Antalyaspor’un 22 Ağustos’ta 3-2 yenildiği Pendikspor maçından sonra kaleci Abdullah Yiğiter ile taraftarlar arasında sözlü tartışma yaşandı. Olay büyüdü, araya kaptan Veysel Sarı girdi, küfrettiği belirtilen Abdullah adına özür diledi ve olay tatlıya bağlandı. Konunun haber değeri vardı ve haberleştirdim.

Bir hafta sonra; yani 28 Ağustos’ta 2-1 kaybedilen Sarıyer maçında ise dönemin asbaşkanlarından Ali İzzet Şengel, oynanan futbola tepki gösteren taraftarlara, “Bundan sonra maçı evinizde televizyondan izleyin” dedi. Görevi taraftarı tribüne çekmek olan bir yöneticinin, tribüne gelen taraftarı evine davet etmesi de haber değeri taşıyordu, haberleştirdim.

İki olay da, her maçta yaşanabilen çok da abartılmaması gereken ancak görevi haber yapmak olan gazetecilerin haberleştirmesi gereken bir durum. Oynanan maçın sonucu ne olursa olsun haber yapıyoruz, maçla ilgili detayları da aynı şekilde okuyuculara aktarıyoruz.

Buraya kadar her şey normal.

Anormal olan ise…

Antalyaspor Yönetimi, haberler yayımlandıktan saatler sonra, araştırmadan-soruşturmadan resmi bir açıklama yaparak iki olayla ilgili haberin de asılsız olduğunu, söz konusu olayın asla yaşanmadığını, haberi yapan gazetecinin zor günler geçiren kulübü daha zor durumda bırakmaya çalıştığını ima eden cümleler kurup taraftarın gazını almaya çalıştı.

4 Kasım Çarşamba günü ise akşam saatlerinde yapılan antrenmandan önce futbolcular antrenmana çıkmak istemedi. Öğle saatlerinden itibaren görüşmeler yapıldı, ikna çabaları sürdü ve futbolcular ikna edilerek sahaya çıkıp Bursa maçının antrenmanını yaptı.

Yaşanan olay amatör bir takımda değil, Türkiye’nin en önemli şehirlerinden birinin futbol takımında yaşandı. Haber değeri vardı ve haberleştirdim.

Haberin ardından, “Şimdi yalanlama gelir” diye imalı mesaj atan insanlar oldu. Ben de kendilerine yalanlama beklediğimi söyledim.

Kamuoyu da ben de yanılmadık, biraz gecikmeli de olsa içeriği tam anlaşılmayan ve garipliklerle dolu o açıklama geldi.

Daha önceki iki açıklamayı Basın Sözcüsü Ali Topuz yapmıştı ve kelimeler bir avukatın kaleminden çıktığı belli olacak şekilde seçkindi. Son açıklamanın altında ise “Antalyaspor Yönetimi” yazıyordu.

Birkaç isim dışında aylardır kulübe gitmeyen yönetim kurulunun, bir haber için toplanıp böyle bir açıklama yapmayacağı aşikar. Açıklamada yer alan cümlelerden, Ali Topuz’un yapmadığı da anlaşılıyor.

Haberi, “ahlaksızca” bulan saygıdeğer yönetim, ne anlama geldiğini anlamadığım, “Kulübümüzü daha da aşağı çekecek ve kamuoyu nezdinde itibarsızlaştıracak, kasıtlı bir şekilde kaos yaratmaya yönelik iftira niteliğindeki alçakça haberi kınıyoruz” cümlesini kurmuş. Haberin hangi amaçla yapıldığını çok iyi bildiklerini de sözlerine eklemiş.

Ahlaksızca, alçakça ve iftira niteliği taşıyan habere gelince.

Çok saygıdeğer Antalyaspor Yönetimi. Akıl hocanız kim, size bu açıklamayı kim yaptırıyor bilmiyorum. Futbolcular antrenmana çıkmak istememiş ve ikna edilerek çıkarılmış ancak sizin haberiniz olmamış olabilir mi? Birkaç isim dışında kulübe neredeyse hiç gitmediğiniz için bilmiyor olabilirsiniz.

Alçakça iftira atıyorsam, bir adım ileri gidiyorum. Benzer olay, 14 Ekim 2026 tarihinde oynanan ve 4-0 kaybedilen Kayserispor maçından önce de yaşandı. Oyuncular paralarını istedi, antrenmana çıkmak istemediklerini söylediler ve ikna edilerek antrenmana çıkarıldılar.

Eğer Antalyaspor’u yönetiyorsanız ve bu kulübü seviyorsanız, içinizde avukat da var. İftira niteliği taşıyan alçakça haber yaptığım gerekçesi ile beni mahkemeye verir misiniz?

Bir de açıklamada yer alan; “Tüm çalışanlarımız ve sporcularımız, Lara bölgesindeki projemizin tamamlanmasını bekliyor ve bu süreci bizimle birlikte yürütüyorlar” cümlesinin Türkçe mealini açıklar mısınız? Futbolcular Lara’daki projeyi takip ettikleri için mi bu kadar kötü oynuyorlar.

Cahilliğimi mazur görün. Yöneticilik yapmadığım için bilmiyorum… “Paramız da var, B, C, D planlarımız da var” diyerek göreve geldiniz. B Planı takımı ligden düşürmek, C planı batırmak, D planı da futbolculara proje takip ettirmek miydi?

Yoksa tamamen tıkandınız, kaçmak için bahane ararken birilerini kurban seçme kararı verdiniz ve beni mi seçtiniz?

Sizi bilmem, ama ben kendi adıma bir karar verdim; 2 aydır kulüple ilgili çok fazla yazı yazmamaya özen gösteriyordum. Bundan sonra iftira niteliği taşımayan ve alçakça olmayan şekilde gazetecilik yapmaya devam edeceğim.