Yeni yılda sadece yeni yılı değil Millet Mekteplerinin de açılışının yıl dönümünü kutluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, kurulduktan kısa süre sonra büyük bir okuma yazma seferberliği başladı. O dönemde çok düşük olan okur yazar nüfus oranını arttırmak oldukça önemliydi. Bu amaçla da Millet Mektepleri kuruldu ve her yaştan vatandaş büyük ilgi gösterdi. Cumhuriyet’in ilanı sonrasında Türkiye’de okuryazarlık oranını arttırmak amacıyla, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından küçük çapta bazı çalışmalar yapılmışsa da bu çalışmalardan beklenilen sonuç alınamamıştı. Bu amaca yönelik en ciddi bir çalışma, 1927-28 yılları arasında açılan Halk Dershaneleri olmuş, bu dershanelerden 64.302 yurttaş okuryazarlık belgesi almıştı. Atatürk’ün uzun zamandan beri üzerinde düşündüğü konulardan birisi de Türk insanına daha kolay bir okuma yazma aracının verilerek, bir an önce bilmezliğin ortadan kaldırılması idi. Cumhuriyetin ilanından önce, 17 Şubat- 4 Mart 1923 tarihleri arasında yapılan Türkiye İktisat Kongresi’nde de bu konuda bazı öneriler olmuştu. Alfabeler üzerinde yapılan uzun çalışmalar sonrasında, Latin kökeninden alınacak bir alfabenin Türk ses ve dil yapısına daha uygun olacağını ortaya koymuştu. Bunun üzerine, 1 Kasım 1928 tarihinde, 1353 sayılı yasa ile Latin kökenli alfabe, bazı değişiklilerle, Türkçenin ses düzenine uydurularak, “Yeni Türk Alfabesi” adı ile kabul edilmiştir. Aynı gün Başbakan İsmet Paşa (İnönü), yeni Türk harflerini bütün halka öğretebilmek amacıyla “Millet Mektepleri” adı altında halk eğitimi kurumları açılacağını, bu kurumların yurttaşların normal yaşamını aksatmadan, onlara okuma yazma öğreteceğini duyurmuştur. Bu gelişmenin ardından 11 Kasım’da, Bakanlar Kurulu, Millet Mektepleri Yönetmeliği’ni onaylamış ve yönetmelik 24 Kasım’da yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmeliğin 4. maddesinde “Bu teşkilatın Genel Başkanlığını ve Millet Mektebinin Baş Öğretmenliğini Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Hazretleri kabul buyurmuşlardır.” denilmekle, Atatürk’ün bu eğitim kurumlarına ne denli büyük bir önem verdiği daha ilk günden ortaya konulmuştu. 1928 yılında yürürlüğe giren yeni yönetmeliğe göre ise Millet Mektepleri’nin (A) ve (B) dershaneleri olarak iki bölüm hâlinde görev yapmaları (A) dersliklerinde eğitim süresinin dört ay olması ve bu dersliklere hiç okuma yazma bilmeyenlerin devam etmeleri (B) dersliklerine ise, Arap harfleri ile okuma yazma bilenlerin iki ay süre devam etmeleri kuralı getirilmiştir. Millet Mektepleri’nin daha ilk yılında, (1928-1929) yaptığı bir yıllık çalışma Başöğretmen Atatürk’ü çok mutlu etmiş, 1 Kasım 1929 yılında TBMM’ni açarken yaptığı konuşmasında bu başarıya değinen Atatürk, “Millet Mektepleri normal tedrisat haricinde kadın ve erkek, yüzbinlerce vatandaşın nurlanmasına hizmet etti.” Türkiye genelinde (A) dersliklerine kentlerde, köylerde ve özel öğrenim gören yetişkinlerden katılan sayısı: 1.376.074 erkek ve 729.818 kadın olmak üzere toplam 2.105.892’dir. Bu dersliklerden 778.192 erkek, 307.964 kadın olmak üzere 1.086.159 yetişkin belge almıştır. Genel başarı oranı ise: % 51.5’tir. (A) dersliklerinden yalnızca 1928-1935 döneminde 485.632 yetişkinin belge aldığı ve bunların yedi yıllık genel toplam içindeki başarı yüzdesinin % 44.7’sini oluşturduğu göz önüne alınırsa, daha sonraki yıllarda bu düşüşün ne denli fazla olduğu kendiliğinden anlaşılır. Türkiye genelinde 1929-35 döneminde (B) dersliklerinden kentlerde 4.402 erkek, 1.101 kadın ve 6 adet karma olmak üzere 5.509 adet açılmış, bu dersliklere 130.798 erkek, 66.141 kadın olmak üzere 196.939 yetişkin devam etmiştir. Buralarda 20.583 erkek ve 2.785 kadın da dışarıda özel öğrenim görmüştür. Bütün bunlardan belge alanların sayısı 138.711’i, başarı oranı ise % 53.2’yi bulmuştur. Sonuç olarak söylemek gerekirse yeni Türk harflerinin kabulünden sonra 1928 yılında açılış hazırlıkları tamamlanan Millet Mektepleri, önce halka okuma yazma öğretmek ile çalışmalarına başlamış, daha sonra bu çalışma yurt genelinde adeta bir “Eğitim Seferberliğine” dönüştürülmüş 1929 yılında ise yönetmeliğinde yapılan değişikliklerle halkın yaşam düzeyini daha da yükseltmek amacıyla okuma yazmanın yanı sıra hesap ve ölçüler, sağlık bilgileri, yurt bilgisi ve başka birçok mesleki becerilerin öğretildiği geniş bir içeriği kazanarak çalışmalarını sürdürmüştür. 1928-1935 yılları arasında önemli bir görevi yerine getiren bu kurumlar, daha sonraki yıllarda, gerekli önlemlerin alınmaması ve bu kurumlara olan ilginin giderek azalması sonucu, gelişme hızını yitirmeye başlamışsa da eğitim tarihimizde önemli bir işlevi yerine getirmeyi başarmıştır.