İki hafta önce ‘Büyüklere Dijital Dünya Rehberi’ başlıklı bir yazı yazıp, 50 yaşın üstündeki dijital dünyaya uyum sağlamaya çalışan dostlarımıza genel bir dijital güvenlik çerçevesi çizmiştim. Yazının sonunda ise bu konuya devam edeceğimi belirtmiştim.

Şimdi bakıyorum da, hem ülke hem de dünya gündemi alev alev. İnsanın aklını çeliyor.

-Şunu da yaz, bunu yazmazsan olmaz, bu konuda iki çift laf etmezsen geride kalırsın,..

Hayır! Kendi gündemimiz ve verdiğimiz sözler daha önemli. Zaten gündemle ilgili bilen bilmeyen, anlayan anlamayan herkes bir şeyler yazmış ve yazmaya devam ediyor. O konuları birkaç cümle ile özetleyip konumuza döneceğiz.

Epstein adası olarak bilinen Little Saint James adasında yıllardır süregelen rezillikler ortalığa saçıldı. Siyasetteki ve ticaretteki VIP denilen önde gelen kişilerin Epstein adlı şüpheli dolar milyarderi tarafından adada ağırlandığı belirtiliyor. Uyuşturucu, pedofiliye varan cinsel sapkınlıklar, insan kaçakçılığı, organ kaçakçılığı, insanlar üzerine akıl almaz deneyler, ayinler ve bir sürü komplo teorisi ile süslenmiş hikayeler paylaşılıp duruyor. Bu işe bulaşmış olan -devlet başkanları dahil- onlarca isim havada uçuşuyor. Gerisini zaten geleneksel ve yeni medyada aylarca okuyacaksınız. Bu konuya bakışımı kısaca özetleyip konuyu kapatmak istiyorum. Konu tarih boyunca sıkça rastlanılan güç mücadelesi kapsamında sahte cennetler yaratmak, casusluk, şantaj, finansal manipülasyon ile dünyanın gidişatına yön verme çabasından başka bir şey değildir.

Geçen hafta dünya ekonomisinin can damarları olan tüm enstrümanlar aynı anda ve hep beraber büyük değer kaybı yaşadılar. Ne Altın, ne Gümüş, ne petrol, ne Bitcoin ne de ABD borsaları bundan kaçamadı. Ekranlar kan gölüne döndü. Kırmızı mumlar hızla yerin dibine doğru uzadı gitti. Hani derler ya; “Aslan, ceylan, kaplumbağa, maymun birlikte ormandan koşarak uzaklaşıyorsa ormanda yangın vardır.” Tam da geçen haftayı anlatıyor bu manzara. Bu olayı da kısaca çözümleyerek bitirelim. Evet, dünya finansal yapısında anormal durumlar var. Ekonomi siyaseti belirlerken asimetrik salvolar bir Trump’tan bir Putin’den bir Avrupa Birliği’nden geliyor. Kimi yarın yokmuşçasına altın stokluyor kimi de kendi parasının değerini düşürmek için diğer ülkelere sataşıyor. Dünya ekonomisi hızla büyürken paylaşım adaleti küçülüyor. Küçük bir kesim büyük bir servete sahip olurken, çoğunluk ‘varlık içinde yokluk’ yaşamak zorunda kalıyor. Özetle, doğru düzgün bilge yöneticiler seçmeyi öğrenmek zorundayız.

Epstein olayı ile birlikte düşündüğümüzde yakın gelecekte sermaye düşmanlığının yaygınlaşacağını ve zenginleri zor günlerin beklediğini tahmin etmek zor değildir.

Ülkemizde de çok tuhaf olaylar eksik olmuyor. Bu konuda kimse bizimle yarışamaz zaten. Her gün bir şokla uyanmaya alışığız. Artçı şoklar da bitmiyor bir türlü. Yeri gelmişken 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren, yakınlarını kaybeden, yaşam standartları yok olan milyonlarca insanımızı anmamak olmaz. Kalbimiz sizinle. Bir yanda evler yapılmış teslim ediliyor denilirken diğer yanda konteynerlerde zor şartlarda yaşayan depremzedelerimizi görmek üzücü. Konut yapmak tamam da, aslında o bölgeye devasa bir deprem anıtı yapılsa daha mı yararlı olur diye düşünmeden edemiyorum. Hem orada yaşamını yitiren insanımızı hem de depremi unutmamak, her gördüğümüzde tekrar tekrar hatırlamak, biraz olsun kendimize gelmek için böyle bir anıt gereklidir bence.

