Ağustos Böceği’ni tanımayanınız var mı? Belki vardır. Ben size birazcık tanıtayım
isterseniz. Bütün yaz saz çalıp şarkı söyleyen, gününü eğlenerek geçiren bir
böcektir. Kırlara pikniğe gittiğinizde bu böceği görmeseniz bile sesini mutlaka
duymuşsunuzdur. Cıır! Cııırl… Karıncayı sizlere tanıtmamama gerek var mı?
Hepimiz tanırız karıncayı, çalışkanlığı ile ün yapmıştır. Bütün yaz işi gücü
yuvasına yiyecek taşımaktır. Niye mi? Karınca uzun kış günlerini düşünmektedir
de ondan. İşte masalımızın kahramanları bu çalışkan karınca ile eğlenmeyi pek
seven bu ağustos böceği. Yaz mevsimi bütün güzelliği ile devam edip gidiyordu.
Ağustos Böceği’nin keyfine diyecek yoktu. Sıcaktan kaçmak için çok kolay bir
ağaç gölgesi buluyordu. Koyu gölgede hemen sazını eline alıyor, çalmaya
başlıyordu. Ardından bir de türkü tutturuyor, keyfine keyif katıyordu. Bu arada
çevredeki canlıları rahatsız ettiğinin farkında bile değildi. Ağustos Böceği,
lütfen biraz sessiz olur musun? Gürültüden rahatsız oluyoruz. Diye şikâyet
edenlere aldırdığı bile yoktu.Rahatsız oluyorsanız, kendinize başka bir yer bulun. Ben sizin rahatınız için
sanatımı icra etmekten vaz mı geçeyim? Diye savunma yapıyordu.
Karnı acıktığında fazla uğraşmadan yiyecek bulabiliyordu. Çünkü mevsim yaz,
etrafta yiyecek boldu. Bitkilerin tohumları, küçük börtü böcek Ağustos
Böceği’nin yemek masasını dolduruyordu.
Karınca kan ter içinde kendi vücudunun üç dört katı büyüklüğünde bir tohumu
yuvasına taşımaya uğraşıyordu. Yorgunluktan mecali kalmamıştı. Biraz dinlenmek
ve soluklanmak için durdu. Alnında biriken terleri, elinin tersiyle sildi. Bu
arada ağacın koyu gölgesinde yan gelip yatan Ağustos Böceği ile karşı karşıya geldi.
Ağustos Böceğine selam vererek: Ağustos Böceği, herhalde kış hazırlıklarını
bitirdin. Onun için böyle rahat rahat oturuyorsun dedi. Ağustos böceği gülerek
cevap verdi:
Ben sizin gibi tüm gün çalışamam. Ben büyük bir sanatçıyım. Saz çalar şarkı
söylerim. Herkesi eğlendiririm, cevabını verdi. Karınca bu cevaba çok
sinirlenmişti. Fakat Ağustos Böceği’ne laf anlatamayacağını anlamıştı. Onun
için kendi işine döndü. Tohumu zorla da olsa yuvasına götürdü. Bu iş bütün yaz
devam etti. Karınca yuvasına yem taşıyor, ambarlarını dolduruyordu. Ağustos
Böceği ise gölgeden gölgeye koşuyor, saz çalıp türkü söylüyordu. Sayılı gün
çabuk geçer. Güzel yaz günlerinin sonu da çabuk geldi. Sert rüzgârlar esmeye
başladı. Ağustos böceği artık saz çalıp türkü söylemeyi bırakmıştı. Karnını
doyurmak günden güne zorlaşıyordu. Artık yaz günlerindeki gibi çabucak yiyecek
bulamıyordu. Bitkilerin meyveleri bitmiş. Tohumlar ya toprağa karışmış ya da
bir hayvan tarafından toplanmıştı. Ortalıkta börtü böcek de görünmüyordu.
Ağustos Böceği akşama kadar dolaşıyor fakat yine de karnı aç kalıyordu. Bu
günler de çabucak geçiverdi. Kara kış gelip kapıya dayandı. Bir sabah
uyandıklarında dünyanın beyaz örtüyle kaplanmış olduğunu gördüler. Her yer
karlarla kaplıydı. Ağustos Böceği’nin boğazından günlerdir bir tek lokma bile
geçmemişti. Soğuktan da tir tir titriyordu. Ne yapacağını ne edeceğini
bilemiyordu. Birden aklına sıcak yaz günleri geldi. Ne güzeldi o günler. Her
yer yiyecek doluydu. Karnını doyuruyor, gölgede sazını çalıyordu. Birden aklına
karınca geldi. O bütün yaz yuvasına yiyecek taşımıştı.” Ondan biraz ödünç
yiyecek istesem” diye düşündü. Fakat bu fikri kendi de beğenmedi. Çünkü yaz
mevsiminde Karınca’nın sözlerine kulak vermemişti.
Fakat midesinden gelen gurultular Ağustos Böceği’nin fikrinin çabuk değişmesine
neden oldu. Ne olursa olsun, karıncaya gideyim diye düşündü. Doğruca karıncanın
yuvasına gitti. Kapıyı çaldı.” Tak! Tak!” içeriden karıncanın sesi duyuldu.” Kim
o?” Ağustos Böceği dışarıdan: Karınca kardeş ben geldim Ağustos Böceği, kapıyı
aç, dedi. Karınca kapıyı açtı. Kapı açılınca Ağustos Böceği’nin yüzüne odanın
sıcak havası vurdu. Karınca kaşları çattı: Ne istiyorsun Ağustos Böceği? Diye
sordu. Ağustos Böceği tüm yüzsüzlüğü ile: Karınca kardeş karnım çok aç. Bana
biraz yiyecek verir misin? Borcumu yaz geldiğinde öderim, dedi. Karınca: Bütün
yaz ne yaptın? Diye sordu. Ağustos Böceği gururla: Bütün yaz saz çalıp, türkü
söyledim, dedi. Karınca: Ne mutlu size. Demek bütün yaz saz çalıp şarkı
söylediniz. O zaman şimdi de buyurun oynayın biraz, demiş. Ardından kapıyı
kapatıp evine girmiş.