Merhaba, Eyvah yaz geldi geliyor, ne yapacağız, yandık bittik derken zaman öyle hızlı geçti ki Ağustos ayının son günlerinde sonbaharın sessiz gelişini bekliyoruz.

İklim değişikliği nedeniyle, daha sıcak yazlara doğru ilerlerken, geç gelen yaz mevsimi çok sıcak olan Antalya’da bitmek bilmeyen sıcaklarla hala bizi bunaltırken, dünyanın kendi aklı oluşumundan bugüne süregelen rutin eylemlerine devam ediyor. Ve dünya saati artık göç zamanını gösteriyor. Dört mevsimi aynı anda yaşayan güzel ülkemizde, kuşlar biyolojik pusulaları sayesinde ne zaman, nereden ve nereye gideceklerini fiziksel olarak bilirler. Ancak insan eliyle bozulan iklim değişikliği nedeniyle bazen rotalarını değiştirmek yada göç yolculuğunu yarıda bırakmak zorunda kalabilirler. Ve hatta daha da acısı bazı durak noktaları yok olduğu için yolculukları sırasında hayatlarını kaybederler. Dünyanın aklı ve kuşların biyolojik pusulası sanki sihirli bir şeymiş gibi değil mi? Ama insan elinin değdiği çok şey gibi ne yazık ki göç yollarını kaybeden kuşlar, yorgunluktan ölürken dünyanın ekolojik dengesi bozulmaya devam ediyor.

Leylekler, Ağustos ayının ortasında büyük gruplar halinde Afrika’ya göç ederken, Arı Şahinleri Avrupa üzerinden ülkemize gelip Tropikal Afrika ve Asya’ya doğru kanat çırparlar. Hepimizin çok sevdiği, balkonlarımıza ev yapan ve her sene evimize konuk olan Kırlangıçlar ise havaların serinlemesiyle güneye doğru hareket ederler. Gökyüzünün neşeli canlıları, ne zaman nereye gideceğini bilen bilgeler gibidir.

Kuşların göç yollarında hayatlarını kaybetmelerinin başlıca nedenleri arasında durak noktalarının ve sulak alanların yok olması, iklim kaymaları ve zamanlama uyumsuzluğu yer alırken kentleşme ve ışık kirliliği yön duygularını kaybetmelerine neden olur. İnsan eliyle yapılan yapay engeller / elektrik hatları ve rüzgar tribünleri / yüzünden süzülerek göç eden leylek ve kartal gibi iri kuşlar, geleneksel rotaları üzerine kurulan enerji nakil hatlarına çarparak veya akıma kapılarak hayatını kaybetmektedir. Türkiye verilerine göre Türkiye'deki yalıtımsız elektrik direkleri göç dönemlerinde ciddi leylek ölümlerine yol açmaktadır.

Ne yeryüzünde, ne gökyüzünde, ne denizlerin içinde yaşayan canlılara huzur bırakmayan bir topluluğun bireyi olarak bu yazdıklarımdan inanın utanıyorum. Villa, otel için orman yakanlar yüzünden tüm ekolojik denge alt üst olurken, iklim değişikliği ve yapay yaratımlarla doğal yaşam yok oluyor. Çevre örgütleri son ses bağırmasına rağmen sesi gereken yerlere ulaşmıyor. Aslında insanı, hayvanları, bitkileri kısacası bütünüyle doğayı yok eden şeyin genel adı KAPİTALİZM! Sadece tüketme ve yok etme üzerine kurulu olan bu sistem yüzünden kimse mutlu değil artık. Göçmen kuşların sulak alanlarını kurutan sistem, ağaçları yok ederek maden sahası açan düşünceyle ortak çalışıyor.

Günümüz şartları nedeniyle köylere gidip yerleşemeyen bizler, şehrin kaosunda internetten doğa videoları izleyerek kuş sesleriyle buluşuyoruz. Ruhumuz dinlensin ve biraz huzur bulsun diye! Aslında dışarıda gerçek dünyada olan canlıları yok ederek yapıyoruz bunu…

Göçmen kuşların yollarını yeniden bulabildiği, dünyanın yeniden yeşerdiği zamanlarda ölümsüz ağaçlarının insanlığın iyi ve kötü her yaptığının hafızası olması dileğiyle…

Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve Sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle…