İtirafçı, gerçeği ortaya çıkaran kişi mi, yoksa kendi cezasını hafifletmek için yeni bir senaryo yazan aktör mü? Çünkü itirafçılık çoğu zaman hukuki bir araçtan çok, siyasi bir kaldıraç olarak kullanıldı.
Bugün Antalya’da tartışılan Muhittin Böcek değil; yerel yönetim ahlakının nereye savrulduğu konusu tartışılıyor.
Aslına bakarsanız Muhittin Böcek’in etrafında şekillenen “itirafçı” iddiaları, bir belediye başkanının kişisel kaderinden çok daha fazlasını anlatıyor.
Bu mesele o kadar ciddi ki, tartışılan konuda hukukun mu işleyeceği yoksa siyasetin mi yön vereceği sorusunu yeniden masaya yatırıyor.
Ortada kesinleşmiş bir hüküm yok; bu önemli başlığa çok dikkat etmek gerekir.
Masumiyet karinesi hukuk devletinin omurgasıdır.
Ancak itirafçı kavramının bu kadar rahat dolaşıma sokulduğu günümüzde, işte asıl sorun tam da burada başlıyor.
İtirafçı, gerçeği ortaya çıkaran kişi mi, yoksa kendi cezasını hafifletmek için yeni bir senaryo yazan aktör mü? 0
Bana göre Türkiye’de bu sorunun net bir cevabı yok.
Şimdilik net bir cevabının da olması da mümkün değil gibi görünüyor.
Çünkü itirafçılık çoğu zaman hukuki bir araçtan çok, siyasi bir kaldıraç olarak kullanıldı. Kullanılmaya da devam ediyor.
Muhittin Böcek dosyası da bu belirsizliğin içinde yürüyor. İddialar var, karşılıklı açıklamalar var, sert savunmalar var.
Ama kamuoyunun göremediği, üstünden atladığı tek şey şeffaflık.
Belgeler yerine cümleler, deliller yerine imalar ortalıkta fink atıyor. Önüne gelen, bilen bilmeyen kim varsa sallıyor.
Böyle bir zeminde gerçek ortaya çıkmaz; sadece algılar çarpışır.
Yerel yönetimler tarafından bakıldığın da tablo daha da vahim.
Antalya gibi rantın, inşaatın, turizmin ve büyük paranın döndüğü bir şehirde, “itirafçı” kelimesinin bu kadar kolay telaffuz edilmesi bile başlı başına bir alarmdır.
Çünkü sorun tek bir belediye başkanıyla sınırlı değildir; sistemin kendisidir.
Bugün itirafçı konuşur, yarın dosya kapanır; ama şehir aynı düzenle yönetilmeye devam eder.
Siyasetin refleksi ise tanıdık: Saflaşma. Bir taraf “tamamı iftira” diyor. Diğer taraf “her şey doğru” diye bağırıyor. Olan yine Antalya da yaşayanlara oluyor.
Çünkü kimse şu basit soruyu sormuyor: Bu iddialar neden bu kadar kolay üretilebiliyor?
....Ve bu düzen neden sürekli aynı şüpheleri doğuruyor?
Eğer bir belediye başkanı hakkında itirafçı iddiası konuşulabiliyorsa, orada iki ihtimal vardır: Ya ciddi bir suç düzeni vardır ya da ciddi bir denetimsizlik.
Her iki ihtimal de yönetim başarısızlığıdır. Ve bu başarısızlık, sadece bir kişiye değil, onu denetlemeyenlere de aittir.
Asıl mesele Muhittin Böcek’in aklanıp aklanmaması değildir. Asıl mesele, bu ülkede belediyelerin neden sürekli itirafçı hikâyeleriyle anıldığıdır.
Şeffaflık olmadığı sürece, hesap verme kültürü yerleşmediği sürece, bugün Böcek konuşulur; yarın başka biri.
Antalya’nın ihtiyacı polemik değil, yaşanan gerçektir-gerçeklerdir.
İtirafçıların değil, belgelerin konuştuğu bir düzen.
Aksi halde her dosya kapanır ama kirlilik kalır. Ve o kirlilik, bu kente yakışmaz.