Antalya turizm merkezi olarak bilinen bir şehrimiz. Çevresindeki pek çok ilçe turizm merkezleri, antik çağlardan gelen arkeolojik kentleri ile ünlüdür.
İstanbul’dan sonra en çok turisti çeken Antalya’nın arkeoloji müzesi geçen turizm sezonu ortası kapatıldı ve yıkıldı, aylardan Nisan önümüzde yeni bir turizm sezonu başlangıcı var, hala müzeden ses yok. Neyse bu değil ana konu ama Kale içindeki müstehcen heykelcik tartışmasının gelip dayandığı noktalardan biri bu.
Haberleri okudunuz mu, geçen hafta Kaleiçi’nde bereket tanrısı müstehcen mi? krizi çıktı. Esnafa yeni bir ceza yükü ve uygulama getirildi… Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu harekete geçti ve uzun süredir uygulanmayan “tente ve stant kaldırma” kararını devreye soktu.
Antalya Kaleiçi, Hesapçı Sokakta Çocuklara şekerleme satan bir esnaf, karşı dükkândaki hediyelik eşya vitrininde sergilenen “bereket tanrısı” heykelciklerini müstehcen buldu. CİMER ve yerel yönetimlere şikayet etti.
Kaleiçi’ndeki esnafın birbirini koruyup kollaması gerekirken, yapılan bu şekildeki şikayetler herkesi bir gün yerinden eder. Cimer şikâyetlerinin ardı arkası kesilmez, öyle ya istenirse her esnafın bir açığı bulunur.
Kaleiçi esnafı her şey dahil sisteme kurban edilmişken, esnafa bir de böyle darbe vuruluyor. Her şey dahili bir açalım isterseniz, Antalya otellerinin % 90ını kapsayan bu sistemde tatilcilerin konaklama, üç ana öğün yemek, ara öğünler, yerli alkollü/alkolsüz içecekler ve genellikle gün içi aktiviteler (animasyon, havuz vb.) için ekstra bir ücret ödemediği, her şeyin tek bir pakette sunulduğu tatil konseptidir.
Her Şey Dahil Konseptinin Temel Özellikleri, sabah, öğle ve akşam yemekleri açık büfe olarak sunulur. Gün boyu belirli saatlerde atıştırmalıklar ve içecekler (yerli) ücretsizdir. Otel bünyesindeki plaj, havuz, şezlong, şemsiye, Türk hamamı, spor salonu gibi olanaklar fiyata dahildir. Genellikle günlük olarak su veya basit içeceklerle ücretsiz yenilenir. Taze sıkılmış meyve suları, Türk kahvesi, ithal alkollü içecekler, spa masaj hizmetleri ve A'la Carte restoranlar (bazı otellerde) ekstra ücrete tabi olabilir. Ultra Her Şey Dahil ise Ultra" konsept, hizmetlerin 24 saat boyunca sürdüğü, ithal alkollü içeceklerin, minibarın daha kapsamlı olduğu ve yeme-içme saatlerinin neredeyse kesintisiz olduğu daha lüks bir seçenektir.
Tüm bunları hiçbir ücret ödemeden otel parası içinde taksitle, peşin alan yerli, ya da yabancı turist Kaleiçi’nde yiyip içmez, merak edenler şöyle bir dolaşıp çıkar. Alacağı üç beş hediyeliktir o kadar. Şimdi bir de zamanın konjöktürüyle bağlantılı bir müstehcenlik tartışması var. O şikâyette bulunan şekerci dükkânındaki, dudaklı şekerler de müstehcen o zaman. Kırmızı renk de şehvet uyandırıcı kullanılmasın o zaman. Tartışmanın boyutu böyle uzar gider. Kişinin algısıyla öznel olan bir durum geneli tedirgin eder, yasaklara yol açar. Ne kadar saçma bir tartışma bu.
Bereket tanrısı heykelcikleri yalnız bizde değil tüm dünyada yaygındır, bereketi üretimi, doğurganlığı temsil eder müstehcenlikle ilgisi yoktur.
Bilmeyenler için yazayım bu heykelciklerin pek çok farklı olanı vardır, çeşitli kazılarda Antik kentlerde ortaya çıkan figürlerdir. Çoğunluğu da Anadolu’da bulunmuştur.
Priapos Anadolu kökenli bir bereket tanrısıdır; doğum yeri Çanakkale’nin Lapseki bölgesidir. Dionysos ve Afrodit’in oğlu olduğuna inanılır. Küçük, çirkin bir adam olarak betimlenir; abartılı cinsel organıyla tasvir edilir. Bu özellik, müstehcenlikten ziyade üreme gücü, bereket ve bolluğun sembolüdür. Anadolu Mitolojisinde Kibele, habere de konu olan heykelcik, Frigya uygarlığının “Ana Tanrıça”sıdır. Doğanın döngüsünü, bereketi, yeniden doğuşu ve anaçlığı simgeler. Tapınaklarda ve dağlarda kutsal kabul edilmiş, özellikle tarım toplumlarında bereketin garantisi olarak görülmüştür.
Binlerce yıldır bilinen bu kültürel heykelcikler ne zaman bereketi temsilden vazgeçip, müstehcenliğe dahil edildi anlamadım. Kişilerin fikri neyse, algısı da, zikri de odur demeden geçemeyeceğim.