Antalyaspor’a futbol aklı atayan ve arka planda dizayn eden güç, kurduğu sistemi tıkır tıkır işletiyor. Nasıl olsa şehrin valisi, belediyeleri, milletvekilleri ve bakanları para bulmak zorunda, onlar gemisini yüzdürmeye devam ediyor.
Sürekli değişen yönetim ve teknik adamlara rağmen takımın içinde bulunduğu durum ve geleceği ile ilgili tahminler ortada. Birkaç hafta sonra Bülent Korkmaz ile yollar ayrılacaktır. Yönetim zaten genel kurula gidiyor. Yani sezonun henüz başında hem yönetim, hem hoca değişikliği yapılacak.
Ayrı hatayı tekrar tekrar yaparak başarı beklemek, aptalların işidir. Takıma futbol aklı atayıp arka planda sırıtarak izleyenler kendilerini çok akıllı zannediyor olabilir. Camianın büyük bölümü oyunların farkında. Bana göre bilinçli ve sistematik bir işleyiş var. Yıllardır devam eden bu sistemin içindeki isimler değişebiliyor ancak sonuç değişmiyor.
Arka plandakilerin atadığı futbol aklının icraatlarına kısaca bakalım;
Geçtiğimiz sezon Güray Vural’ı gönderip Kenneth Paal’u transfer eden bu akıl, bu yıl maaşını ödemeye devam ettiği Kenneth Paal’e lisans çıkarmadı ve Güray Vural’ı geri aldı. Üstelik sol bek mevkiinde Erdoğan Yeşilyurt ve Samet olmasına rağmen.
Geçtiğimiz sezon stoper mevkiine hatırı sayılır bir bütçe ile adeta yığınak yaparak 3 önemli transfer yapan futbol aklı, tüm stoperler ile yolları ayırmasına rağmen sadece Francis Nzaba’yı alıp, Bülent Korkmaz’ı sol bekten devşirme Samet ve genç yetenek Ensar Buğra’yı stoper oynatmak zorunda bıraktı.
Geçtiğimiz sezon adam akıllı bir golcü alabilmesi halinde Antalyaspor çok büyük ihtimalle ligden düşmezdi. Bunu yapamayan futbol ulemaları, bu yıl hem Nuno Da Costa hem de Ahmet Sağat’ı aldı. Da Costa ile Süper Lig’den düşmeyecek olan takımın, bu yıl aynı oyuncu ile çıkılamayacağını hesap edememesi imkansız. Başka nedenleri olabilir, zamanla öğreniriz.
Geçtiğimiz sezon binbir güçlükle orta saha için transfer edilen Dario Saric ve Jesper Ceesay’e bu yıl lisans çıkarmayan ve yatan oyunculara maaş ödemeye devam eden futbol aklı, Saric’in çeyreği etmeyecek kalitede olan Pedrinho’yu transfer edip medet umuyor.
Devam edelim…
Antalyaspor’un en son yenildiği Sivasspor’un kalesini 19 yaşındaki Arda Erdursun koruyor. Şampiyonluğun bana göre en büyük favorisi Bursaspor’un kalesinde de 19 yaşındaki Kerem Matisli forma giyiyor. Antalyaspor ise 19 yaşındaki genç milli kalecisi Kağan Arıcan’ı görmezden gelirken, 23 yaşında yabancı bir kaleci alarak medet umuyor. Geçtiğimiz yıl alınan Julian Cuesta ise yattığı yerden maaş alacak oyuncular kervanına katıldı.
Lisansları çıkarılmayan ve yattığı yerden maaş alacak yabancı futbolcuların neden Antalya’dan ayrılmak istemediklerini merak eden olduğunu sanmıyorum. Çünkü Antalyaspor’un verdiği paranın yarısına bile kulüp bulamadıkları ortada. Milyonlarca insanın büyük paralar harcayarak tatil yaptığı Antalya’da, rüyalarında göremeyecekleri paraları kazanarak tatil yapma fırsatını değerlendiriyorlar.
Geçen yıl transfer edilen futbolcuları gönderemeyen Antalyaspor’daki futbol aklı, bu yıl da önüne gelene imza attırdı. Sezon sonu da bu oyuncuları göndermek için formül aranacak ancak bulunamayacaktır.
Başta da söylediğim gibi. Birileri kendilerini çok akıllı zannedip, bizim aklımızla alay edebilir. Arka planda sürekli olan ancak ön planda hiç görünmeyen bu isimler yüzünden Antalyaspor futbolcu çöplüğüne döndü. Türk futbolunu bir inşaata benzetirsek, Antalyaspor bu inşaatın hafriyat alanı gibi oldu.
Hafriyat demişken… Hafriyat olayı tüm detayları ile araştırılıp kapanmadan, arka plandaki futbol aklının Antalyaspor’dan elini eteğini çekmeyeceği veya çekemeyeceği aşikar. Adalete olan güvenimiz gereği, geciktiğini düşünsek de hafriyatın ve emniyet raporlarına göre 1 ila 3 milyar lira arasında olan zararın mutlaka aydınlatılacağını düşünüyor ve umuyoruz.
Antalyaspor aynı zamanda bir başkan ve teknik adam çöplüğü de oldu. Transfer sezonu bitti ve Mustafa Ergün başkanlığı bırakıyor. Daha önce Büyükşehir Belediyesi’nin hafriyatı geri aldıktan sonra başkanlığı bırakanlar gibi. Tıpkı geçtiğimiz sezon transferi tamamladıktan sonra kulüple işi bitenler gibi.
Bu olaylar arasında benzer bir durum olduğunu düşünüyorum ancak bir türlü bulamıyorum. Belki de bu benzerliğe imza atanlar kadar akıllı değilim.