Merhaba, Haber kanalları siyasetin elinde çürürken birkaç kanaldan alabildiğimiz doğru haberlerle yönümüzü bulmaya çalışıyoruz. Elimizdeki fener aklımızla aynı orantıda çalışırken pili bittiğinde ne yapacağımızı bilmediğimiz bir çürümenin tam ortasındayız!
Dünyanın bir ucundan, bizim coğrafyamızı kan gölüne çeviren bir delinin sözcükleriyle çürüyor doğduğumuz topraklar. Siyasi olarak kendine oyuncak yaptığı sahayı izliyor deli, yetmiyor isterik bir çocuk gibi her şeyi istiyor kanlı elleriyle, çürük beyniyle.
Kız çocuklarını tıpkı karanlık çağda olduğu gibi örtülerin altına saklayıp pis uzun sakallı, kötü din simsarlarına satan bir çürümeye mahkum bırakılmış topraklardaki çürüme ise dünyada hiçbir vahşete uymuyor. Din tüccarı korkuyla bastırdığı halkın paralarını, kendi hesabında Avrupa bankalarında büyütürken, gözlerine sürme çekip keyif çatarken halk çürümüşlüğün içinde 21. Yüzyıl kölesi olarak yaşadığını sanıyor, uyandığı her yeni günde!
Fikirlerin, toplumların, yiyeceklerin, insanların, liyakatın, adaletin çürüdüğü zamanlarda yaşıyoruz. Tam bir utanç tablosu içinde, yaşadığımızı zannederek nefes alıyoruz aslında sadece!
Amerika Birleşik Devletleri'nin 16. Başkanı Abraham Lincoln, Amerikan İç Savaşı sırasında Birliği korumuş ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kölelerin özgürleşmesini sağlamıştı. Fakat aynı Abraham Lincoln “ yiyeceği yönetirsen insanı yönetirsin “ demişti. Halkların özgürlüğü adına alkışladığımız Abraham Lincoln yönetilen yiyecekle düşünemeyen, çürük insanların sayısını en temel ihtiyaçla çoğaltmanın yolunu açmıştı. Bakınız İsrail tohumları ve toprağı zehirleyen tarım ilaçları…
Ayrışma veya çürüme kelime anlamıyla, organik maddelerin, maddenin daha basit formlarına ayrıldığı süreçtir. Bu süreç biyomda* yer kaplayan sonlu maddelerin geri dönüşümü için gereklidir. Canlı organizmaların organları ölümünden kısa bir süre sonra ayrıştırmaya başlar. Tıpkı şu an dünya insanının bir yürüyen ölüye dönüşmesi gibi, yaşarken çürümesi gibi…
Ve çürümenin katlanarak büyüdüğünde oluşturduğu sosyal bozulma, toplumsal çürüme ise daha da kötü! Sosyal bozulma, sosyolojide, genellikle bir topluluk ortamında sosyal yaşamın değişmesini, işlevsizliğini veya çöküşünü tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Sosyal bozulma, modern toplumun eski kesinliklerinin ortadan kalktığı ve oldukça yeni bir şeyin ortaya çıktığı radikal bir dönüşümü ifade eder. Şöyle bir etrafınıza bakın, sosyal medyayı hatırlayın. Tam yerinde bir tespit değil mi?
Yaya yolunda olmayan öncelik, yürünemeyen kaldırımlar, büyüklere saygıyı çoktan yitirmiş çocuklar, güzel kelimelerin yerini alan kötülük, çocukların birer katile dönüşmesi, kız çocuklarının erken yaşta zorla evlendirilmesi, daha ülkesinin laik olduğunu bilmeyen eğitim cahilleri, okul yerine sürekli cami açarak toplumuzu Araplaştırmaya çalışanlar, ülkemizin kurucusu Atatürk’e yapılan hakaretler… Daha yazayım mı? Daha yazacak çok madde var toplumsal çürümüşlük için. Evler de yapılan dedikodular yüzünden kimyası bozulan çocuklar ve artan akran zorbalığı. Aman başımdan gitsin diye eline telefon verilerek hayattan uzaklaştırılan, çocukluğunu unutan çocuklar! Yani bir ülkenin yok olan yarınları…
Şans oyunlarından nefret ettiren bahis ve şans oyunu çeteleri, bebeklerimizi öldüren hastane çeteleri, çocuklara okul önlerinde uyuşturucu satan uyuşturucu çeteleri ve telefonda bile üç kuruşumuza göz diken sahtekarlar. Nasıl çürümüşüz değil mi?
Fikirlerin çürütüldüğü bir dönemde ahlak dersinin önemsenmediği zamanlardayız. Biz okula boya ve kitapla giderken cebinde sigara ve bıçak taşıyan çocukların çoğaldığı bir zamanda televizyon ekranlarının çürüdüğü bir zamandayız. Ayakların baş, başların ayak olduğu bir süreçte liyakatsızlığın tavan yaptığı bir sistemin içindeyiz.
Bir elma çöpü, doğayla iki ay içinde kaynaşırken bir bebek bezinin 550 yılda kaynaştığı kötücül bir dönemde korkunç bir çürümüşlük içinde var olmaya çalışıyoruz. Acilen insan olma ayarlarlarımıza geri dönmek zorundayız! Artık insanlık dengeli çoğalmalı, devletler bunun için gereken neyse yapmalı. Bir ülkenin kötü yönetimleri sonucu olanlar bir başka ülkenin vatandaşına borç olarak geri dönmemeli mesela. Ülkeler kendi yaşanabilirlik sınırlarını çizmeli. Suyu dikkatle kullanmalı, ağaçları kesmemeli insanlık, bu çürümüşlük içinde! Çünkü artık her şey korkunç bir çürümüşlük içinde geri dönülmez bir yola girdi.
Elimizi attığımız her alanın daraldığı ve çürüdüğü bir ortamda, etrafımızdaki iyi insanlarla yeniden umudu yeşertmek dileğiyle. Çocukların çocuk olduğu, kadınların insan olduğunun unutulmadığı, doğanın yeşil kaldığı zamanlarda yaşamak dileğiyle…
Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve Sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle
Sevda Kesim
25 / 01 / 2026
*Biyom, benzer yetişme şartlarına sahip bitki ve hayvan topluluklarını içinde barındıran bölgelere denir. Her biyomun kendine özgü bitki örtüsü ve hayvan türü olmakla beraber biyomlar, daha çok bitki örtüsüne göre adlandırılmaktadır.