2026 yılı, dünya ve Türkiye için “yüksek belirsizlik + yeniden dengelenme” dönemi olarak tanımlanabilir. Küresel güç dengeleri artık tek merkezli değil; Amerika, Çin ve Rusya arasında yeni bir rekabet hattı oluşuyor.
Ekonomik bloklaşma derinleşirken, diplomasi daha sert ve stratejik bir karakter kazanıyor. Bu tabloya eklenen en kritik unsur ise yapay zekânın küresel karar mekanizmalarının merkezine yerleşmesi. Buna ilave olarak 2026 yılı dünya ve Türkiye konjonktürünü anlatır mısın? Diye yapay zekâya sordum. Hemen kısaca verdiği yanıtı da yazayım.
2026, dünyada ve Türkiye’de “yüksek belirsizlik + yeniden dengelenme” yılı olarak özetlenebilir. Artık dünya tek merkezli değil. Amerika, Çin ve Rusya arasında güç dengesi yeniden kuruluyor. Küresel rekabet artıyor. Ekonomik bloklaşma derinleşiyor. Diplomasi daha sert ve stratejik hale geliyor. Dedi.
Ekonomi tüm dünyada yavaşlıyor ve dönüşüm gerçekleşiyor. Enflasyon yüksek faizler düşmüyor, “Ucuz para dönemi” kapandı. Artificial Intelligence ekonominin merkezine yerleşti. Yani Türkçedeki “Yapay Zekâ”, bilgisayarların ve makinelerin insan gibi düşünme, öğrenme ve karar verme yeteneği kazandı ve artık işgücünü, verimliliği, kazancı ve hatta dünya yönetimini belirleyici duruma geldi. İklim krizi ekonomik kararları etkiliyor. Diye dediklerini özetleyebilirim. Bunları biz de biliyoruz ama onun ne diyeceğini de merak etmeden geçemiyoruz öyle ya onda, yani yapay zekada milyonlarca insanın verisi hafızası var ve biz kullandıkça gelişiyor. Bizim hafızalar balık hafızasına dönüşürken o unutmuyor ve tüm dünyanın varlık sürecini aklında tutuyor. O bir makine ve onu biz geliştiriyoruz. Yakında tüm soruların yanıtını o bilecek ona danışmadan kimse bize inanmayacak.
Yapay zekâ, yalnızca ekonomiyi değil, diplomasiyi ve güvenliği de dönüştürüyor. Savaş senaryoları artık algoritmalarla simüle ediliyor. Barış anlaşmaları, yapay zekâ destekli müzakere modelleriyle hazırlanıyor. Küresel kamuoyu, makinelerin sunduğu verilerle ikna ediliyor. Bu noktada kritik soru şu: İnsan iradesi mi, yoksa makinelerin hesapladığı “en uygun çözüm” mü belirleyici olacak?
Son zamanlarda dünya liderlerine bakıyoruz ve onların nasıl mantıkla hareket ettiklerini algılayamıyoruz. Tutarlı bir kişilikleri yok gibi, dünya düzeniyle oyun oynuyorlar gibi geliyor. Belki de bunun nedeni yapay zeka yönlendirmeleridir diye düşünmeden edemiyor insan.
Artık günümüzde gençlerin en yakın arkadaşları yapay zeka. Ses tonunu kişi kendi seçiyor, görünüşünü, duygusal tavrını kendi belirliyor, ister sohbet arkadaşı yapıyor, isterse partner. Geçenlerde bir haber okumuştum Çin’de bir genç kız yapay zeka ile gelinlik giyip tören yaparak evlenmişti. Birkaç yıl önce HER diye bir filmde yapay zekaya aşık olan birisini seyretmiştik. Biz insanlar için bu gelişme acı ama gerçek. Yakında insanlardan asistan, ya da çırak seçmeyeceğiz yapay zeka ya da robot acent’larımız olacak.
Şimdilerde savaş oyunlarıyla gün geçiren bir nesil yetişiyor ama yakın gelecekte, savaşların çıkışında ve barışın imzalanmasında yapay zekâ sistemlerinin rolü artacak. Devletler, kendi çıkarlarını korumak için algoritmalara başvuracak; uluslararası kuruluşlar ise küresel krizleri çözmek için yapay zekâ destekli platformlar kuracak.
Bu önyargılı karalar alınması anlamına geliyor. Yapay Zekaya ne yüklersen onu yorumluyor. Doğudakiler kötü batıdakiler iyi diyebilirsin. Her ayrımcılığı ona dikte ettirebilirsin kara mekanizmasının nasıl çalışacağına güvenemezsin. İnsanlar kötüdür dendiği anda davranış modeli ona göre gelişecektir. Neyse karanlık tablolar çizmeyelim ama nasıl insanlar birbirine güvenmiyorsa, yapay zekaya da çok güvenmeyelim. Kendi aklımıza, fikrimize duygularımıza sahip çıkalım. Soralım ama körü körüne inanmayalım o bizden aldıklarını bize satıyor şimdilik. Hep aklımda diyelim. Son söz düşün, üret, sabret.