Ağustos ayının ilk yarısı birbirinden önemli yasa, anlaşma ve operasyonlara sahne oldu. Bu yüzden her önemli olay kendinden öncekini gölgeledi ve çabuk unutturdu.
Oysa bence her olayın tek tek değerlendirilmesi gereken, sebep ve sonuçlarının araştırılıp tartışılması, sonuçlarının iyi hesaplanması gereken türden olaylardı. Örneğin bunlardan Mekke anlaşması, Türkiye’ye uzaktan yakından en küçük bir fayda ve çıkar sağlamayan ama Türkiye’nin başını her an için çok büyük bir belaya sokabilecek bir anlaşmadır. Yani Türkiye’ye hiçbir fayda sağlamayacağı gibi her an için Türkiye’nin başını çok büyük belalara sokacak bir anlaşmadır. Yani bu anlaşmayla Türkiye, durduk yerde ABD adına bir savaşa sürüklenebilir, hatta sürüklenmesi kesin gibidir. ABD’nin Ortadoğu’da taşeronluğuna soyunmak demektir.
Çünkü ABD, dünyanın baş belasıdır, kanla beslenen bir vampir gibidir. Dünyanın her yerinde, her ülkesinde göz koyduğu zenginlikleri zorla almak için taşeron ülkeler ve taşeron terör örgütlerini kullanmaktadır. Irak ve Suriye’de, İsrail’in açık, Türkiye’nin örtülü desteği ve terör örgütleriyle hedefine ulaştı. Ama İran için bunlar yetersiz gelince yeni taşeronlar arayışı içine girdi.
Yine ağustos ayının ilk yarısında yapılan NATO toplantısı da Türkiye için sıradan bir NATO toplantısı değildi. Türkiye için yeni roller biçilen, bir toplantı olarak gözükmektedir. Türkiye’nin AB üyeliğinden vazgeçerek Ortadoğu’da AB ve ABD’ye taşeronluk yapması ve benzeri görevler almasının ön görüldüğü bir toplantı biçiminde geliştiği ileri sürülmektedir. Onun için bu NATO toplantısının da etraflıca ele alınması gerektiğini düşünüyorum.
Yine bir başka konu da PKK’lılara af getirecek olan çerçeve yasaydı. Gerçi bu öncekileri gölgede bırakarak epeyce konuşuldu. Yeni Partinin sürpriz katılma kararından İyi Partinin şiddetle karşı çıkmasına dek en çok incelenecek olaylardan birisi olup uygulamalarıyla da gelecek aylarda kendisinden bahsettirecektir diye düşünüyorum.
Ayın ortalarında Süleymancılara operasyon da çok ses getiren bir olay olmasının ötesinde tarikat ve cemaatlerin içyüzünü göstermesi bakımından ve iktidar tarikat ve cemaatleriyle muhalifler arasındaki farkların kavranması bakımından önemli bir gelişme olarak görüyorum.