Buruk bir yıl yaşamıştık... Beterin beteri varmış meğer!
Evrenin her yerine tecavüz etme tehdidi savuruyor, çılgın bir adam...
Her yere elini değdiriyor, yetmiyor, ayağını, bacağını sokuyor.
Dünya ilk defa olağanüstü bir ödülün verilmesine de şahitlik etti.
Bağımsız bir ülke toprağında bir devlet başkanı, eşi ile yatağından alınıp, başka bir ülkeye götürüldü.
İlginç!!!
Adam kendini barış elçisi olarak görebiliyor.
Aynada öyle görmesinde bir beis yok...
Dünya kabulleniyor.
Şaşırtıcı olan durum bu...
Göreve getirilen yeni başkana verilen Nobel'in "sakız Mabel bile verilmemeli" HAŞMETMEAB'a lâyık görülmesi ve sunulması utanç verici!
Sarı Benizli'nin ağzında, Meksika, Kanada, Kolombiya, İran, Suriye gargara sıvısı âdeta!!!
Gazze'de insan kalmadı, yaşayan ölüler için yaptırımlardan söz ediliyor. Dünya liderinin görüşleri doğrultusunda duyurular yapılıyor...
"Siz bilirsiniz, ölümü de seçebilirsiniz" diye ses veriyor Barış Konseyi....
Ülkemizin gündemi de, bir hayli değişken...
Gelgitler, getiriyor, götürüyor bizleri...
Allah'tan, futbolda,
basketbolda şampiyonlar ligi ve avrupa ligi gibi eğlenceliklerimiz var! Buralarda gösterişli birlik beraberlik görüntüleri ile avunuyor, avutuluyoruz.
Ayrıca anamızın ligi diye namı olan, sarılı, lacivertli, kırmızılı, siyahlı, beyazlı renklere boyanmış bireylerin hastalığı top oyununu şenlik halinde yönetiyor, oynuyor, seyrediyoruz.
Çok şükür, bu denli sefalet sınırını zorlayan insana sahip olan ülkede devasa milli servet gömdüğümüz oynanmayan futbolumuz var!!!
Gülümsüyormuş gibi yapıyor...
Üzüntü ve acılarla yüzleşiyoruz sıklıkla...
Bir gün depremler de yok olup gidenleri hatırlıyoruz. Bir defa daha enkaz altına sokuluyor insanlarımız.
Ya da yürekleri dağlayan yangın felaketi ile sarsılan ve travmaların tesirinde işkenceli yaşam sürdüren sözüm ona canların çığlıkları hepimizi kahrediyor.
Bir başka gün "caniler, katiller, kadınlarımızı, çocuklarımızı katletti" haberleri sarsıyor bedenleri, beyinleri...
Çocuk çetelerinin işbaşında olduğunu görüyoruz...
Vurma, kırma, akran zorbalığı falan değil artık yapılanlar...
Çocuklarımız sokak ortasında katlediliyorlar...
Yavrularının ellerinden kayıp gitmesi ile adeta kötürüm kalan aile bireylerine, ayrı bir acı yaşatıyorlar. Tehditlerle kan kusturuyorlar...
Bahis manüplasyon, cezalar, tutuklamalar, ülkenin gündemini meşgul etmeye devam ediyor...
Hakemi, Sporcusu, Antrenörü, Menajeri, Yöneticisi türlü türlü cezalara çarptırılıyor.
Bu kadar kire, pise rağmen maçları oynamaya, yönetmeye, seyretmeye devam ediyoruz.
Sağlığa zararlıdır etiketli sigarayı içmek gibi bir şey...
Komik ama gerçek bahis şirketinin adı ile ligimiz var!!!
En düşük emekli maaşının 20 bin liraya çıkarılması için Yüce Meclis'te oylamanın olumlu sonuçlanacağı hayali bir iki gün de olsa milleti oyalıyor...
Torunuma küçük bir harçlık bile veremiyorum diyen dedenin de, pazarlardan arta kalan ve kenara atılanları seçmeden evime götürüyorum diyen annenin de yürekleri parçalayan görüntüleri sergilenebiliyor...
Dolar, Euro uçmuş, Altın ve Gümüş rekorları altüst etmiş garibanın umurunda falan değil...
Siyaset arenasında perde bir iniyor, bir çıkıyor...
Konu aynı, dün iyi denilene, bugün çok kötü yaftası asılıyor...
Yarın ne denileceğini hiç kimse kestiremiyor!!!
Hepimiz, ciddi bir karamsarlık hali yaşamaktayız.
Birçok olay bizleri ölüme doğru sürüklüyor. Biz ise, pamukla ağza sürülen şekerli su ile sakarat halinde bir tebessüm pozu veriyoruz...
Düşünmek ve çare bulmak zorundayız...
Teşhis belli...
Bir yazı okudum...
Yazana şükran borçluyum.
Ahlaki çöküş; bireylerin ve toplumların etik değerlerini, vicdani sorumluluklarını ve iyi-kötü ayrımını yitirmesi ile başlar diye yazmış...
Bu sayede rüşvet, yolsuzluk, yalan ve şiddet gibi davranışların normalleşme sürecine girdiğinden bahsetmiş.
Kendi çıkarlarımızın gözetilmesiyle oluşan bu yozlaşma sonunda, toplumsal güvenin sarsıldığı, adalet, liyakat ilkelerinin zayıfladığını ve sosyal yapının bozulduğunu vurgulamış.
Toplumsal kuralların göz ardı edildiği, aşırı tüketimin/haz merkezli yaşamın özendirildiği ortamlarda her bakımdan zayıflamanın kaçınılmaz olarak yaşanacağı belirtilmiş...
Maalesef adaletsizlik ve liyakatin yerine torpilin geçmesi ile de düzenin taçlandığının altı çizilmiş.
Aydınlanmayı yüreklerimizde başlatalım...
Sağlık ve esenlik diliyorum.