Antalya’da bir dosya içeriğiyle değil, dolaştığı masa sayısıyla ölçülüyor. Belediyeler “yetki bizde değil” diyor, il müdürlükleri “uygun görüş” bekliyor, yetkililer ise bu dağınıklığı seyrediyor.
Antalya’da bürokrasiye düşen bir dosyanın kaderi çoğu zaman içeriğinden çok, hangi kurumun masasına düştüğüne bağlı.
Aynı evrak, aynı mevzuat, aynı kent… Ama sonuçlar farklı, süreler belirsiz, sorumlular görünmez.
Bu kentin en büyük sorunlarından biri artık trafik değil, imar da değil. Asıl sorun: bürokrasinin kendi içinde kilitlenmiş olması.
Belediyeler, İl Müdürlükleri ve Bitmeyen “Uygun Görüş” Trafiği
Antalya Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyeleri bir dosyayı sonuçlandırmak için adeta Ankara’yı bekler gibi bekliyorlar.
Çünkü yetki net değil. İmarla ilgili bir konuda belediye karar alıyor, ardından dosya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne gidiyor. Oradan “uygun görüş” çıkmadan da süreç ilerlemiyor.
Asıl soru şu:
Yerel yönetimin yetkisi neden sürekli merkez bürokrasisinin gölgesinde?
İl müdürlüğü “biz sadece mevzuatı uyguluyoruz” diyor. Belediye “yetki bizde değil” diyor.
Dosya ortada kalıyor.
Bedelini kim ödüyor?
Vatandaş.
Valilik Koordinasyon mu Sağlıyor, Seyir mi Ediyor?
Antalya Valiliği, kentteki tüm kamu kurumlarının eşgüdümünden sorumlu. Ancak
sahadaki tablo, bu koordinasyonun kâğıt üzerinde kaldığını gösteriyor.
Neden mi?
Aynı konuda farklı kurumlardan farklı yazılar çıkıyor. Biri “uygundur” diyor, diğeri “eksik var” gerekçesiyle süreci durduruyor.
Bu noktada sorulması gereken soru net: Bu kurumları kim aynı masaya oturtacak?
Eğer valilik bu koordinasyonu sağlayamıyorsa, Antalya neden hâlâ parçalı bir idari yapı ile yönetiliyor?
İl Müdürlükleri Arasında Duvar Var
Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü… Her biri Antalya’da güçlü, her biri kritik kararlar veriyor. Ancak birbirleriyle konuşmayan bir yapı söz konusu.
Bir işletme için Tarım İl Müdürlüğü uygunluk verirken, Turizm İl Müdürlüğü başka bir gerekçeyle süreci durdurabiliyor.
Aynı mekân, aynı faaliyet, farklı yorum.
Bu durum artık teknik bir mesele değil; idari bir dağınıklık göstergesi.
CİMER’e Yazılıyor, Kurumlar Birbirini İşaret Ediyor
Vatandaş çareyi CİMER’de arıyor. Ancak gelen cevaplar çoğu zaman sorunu çözmüyor; sadece sorumluluğu başka bir kuruma devrediyor.
“İlgili belediyenin yetkisindedir.”
“İl müdürlüğünün görüşü gereklidir.”
“Mevzuat gereği işlem yapılamamaktadır.”
Sonuç: Kimse sorumluluk almıyor, herkes her zaman olduğu gibi mevzuata sığınıyor.
Antalya Hızlı, Bürokrasi Ağır
Antalya yılda 15 milyondan fazla turist ağırlıyor. Nüfus artıyor, yapılaşma artıyor, ticaret büyüyor. Ancak kamu kurumlarının iş yapma kapasitesi bu büyümeyi karşılamıyor.
Aynı personel sayısı, aynı işleyiş, aynı hantallık.
Bu tablo sürdürülebilir değil.
Asıl Sorun Ne?
Sorun mevzuat değil. Sorun denetim değil. Sorun personel eksikliği hiç değil.
Sorun: karar almaktan kaçan bir bürokratik kültür.
Dosya ilerlemesin ama sorumluluk da kimseye ait olmasın anlayışı, Antalya’yı yavaşlatıyor.
Antalya’da bürokrasinin yavaşlığından şikâyet eden vatandaş şunu sormalı:
Büyükşehir Belediyesi hangi konuda yetkilidir, hangi konuda değildir?
İl müdürlükleri neden aynı konuda farklı kararlar verebilmektedir?
Valilik bu dağınıklığı neden giderememektedir?
Bu sorulara net cevap verilmeden, Antalya’da hiçbir reform gerçek anlamda işlemez.
Sözün Özü…
Antalya’nın sorunu evrak değil. Antalya’nın sorunu imza değil. Antalya’nın sorunu sorumluluktan kaçan bir kamu düzenidir.
Aynı dosya bu kadar çok masadan geçiyorsa, ortada bir hizmet değil; bir yönetim sorunu vardır.