Merhaba, Yaşadığı toprakların altından tarih ve maden fışkıran nadir ülkelerden biriyiz. Bir yanımız doğuya bir yanımız boğazlarımızla batıya uzanan muhteşem bir coğrafyanın çocuklarıyız.
Mezopotamya’dan Troya’ya uzanan tarih köprüsünde çalınan heykellerimiz, hediye edilen toprak altı zenginliğimizi geri almaya uğraşırken şimdilerde hızlanan ve farklı illerde üst üste kapatılan müzelerimizi yazmak istiyorum. Gerek zamanlaması gerekse açıklaması asla yeterli olmayan kapatılan müzelerimize yeniden ne zaman kavuşacağız bilmiyorum ama sizlerle müzelerimiz hakkında yaptığım kısa araştırmayı paylaşmak istiyorum.
Ülkemizin ilk müzesi, Müze-i Hümayun adıyla 1891 tarihinde açılmış. Osman Hamdi Bey’in talebi üzerine o dönemin ünlü mimarı Alexandre Vallaury tarafından Çinili Köşk’ün karşısına inşa edilmiş. Günümüz Türkçesiyle İmparatorluk Müzesi anlamına gelen Müze-i Hümayun yani İstanbul Arkeoloji Müzeleri 13 Haziran 1891 yılında ziyarete açılmış. Ve bu tarih o günden sonra Türkiye’de Müzeciler Günü olarak kutlanmaya başlanmış.
İnternet kütüphanesi tam bir bilgi karmaşası olsa da sizler için toparlamaya çalıştığım bilgilere göre T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 210 müze / 143 düzenlenmiş ören yeri olmak üzere 353 ünite halka ve eğitime hizmet vermekteymiş. Bir başka bilgiye göre ise 552 adet müze varmış. Bunların 211’i T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde olup 341 tanesi özel müze kategorisindeymiş. Bu bilgiyi bile tam olarak alamadığımız zamanlarda gelelim en can alıcı noktaya. Müzelerimiz neden kapanıyor?
Tarihin belli aralıklarında yıkıcı depremlere konu olan ülkemizde halen beklenmekte olan İstanbul depremi kenara bırakılmış, ülke başka siyasi konularla çalkalanırken turizm gelir kaynaklarını yok eden kötü uygulamalar müzelerimizi kapatarak devam ediyor.
Yaptığım araştırmada müzelerimizin kapanma nedeni GÜÇLENDİRME / ONARIM / RESTORASYON gibi başlıklar altında toplanmış. 27 Ekim 2011’de İstanbul’da başlayan kapanmalar 13 Ocak 2026 tarihinde Van Müzesi ile devam ediyor ne yazık ki. Ve Tahmini açılış tarihi başlığı altında ki tüm müzelerimiz için “ ÇALIŞMALAR TAMAMLANINCAYA KADAR “ yazıyor. Evet anlıyorum hepimizin derdi başından aşkın, yorgunuz ve hatta kimi zaman umutsuz. Ama iyice unutkan olduğumuz müzelerin kapanma tarihlerinde saklı. 2011 nerede 2026 nerede? Onca yıl içinde tarih hazinelerimizi ne yaptığınızı, nerede tuttuğunuzu bir vatandaş, tarih meraklısı biri olarak soruyorum. Dünyanın tüm müzeleri açıkken bizim içi tarih dolu müzelerimiz neden kapalı?
Medeniyetlere ev sahipliği yapmış ülke topraklarımızda halen kapanmayan ve kapanmasını asla istemediğimiz Şanlıurfa Müzesi ülkemizin en büyük müzesi ünvanına sahip. Kapalı alan ve sergi salonu ve canlandırma sayısı olarak Türkiye'nin en büyük, Dünyanın da sayılı müzeleri arasında yer alan Şanlıurfa Müzesi gezi güzergahı olarak 4.5 km ile Türkiye'nin en uzun gezi güzergahına sahip olması gibi bir çok ilki bünyesinde barındırmakta. Ve 1963 yılında Şanlıurfa kent merkezinden 18 km kuzeydoğuda, Örencik’te bir yüzey araştırması sırasında keşfedilen tarihin tüm taşlarını yerinden oynatan Göbeklitepe’yi mutlaka ziyaret edin.
Ve 2026 yılında sessizce kapanan ve belki çok kişinin konudan haberinin bile olmadığı Van Müzesi. 13 Ocak 2026 tarihinde kapanan Van Müzemiz Urartu eserleri bakımından dünyanın en zengin müzelerinden biriydi. Tadilat, bakım ve onarım gerekçesiyle kapanan ve 300 gün sonra açılacağı söylenen müzemizin sonu umarız diğer müzelerimiz gibi olmaz.
Depreme dayanıklılık başlığı altında yıllardır kapalı olan ve ne zaman açılacağı belli olmayan müzeler listesine baktığınızda gözlerinize inanamıyorsunuz. Lütfen uygun bir anınızda bu linkten müzelerimizi tek tek inceleyin, kapanma nedenlerine bir bakın. Ve hala neden açılmadıklarını sorgulayın. http://www.kulturvarliklari.gov.tr/
Aslında ülke tarihimiz tam olarak korunabilse tam bir açık hava müzesinde yaşıyoruz. Ama tavanlarında Ali Ayşe’yi seviyor yazmayan temiz tarihe, ona sahip çıkan vatandaşlara ihtiyacımız var.
Siyaseti dinleyin, özgürlük için mücadele verin, ekmeğinizin peşinde koşun, güzel ülkemizi koruyun ama lütfen çemberin dışına çıkın. Unutmayın! Unutanlara unutturmayın. Bu güzel ülke tarihiyle, içine doğan tüm insanlarıyla güzel. Önce kendi insanınıza ve tarihinize sahip çıkın ki PERDE KAPANMASIN!
Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve Sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle…