Antalya'nın en büyük zenginliklerinden biri hiç kuşkusuz Konyaaltı Sahili. Toros Dağları'nın eteklerinden Akdeniz'in maviliğine uzanan bu eşsiz kıyı şeridi, her yıl milyonlarca insanı ağırlıyor. Ancak bugün Konyaaltı yalnızca yazın güneşlenenlerin ve denize girenlerin değil, bilim insanlarının da dikkatle izlediği bir bölge haline geldi.

Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı'nın son açıklamaları oldukça düşündürücü. Karancı, Boğaçay ve Çandır Çayı havzasında yapılan müdahalelerin, taş ocaklarının ve bazı yapılaşma projelerinin hem yeraltı suları hem de kıyı ekosistemi üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirtiyor. Daha da önemlisi, Konyaaltı kıyı çizgisinde gözle görülür bir gerileme yaşandığına dikkat çekiyor. Yani bugün üzerinde yürüdüğümüz sahilin bir bölümü, gelecek yıllarda aynı şekilde var olmayabilir.

Peki bu sadece mühendislerin, belediyelerin ya da devlet kurumlarının sorunu mu?

Sahile her gittiğimizde geride bıraktığımız plastik şişeler, sigara izmaritleri, çekirdek kabukları, tek kullanımlık bardaklar ve ambalaj atıkları aslında bu sorunun en görünür parçaları. Yaz aylarında sabah saatlerinde sahilde yürüyenler bilir; geceden kalan çöp manzaraları çoğu zaman denizin güzelliğini gölgeler.

Yerel yönetimlerin sorumluluğu burada son derece büyüktür. Yaz sezonunda nüfusu katlanan Antalya'da sahil temizlik ekiplerinin artırılması, çöp kutularının sayısının çoğaltılması, geri dönüşüm noktalarının yaygınlaştırılması ve özellikle yoğun kullanılan sahil kesimlerinde gün içinde birden fazla temizlik yapılması artık bir tercih değil zorunluluktur.

Ancak belediyeler ne kadar çalışırsa çalışsın, vatandaş sahip çıkmadığı sürece bu mücadele eksik kalacaktır.

Bugün Akdeniz'de bulunan mikroplastiklerin önemli bir bölümü karadan geliyor. Yere atılan bir plastik bardak, yağmur suyu kanallarından geçerek denize ulaşıyor. Kıyıda bırakılan bir sigara izmariti yıllarca doğada çözünmeden kalabiliyor. Sahilde unutulan naylon poşetler ise deniz canlıları için ölüm tuzağına dönüşebiliyor.

Sahili kullanmanın da bir bedeli ve sorumluluğu vardır.

Bir aile piknik yaptıktan sonra alanı temiz bırakmalı.

Balık tutanlar misinalarını kıyıda bırakmamalı.

Evcil hayvan sahipleri çevre temizliğine dikkat etmeli.

İşletmeler müşterilerinin bıraktığı atıklardan da sorumluluk duymalı.

Çocuklarımıza denizi kirletmemenin bir vatandaşlık görevi olduğunu öğretmeliyiz.

Çünkü Konyaaltı Sahili yalnızca bugün yaşayanların değil, gelecek kuşakların da hakkıdır.

Dünyanın birçok ülkesinde "Mavi Bayrak" yalnızca su kalitesini değil, toplumun çevre bilincini de temsil eder. Antalya'nın da bu anlayışa ihtiyacı var. Daha temiz plajlar, daha bilinçli kullanıcılar ve doğayla daha uyumlu bir yaşam kültürü olmadan kıyılarımızı korumamız mümkün değil.

Bugün Konyaaltı için verilecek çevre mücadelesi yalnızca birkaç metre sahili koruma mücadelesi değildir. Bu mücadele, Antalya'nın geleceğini, turizmini, yaşam kalitesini ve çocuklarımızın denizle kuracağı bağı koruma mücadelesidir.

Deniz bizden bir şey istemiyor.

Sadece kirletmememizi istiyor.