Akseki Belediyesi’nde borç ve yönetim tartışmaları, yerel bir polemiğin ötesine geçerek hesap verme ve siyasi sorumluluk ekseninde sert bir düelloya dönüştü. Eski başkanın sessizliği, tartışmanın asıl merkezine oturdu.
Akseki küçük bir ilçe olabilir.
Ama bugün Akseki’de yaşananlar, Türkiye siyasetinin büyük fotoğrafını görmek isteyenler için fazlasıyla öğretici olma özelliğini koruyor.
Bir yanda yeni dönem Belediye Başkanı İlkay Akca…
Diğer yanda önceki dönem Belediye Başkanı İbrahim Özkan…
Ortada ise tanıdık bir mesele var: borç, yönetim ve hesap verme sorumluluğu.
Başkan Akca, iddiaların muhatabını açık bir şekilde Belediye Meclisi’ne davet ediyor. “Gel, kamuoyunun önünde konuş” diyor.
Haklı da…
Siyasette bundan daha meşru, daha demokratik bir çağrı olabilir mi?
Ama davetin karşılığı kocaman bir sessizlik oluyor.
Özkan, Meclis’e gelmiyor.
Üstelik ardından yaptığı açıklamada, “Mazeret bildirme zorunluluğum yok” diyerek tartışmayı başka bir noktaya taşıyor.
Hukuken haklı olabilir mi? Olabilir.
Ama siyaset sadece mevzuatla yapılmaz. Siyaset, ahlaki sorumlulukla yapılır.
Eğer bıraktığınız bir tablo tartışılıyorsa, o masaya oturursunuz.
Sosyal medya üzerinden yapılan sert paylaşımlar, uzun metinler, yüksek sesli suçlamalar… Hepsi kolay.
Zor olan, belgelerle, rakamlarla ve herkesin gözü önünde konuşmaktır.
Tam da bu noktada CHP Antalya İl Örgütü devreye giriyor.
Yapılan açıklamalar tesadüfi değil.
İl Örgütü, meseleyi yalnızca Akseki özelinde değil, Türkiye’nin son 23 yıllık yönetim pratiği üzerinden okuyor. Borçlandıran, hesap vermekten kaçan ve ardından “ben yoktum” diyerek köşeye çekilen bir siyaset anlayışına dikkat çekiliyor.
Bu vurgu önemli.
Çünkü bugün Akseki’de yaşanan tartışma, bir belediyenin bütçe meselesi olmanın çok ötesinde.
Bu, iktidar değişimlerinden sonra sıkça gördüğümüz bir refleksin küçük bir örneği:
“Hesap sorulmasın, geçmiş kapatılsın, konuşulmasın.”
Ama işler artık öyle yürümüyor.
CHP İl Örgütü’nün Başkan Akca’ya açık destek vermesi, tartışmanın sadece yerel bir polemik olarak kalmayacağını da gösteriyor. “Biz buradayız, halkın içindeyiz” mesajı, aslında muhatabına net bir çağrı içeriyor:
Gel ve anlat.
Bu saatten sonra top Özkan’ın sahasında.
Ya sosyal medyadaki polemik diliyle yetinecek…
Ya da siyasetin gereğini yapıp, milletin önüne çıkacak.
Ama unutulmamalıdır ki: Akseki’deki bu düello, kimin konuştuğunu değil; kimin sustuğunu kayda geçiriyor.