fırtına...

Hava şartları ne olursa olsun siparişler yetiştirilmeye çalışılıyor.

Çünkü sistem hız istiyor, müşteri beklemek istemiyor, platformlar ise performans puanlarıyla kuryeleri daha fazla baskı altında tutuyor.

Vatandaşın da bu tablodaki yeri önemli.

Birçok kişi siparişinin birkaç dakika gecikmesine tepki gösterirken, bazıları kuryelere trafikte gereksiz baskı yapıldığını düşünüyor.

Aslında herkes hızlı hizmet istiyor, ancak bu hızın bedelini çoğu zaman direksiyon başındaki gençler ödüyor.

Motokuryenin Zorlu Mesaisi-1

Motokuryelerin en büyük talepleri ise oldukça net:

Daha güvenli çalışma koşulları, gerçekçi teslimat süreleri, adil ücretlendirme, kapsamlı sosyal güvence ve trafikte daha fazla saygı.

Her gün yüzlerce kilometre yol yapan bu gençler, çoğu zaman dakikalar kazanabilmek için yoğun trafiğin içinde büyük risk alıyor.

Bu risk bazen ağır yaralanmalarla, bazen de ne yazık ki ölümlerle sonuçlanıyor.

Verilere göre, Türkiye genelinde 2024 yılında 63, 2025 yılında da 44 motokurye bu kazalarda hayatlarını kaybederken, geride ise gözü yaşlı aileler, yarım kalan hayaller ve "Bir sipariş için buna değer miydi?" sorusu kalıyor.

Uzmanlara göre çözüm yalnızca motokuryelerden daha dikkatli olmalarını beklemek değil.

Sipariş platformlarının teslimat politikalarını gözden geçirmesi, işverenlerin güvenliği öncelik haline getirmesi, sürücülerin trafikte daha anlayışlı davranması da önemli.

Tabii ; vatandaşların birkaç dakikalık gecikmeleri de hoşgörüyle karşılaması gerekiyor.

Çünkü unutulmaması gereken bir gerçek var:

Eve ulaşan her siparişin arkasında, eve sağ salim dönmeyi bekleyen bir insan var.

Belki de en hızlı teslim edilmesi gereken şey, siparişler değil; motokuryelerin güvenliğini sağlayacak çözümlerdir.