Aynı şeyi tekrar tekrar yaparak farklı sonuçlar beklemek deliliktir. Çok yemek yiyerek kilo alan birinin, yine çok yiyerek kilo vermeye çalışması gibi…
Kumar oynayarak batan birinin, kumardan kazanacağını hayal ettiği paralarla bataktan çıkmayı beklemesi gibi.
Antalyaspor’un içinde bulunduğu durum tam olarak böyle.
Geçtiğimiz sezonlarda yaptığı hatalar sonucu Süper Lig’den düşen takım, aynı hataları tekrarlayarak düştüğü lige çıkmak istiyor. Sonra da, “Bu ligde kalmak başarı olur” dediğimiz zaman bu tespitimizi kabullenmekte zorlanıyor.
Antalyaspor’un geçtiğimiz sezon neden düştüğünü tekrar tekrar yazacak değilim. Bir hüsran yaşanıyorsa, bunun nedenleri iyi analiz edilir ve ders çıkartılarak tekrarlanmaz. Tabi bu söylediklerim kurumsal anlayışın hakim olduğu takımlarda olur.
Antalyaspor, geçtiğimiz sezon başında olduğu gibi yine transfer tahtasını açıp, birkaç transfer yaparak günü kurtarmaya çalışıyor. Güç de olsa transfer tahtasını yine açtı, damlaya damlaya göl olur misali oluşturduğu bütçeyi yine gereksiz bir şekilde kullanıyor.
Çok kısa ve net bir örnek…
Geçtiğimiz sezon da transfer tahtasını açmak için çalmadık kapı bırakılmadı. Şehrin valisinden bakanlarına kadar, iş insanlarından esnafına kadar herkesten para istendi.
Sonuç olarak tahta açıldı. Takımın kaleci ve golcüye ihtiyacı varken, çoğu çöp 18 tane futbolcuya imza attırıldı. Üstelik piyasa değeri 3 olan oyuncuya 10 lira karşılığında 2-3 sezonluk mukavele imzalatıldı. Kaleci ve golcü yokken, stopere kamyonla yığınak yapıldı. Forvete alınan 5 ismi toplasanız yarım golcü çıkmadı. Birkaç isim dışında diğer oyuncular aynı şekilde.
Sadece kaleci Julian Cuesta’yı örnek göstermek gerekirse… Lisansı çıkarılmamasına rağmen takımdan ayrılmıyor. Çünkü başka takımlar, Antalyaspor’un verdiği rakamın 3’te birini dahi vermiyor. Lisansı çıkmayan Kenneth Paal’ün durumu da aynı. Bu futbolcular hiçbir yere gitmezse, 90 dakika oynayan birçok oyuncudan daha fazla para kazanacaklar. Futbol aklı ve mühendisliğinin geldiği son nokta bu olsa gerek!
Bu sezon da binbir güçlükle transfer engeli kaldırıldı. Kaleci ve golcü yokken ilk transfer olarak 39 yaşındaki Güray Vural alındı. Sol bekte Erdoğan Yeşilyurt ve Samet Karakoç varken Güray’ın neden alındığını camiaya yakın herkes biliyor. Diğer transfer, yaşadığı sakatlıklar nedeni ile neredeyse futbolu unutan Ufuk Akyol. Pedrinho ve Nzaba’nın mevkilerinde ihtiyaç olsa da, bir golcü ve kaleci kadar aciliyeti yoktu.
Antalyaspor geçtiğimiz sezon olduğu gibi bu sezon da ihtiyacı olan bölgelere transfer yapmadı, anlam vermekte zorlandığımız ancak tahminlerimizin olduğu duygusal nedenlerle transferler gerçekleştirdi.
Başkan Mustafa Ergün, futboldan anlamadığını kendisi söylüyor. Futbol aklı olarak yanına aldığı ve kulüple hiçbir resmi bağı olmayan isimlerin yönlendirmesi ile hareket ediyor. Bunun sonucunda da geçtiğimiz sezon başı yaşanan rezaletlerin benzerleri tekrarlanıyor. Geçen sezonun futbol aklı, belli menejerlerle çalışıp, personel dahil kulübü kendine göre dizayn ediyordu. Şu anda Antalyaspor’un adını bile duymak istemiyor, hatta işyerindeki Antalyaspor’a ait atkıları dahi çöpe attı. Şu andaki futbol aklının geleceğini de göreceğiz.
