Yeni bir yıl daha geldi. Takvimler 2026’yı gösteriyor ama umut takvimleri hâlâ geçmişin gölgesinde takılı kalmış gibi. Türkiye, yeni yılı vergi zamlarıyla, köprü ve geçiş ücretlerindeki artışlarla, ulaşım maliyetlerinin yükselmesiyle karşıladı. Henüz ilk günlerdeyiz ama gündem ağır: İŞİD’in tehditleri, terör örgütlerine yönelik operasyonlar, sokaktaki vatandaşın cebine dokunan ekonomik kararlar…

2025’in son günleri de pek iç açıcı değildi. PKK ile çözüm sürecinin devam ettiği yönündeki açıklamalar, terörsüz bir Türkiye hayaliyle örtüşmeye çalıştı. Ancak sokakta hâlâ tedirginlik vardı. Uyuşturucu kullanan ve satan bazı ünlü isimlere yapılan operasyonlar, futbol dünyasının bahis siteleriyle olan ilişkileri, gıda enflasyonunun mutfaklara yansıması, çiftçilerin “artık dayanacak gücümüz kalmadı” diye haykırışları…

Ve en çok konuşulan, asgari ücret. Açlık sınırının altında kalan milyonlarca insan, yeni yılda neyle geçineceğini düşünerek girdi 2026’ya.

Bu arada unutmadan devlet hastanelerine yüzde yüz elli oranında zam geldi yeni yılda. İlaçları alırken belki farkına varıyorsunuz ancak çoğu emekli farkında bile değil kaç liraya muayene olduğunun. Çünkü aylıklardan düşüyor miktarlar. 2025 çok da şiddetli bir yıldı. Kadına şiddet, çocuğa şiddet, trafikte şiddet, akranlar arası şiddet, Öğretmene şiddet, okulda şiddet, işte şiddet böyle uzayıp gitti.

Yılın son olayı ise Toprak mahsulleri ofisinin 500 milyonluk dolandırılması oldu. Erkan T.’nin TMO’nin hububatlarını satıp Romanya’ya kaçtığı ortaya çıktı. Bunun yanında işsizlik rakamları, hele de kadın işsizliği yüzde 38 ile rekor kırdı 2025te.

Yüzyılın Soygunu…

Tüm dünya karışıkken, Almanya'nın Gelsenkirchen kentinde filmleri aratmayan bir soygun gerçekleşti. Şehirde bulunan tasarruf bankası Noel tatili sırasında soyuldu. Soruşturmanın ilk aşamasında elde edilen bilgilere göre hırsızların bankadan en az 30 milyon Euro çaldıklarının tespit edildi. Bu miktara kiralık kasalardaki müşteri paraları, değerli eşyaları dahil değil üstelik.

Bu arada Paris’te Louvre Müzesi soygununu da unutmamak lazım. 19 Ekim 2025'te inşaat işçisi kılığına giren hırsızlar, Fransa'nın başkenti Paris'teki Louvre Müzesi'nin Apollon Galerisi'nden yaklaşık 88 milyon euro değerinde sekiz adet Fransız Kraliyet Mücevheri çaldılar. Soygun sekiz dakikadan kısa sürdü, hırsızlar bunun dört dakikasını müzede geçirdi ve soygunu müzenin normal açılış saatleri içinde gerçekleştirdi. Bu, 1998'de Le chemin de Sèvres tablosunun çalınmasından bu yana Louvre Müzesi'nde yapılan ilk sanat hırsızlığıydı.

ANTALYA SOKAKLARI SESSİZCE YENİ YILA GİRDİ

İŞİD Operasyonunda şehit olan yiğitlerimizin yası nedeniyle Antalya’da planlanan konserler, yeni yıl etkinlikleri iptal edildi. Yüreğe düşen acılar bir yana yeni yılı sessiz sedasız, keyifsiz karşılamanın sıkıntısı da cabası.

Yeni yıl, umut demektir. Ama umut, sadece dileklerle değil, gerçeklerle beslenir. Bu ülkenin insanı sabırlıdır, dirençlidir. Ama aynı zamanda adalet ister, refah ister, huzur ister.

2026’nın ilk günleri bize şunu hatırlatıyor: Yeni yılın takvim yaprakları değişti ama meseleler hâlâ eski. Bu yıl, sadece rakamların değil, yaklaşımların da değişmesi gereken bir yıl.

Ekonomide şeffaflık, sosyal adalette kararlılık, güvenlikte insan haklarına saygı, kültürde ve eğitimde kapsayıcılık… Bunlar olmadan yeni yıl sadece bir sayıdan ibaret kalır.

Yeni yılın ilk günlerinde karanlık bir gündemle uyanıyor olabiliriz. Ama bu karanlık, bir şeyleri değiştirmek için bir çağrı da olabilir.

2026, sadece yeni bir yıl değil; yeni bir yön, yeni bir yüz, yeni bir söz olmalı. Terör son bulmalı, şiddete dur denmeli ama bu arada hapishanelerden çıkan aramıza karışan iflah olamayanları da unutmadan bunların nasıl olabileceğini bulmalı uygulamalıyız.