Antalyaspor için yeni, uzun ve çok zorlu bir sezon başlıyor. 2026-2027 sezonu; kulüp tarihinin yakın tarihte görmediği kadar yorucu, yıpratıcı ve belki de saha dışına da yansıyacak sürprizlere imza atacak gibi görünüyor.
Geçtiğimiz sezon başı takımın ligden düşeceğini iddia ettiğimde şahsımı ‘Antalyaspor düşmanı’ ilan eden, kişiler bu sezon öncesi görüşlerimi merak ediyor. Ve büyük çoğunluk tekrar Süper Lig’e çıkıp çıkılamayacağını soruyor.
Baştan söyleyeyim; Antalyaspor için bir alt lige düşmemek başarı olur.
Nedenlerine gelince…
En büyük sorun para. Ve takıma olan güvensizlik had safhada olduğu için, destek vermek isteyenler de çekimser davranıyor. Henüz transfer engeli kaldırılamadı, futbolcu ve personel maaşları aylardır ödenemiyor. Gelen hacizlere çözüm bulması gerekenler ‘Artık haczedecek bir şey bulamayacaklar’ diyerek aslında kulübün içinde bulunduğu durumu özetliyor.
Yönetim tüm kozlarını oynayarak, transfer engelini kaldırmak ve yeni isimlere lisans çıkarmayı hedefliyor. Transfer engelinin bir şekilde kalkacağını ve lisansların çıkacağını düşünüyorum. Aynı yönetimin sezon devam ederken futbolcu ve personel maaşları ile deplasman giderlerini nasıl karşılayacağı konusunda çok fazla bir hazırlığı yok.
İlk düğme yanlış iliklenirse devamı da yanlış olurmuş…
Olmayan imkanlarda yapılan transferlere bakınca bunu daha net görüyoruz. Futbol aklı olarak takımın başına getirilen Aytaç Altay’ın daha önceki transferlerini hatırlıyoruz. Aynı futbol aklı aynı hataları yine yapıyor. Antalyaspor’un cumartesi günü oynanacak Keçiörengücü maçında sahaya süreceği stoperi ve yedek golcüsü yokken 2 transfer yaptı. Samet Karakoç, Kenneth Paal ve Erdoğan Yeşilyurt’un görev aldığı sol bek için futbol dâhisinin eski kankisi 38 yaşındaki Güray Vural’ı aldı. Yine aynı futbol dehası, Soner Dikmen, Jesper Ceesay, Dario Saric ve Hasan Yakub İlçin gibi isimlerin bulunduğu orta sahaya bir başka kankisi müzmin sakat Ufuk Akyol’u aldı.
Yani Antalyaspor transfer engelini; Güray ve Ufuk gibi gereksiz iki isim için açmış gibi oldu. Oysa 38 yaşındaki Veysel Sarı dışında elle tutulur bir stoperi bulunmayan Antalyaspor’un artık akıllanması gerekiyordu. Para bulmak için kentin valisi, milletvekilleri, belediye başkanları ve tüm STK temsilcilerinin seferber edildiği bir ortamda, bulunan paranın nasıl kullanılacağı konusunda da dikkatli olunmalıydı. Ama geçtiğimiz sezon başının benzeri bir tablo izliyoruz.
Lisanslarının çıkması halinde Nzaba ve Pedrinho’nun takıma ne vereceklerini henüz bilmiyoruz. Ancak 9 yabancı futbolcusu bulunan, 2 yeni isimle birlikte elinde 11 oyuncusu bulunan Antalyaspor’da 6+2 kuralı gereği en az 5 yabancıyla yolların ayrılması gerekiyor. Ne hikmetse hiçbir oyuncu da takımdan gitmek istemiyor! Çünkü geçtiğimiz sezon başı 300-400 bin Euro’luk oyunculara 700-800 bin Euro'luk sözleşme imzalatan benzer futbol akılları takımı kilitledi. Kaleci Cuesta dahil gönderilmek istenen hiçbir futbolcu, gidecekleri takımda Antalyaspor’un imza attırdığı rakamın yarısını alamayacaklarını biliyor. O nedenle de muhtemelen yatarak maaşlarını almayı tercih edecekler.
Sezon başladığında sahada 90 dakika oynayan bir futbolcu 200-300 bin Euro alırken, lisansı çıkmayan bir oyuncunun evinde yatarken 600-700 bin Euro aldığını görürsek şaşırmayalım.
Antalyaspor günü kurtarmaya çalışarak sezona başlıyor. 2 ay sonra ne olacağını ise şimdilik kimse bilmiyor.
Antalyaspor’un sorunları sadece saha içinde değil. Saha dışında da daralan bir çember söz konusu.
2-3 hafta önce haber konusu bir davanın takibi için Antalya Adliyesi’ndeydim. Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin bulunduğu 4. katta duruşma saatini beklerken, salonların kapılarında asılı olan dava listelerine göz attım. 3 dosyada davalı olan taraf Antalyaspor’du. Alacaklarını tahsil edemeyen esnaf, çözümü adliye koridorlarında aramakta bulmuş. O davalar bittiğinde Antalyaspor yeni ödeme emirleri ile karşı karşıya kalacak.
Hafriyat bilmecesinden kurtulamayan Antalyaspor’un adını, önümüzdeki günlerde yüz kızartıcı başka suçlamalarla da görebiliriz. Mesela; şu anda devam eden ve insan onuruna dokunan bir davada Antalyaspor’da bir şekilde görev yapmış kişilerin isimleri geçiyor. İnşallah suçlamalar asılsızdır ve dava düşer. Ancak iddialar doğruysa ve dava bu doğrultuda ilerlemeye devam ederse, kişilik sorunu olan insanlar yüzünden Antalyaspor’un ismini bambaşka suçlamalara konu olmuş şekilde görebiliriz.
Mevcut yönetimden bir kişinin tutuklu olduğu dava ile ilgili iddialar ve duyumlarımız doğruysa, sadece Antalyaspor değil Antalya’da büyük skandal patlar. İddiaların doğru çıkması halinde patlayacak fosseptikten çıkan pislikler, Antalya İtfaiyesi’nin tüm araçları ile yıkanması halinde bile temizlenemez. İşte o zaman Antalyaspor’u ve sportif başarıyı değil, başka şeyleri konuşuyor oluruz.
Önüne geleni yönetime alan, yönetimi bırakmamak için genel kurulu siyah takım elbiseli ve silahlı insanlarla dolduran anlayıştan böyle bir sonuç çıkmasını da kimse yadırgamamalı. Çünkü bu camia bunları hak etti.
Antalyaspor’u bu sezon saha içinde ve dışında çok zorlu bir yolculuk bekliyor. Mevcut şartlarda sezonun tamamlanması bile çok zor gibi görünüyor. Süper Lig hayali kurmak elbette çok güzel. Ne var ki; kabul etmek kolay olmasa da bu ligde kalıcı olmanın başarı olduğunu düşünüyorum.
Yazının başına dönersek: Saha içindeki Antalyaspor’u futbol aklı ve kankileri, saha dışındaki Antalyaspor’u ise yönetimlerde yer alan bazı isimler ve kankileri şekillendirecek.