Antalya’nın kalbinde yer alan Karaalioğlu Parkı, yalnızca bir rekreasyon alanı değil; kentin tarihini, doğasını ve estetik kimliğini taşıyan yaşayan bir miras olarak bir parktan fazlasıdır. 1943 yılında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından açılan park, halkın gönüllü katkılarıyla ve dönemin vizyon sahibi yöneticilerinin önderliğinde yoktan var edilmiştir. Bugün ise bu değerli alan, rant baskısı ve ticari işgaller nedeniyle varlığını koruma mücadelesi veriyor.
7 Mayıs Perşembe Karaalioğlu Parkı’nı tarihiyle heykelleriyle tanıyıp, tarihiyle yepyeni bir gözle gezdik. Rehberimiz Tuncay Neyişçi ve belediyenin heykeltıraşı Heykel Sanatçısı Emre Karaca’ydı. Parktaki heykelleri bir sanatçı gözüyle Emre Karaca’dan, parkın tarihsel arka planını Tuncay Neyişçi’den dinledik.Parkın kökeni, Osmanlı devlet adamı Kadı Abdurrahman Paşa’ya kadar uzanıyormuş. Karaalioğlu Park alanının büyük kısmının İbradılı Kadı Abdurrahman Paşa mülkiyetindeymiş. Haşim İşcan’ın valiliği sırasında park çalışmalarının başlatılması ile alanın bir kısmının mülkiyetini elinde bulunduran Kadı Abdurrahman Paşa varisi Karaalioğlu ile, parka isminin verilmesi karşılığı olarak mülkiyet devri yapılmış ve üç sene süren çalışmalar sonrasında park 29 Nisan 1943 yılında hizmete açılmış...
Kaleiçi’nin kültürel uzantısı olan Karaalioğlu Parkı, Antalya’nın siluetini tamamlayan bir estetik unsur olarak kentin belleğinde yer edinmiştir. Falezler üzerinden Akdeniz, Konyaaltı plajı ve Beydağları manzarasıyla üç miradoru, yalnızca doğa değil aynı zamanda sanatla da bütünleşen bir kent estetiği sunar. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin açılış ve kapanış törenleri yıllarca burada yapılmış, sanatçıların yürüyüşleri parkın girişinde sonlanmıştır.
Bu yönüyle Karaalioğlu Parkı, Antalya’nın kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak günümüzde parkın yeşil dokusu hızla masalar, sandalyeler ve depolarla işgal edilmekte; halkın ortak mirası ticari kullanımlara kurban edilmektedir.
1991 yılında park, 1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilerek “mutlak korunması gereken alan” statüsüne alınmıştır. Bu karar, parkın Antalya için taşıdığı ekolojik ve kültürel değerin resmi bir teyidi niteliğindedir. Ancak 8 Nisan 2026’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın aldığı kararla, parkın büyük bölümü 3. derece doğal sit kapsamında “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak yeniden tanımlanmıştır.
Bu değişiklik, parkın yapılaşma ve rant baskısına açık hale gelmesi anlamına gelmektedir. Antalya’nın nefes alanı olan bu parkın statüsünün düşürülmesi, yalnızca doğayı değil, kentin estetik bütünlüğünü ve kültürel belleğini de tehdit etmektedir.
Bu tehdit karşısında US-DER Uluslararası Kültür Sanat Göç ve Uyum Derneği, Karaalioğlu Parkı’nın tarihini, doğasını ve kent kimliğindeki yerini hatırlatmak için farkındalık gezileri düzenledi... İlk gezi 7 Mayıs 2026’da yapılan rehberli gezi, yalnızca bir etkinlik değil; Antalya’nın yeşil belleğini koruma çağrısı oldu.
Rehber Tuncay Neyişçi, bitki uzmanı, ekolog ve tarihçi yazar kimliğiyle parkın ekolojik dokusunu, tarihsel katmanlarını ve kent estetiğindeki yerini aktardı. Heykel sanatçısı Emre Karaca ise parkın sanatsal yönünü, heykellerin ve peyzajın kent kültürüne kattığı anlamı paylaştı.
US-DER’in bu girişimi, kentte yaşayanların parkın değerini yeniden fark etmesini ve rant baskısına karşı ortak bir bilinç geliştirmesini amaçlandı ve bu etkinlikle birlikte’’ Karaalioğlu Parkı Yok Olmasın, Ranta Kurban Edilmesin’’ çağrısı yapıldı.
Karaalioğlu Parkı, ekonomik buhran döneminde halkın katkılarıyla yaratılmış, dünyaya örnek olmuş bir kamusal alan iken bugün rant baskısı altında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu kadir bilmezlik, yalnızca doğaya değil; Antalya’nın kültürel kimliğine ve estetik bütünlüğüne de ihanet anlamına gelmektedir. Bu nedenle Karaalioğlu Parkı için verilen mücadele, yalnızca bir parkı koruma çabası değil; Antalya’nın geleceğini, kent estetiğini ve toplumsal belleğini koruma mücadelesidir.
Karaalioğlu Parkı, Antalya’nın nefes alanı, kültürel belleği ve estetik kimliğidir. Bugün bu parkı korumak, yalnızca doğayı değil; Antalya’nın ruhunu korumaktır. US-DER ve Tuncay Neyişçi’nin öncülüğünde yapılan farkındalık çalışmaları, kentte yaşayan herkese şu çağrıyı yapmaktadır:
Antalya’nın yeşil belleğini geleceğe taşımak için Karaalioğlu Parkı’nı sahiplenmek, hepimizin ortak sorumluluğudur. STK’lar farkındalık için kolları sıvamalı.