Antalyaspor’da adı konmamış bir sistem oluşturulmuş. Sonucu belli olsa da herkes bu sistemin içine girip kendi dünyasını oluşturmanın derdinde. Çünkü onlar da biliyor ki; taraftar saha içine bakar, sonuçlar kötü oldu mu futbolcuya yüklenir. Pendik maçından sonra Abdullah’ın başına gelenler gibi…
Taraftar haklı olarak takımlarının bir an önce Süper Lig’e çıkmasını istiyor. Taraftar haklıdır. Kulübün mali durumunu bilmez, borcuyla ilgilenmez, tribüne geldiği zaman başarılı olmasını ve hedefine ulaşmasını ister.
Ancak Antalyaspor’da bazı gerçekleri kabul etmemiz gerekiyor. Bu takım yönetilmiyor, idare ediliyor. Günü kurtaran uygulamalar ile gelecek biraz daha kaybediliyor.
Sezon başında yazdım, tekrarlayayım; Antalyaspor için bu sezon 1. Lig’de kalmak başarıdır.
Bu nedenle sadece transfer yapmış olmak için oyuncu alınmasına karşıyım. Samet ve Ensar Buğra stoperde oynarken, Veysel ve Nzaba’dan daha başarılıydı.
19 yaşındaki kaleci Kağan Arıcan, Abdullah’tan da Doğukan’dan da çok daha iyi bir kaleci. Üstelik böyle hatalı goller yenecekse bırakalım Kağan yesin. Beşiktaş, 19 yaşındaki Ersin Destanoğlu ile şampiyon olarak hem sportif başarı yakaladı, hem de Türk futboluna bir kaleci kazandırdı. Bursaspor, bu sezon 19 yaşındaki bir kaleci ile şampiyonluğa oynuyor.
Mevlüt Şimşek, Doğukan sakatlandığı için mecburen girdiği Keçiörengücü maçında 2 gol atarak takımına maç kazandırdı ve belki de Türk futbolu bir genç yetenek kazandı. Antalyaspor’un altyapısında çok yetenekli gençler var. Onların sadece bir şansa ihtiyacı var.
Orta sahada Nikola Storm’un kaptırdığı topları Hasan Yakub İlçin kaptırsın, Abdullah’ın yediği hatalı golleri Kağan Arıcan yesin. Veysel’in yaptığı kademe hatasını Ensar Buğra yapsın. Mevcut takım zaten Süper Lig’e çıkacak seviyede değil. En azından öz kaynaklardan çıkan yetenekli gençlere şans verilsin.
Ancak Bülent Korkmaz’ın, lisanslar çıktıktan sonra Mevlüt Şimşek dışındaki gençleri kulübeye çeken anlayışıyla bu iş olmaz. Ensar Buğra ve Samet’i böyle kazanamaz, aksine kaybedersiniz. Mardin deplasmanında 10 top kaybı yapan ve alınan 2-0’lık yenilginin mimarı olan Storm, Pendik maçına kurtarıcı olarak giriyorsa, bu gençler daha fazla şansı hakkediyor.
Biz bunları yazıyoruz, işe yarar mı?
Hiç sanmıyorum. Bülent Korkmaz, en az 3 transfer daha yapılacağını söyledi. 3 transfer daha yapıldığı zaman, kontratı devam eden oyuncular yatarak servet kazanmaya ve Antalyaspor’un olmayan parasını almaya devam eder, gençler kaybolur gider, sezon bittiğinde camia olarak yine transfer engelini açabilirse yönetimi alkışlarız.
Bugüne kadar olmadı, bugün de olmayacağı belliyken aynı yolu izlemek, başarı getirmez. Sadece birilerini memnun ederek günü kurtarırız. Bunun adı delilik. Hatta biraz aptallık.
Artık gerçekleri kabul ederek akıllı hareket etme zamanı. Yoksa personel maaşını dahi veremeyen bir kulüpte, Diagne, Aboubakar hayalleri kararak dibin de dibini gör, Antalyaspor’u BAL Ligi’nden toplarız.