Konumuza dönecek olursak; dijital yeni dünyaya uyum için önceliği güvenliğe vermek durumundayız. Banka kuyrukları tarihe karıştı, aile albümleri bulut depolamaya taşındı, alışveriş ise "bir tık" uzağımıza geldi. Eğlenceli bir sanal dünyamız var artık. Ancak bu parıltılı dünyanın içinde, pusuya yatmış "dijital kurtlar" da var. 2024-2026 siber güvenlik raporları diyor ki: "Eğer kapıyı açık bırakırsanız, hırsızın içeri girmesi için davetiye bastırmanıza gerek yok."

Gelin, bu siber mahallede burnumuz kanamadan nasıl gezeriz, bir bakalım.

Araştırmalar gösteriyor ki, dünyadaki pek çok insanın şifre hayal gücü biraz sıkıntılı düzeyde. Eğer şifreniz şunlardan biriyse, hackerlar kahvesini yudumlarken sizi saniyeler içinde alt edebilir:

“123456, qwerty, admin, password, secret, 111111, abcd1234”

Çünkü hackerların elinde saniyede milyarlarca deneme yapan yapay zeka destekli canavar ekran kartları var. Siz daha "Benim şifrem çok zor" diyemeden, onlar 1q2w3e kombinasyonunu çoktan denemiş oluyor.

Şifrelermiz en az 12 karakter olsun ama içinde doğum tarihimiz veya evcil hayvanımızın adı geçmesin. Cümleden şifre üretme" taktiği işe yarayabilir.

Örneğin; "Her sabah 2 kahve içerim!" (Şifre: Hs2kİ!) ya da "Emekli oldum ama enerjim yerinde." (Şifre: EoaeY.2024)

Buna benzer bir şifreyi çözmek, bir hacker için daha zordur.

Yapmamanız Gerekenler ise;

şifreyi kağıda yazıp ekrana yapıştırmak, her hesaba aynı şifreyi kullanmak, anlamadığınız linklere tıklamak, bedava denilen şeylere tıklamak, halka açık yerlerdeki Wi-Fi ağlarından banka gibi önemli hesaplara girmek...

Dijital cihazlarımızdaki güncellemeleri de ihmal etmemeliyiz. Güncel kalmak yeni gelişen siber saldırılara karşı yeni savunma duvarları ile korunmak anlamına gelir.

Şifreniz anahtardır, iki aşamalı doğrulama (2FA-SMS kodu veya onay) ise kapı zinciridir. Hırsız anahtarı çalsa bile, o zinciri (telefonumuza gelen kodu) aşamaz. Özellikle banka, e-Devlet ve sık kullandığımız sosyal medya üyeliklerimizde bulunmasında yarar vardır.

Sosyal Medya kullanırken üslup ve davranış şekli de önemlidir.

BÜYÜK HARFLE YAZMAYALIM: Karşımızdakine bağırıyor gibi görünürüz,

Torunların veya arkadaşların fotoğrafını paylaşmadan önce bir "Alo" deyip izin almakta yarar vardır.

Anlık konum paylaşmak konusuna da dikkat etmek gerekir. "Şu an Maldivler'deyim" demek, hırsızlara "Evde kimse yok, rahatça gelebilirsiniz" mesajı göndermektir. Paylaşımı eve dönünce yapmak daha akıllıca görünüyor.

Bizim nesil her zorluğun üstesinden geldi; üç-beş siber korsana mı pabuç bırakacağız? Bu doğru. Ancak meraklı olmak kadar tedbirli olmak da iyidir.

Şifre konusunda biraz daha bilgilenmek ve bilinçlenmekte yarar vardır. Bunun için sosyal medyada bolca içerik var. Yapay zekaya da her şeyi sorabiliriz. Örneğin yapay zekaya “Dijital dünyada şifre kullanımı konusunda hiçbir şey bilmiyorum. Beni bilgilendirir misin?” sorusunu sorabilir çok güzel ve doyurucu bilgi alabiliriz.

Sabah uyandığımız andan itibaren akşama kadar ekranı sağa sola, yukarıya aşağıya kaydırıyoruz. Bunlar genellikle algoritmanın bize sundukları. O kadar ilginç, renkli ve bize hitap eden içerikler ki, bunlara bakmak belki de 2-3 saatimizi yok ediyor. Ara sıra bakmakta yarar olabilir. Peki önümüze geleni yemektense kendi seçtiklerimizi yemek daha doğru değil mi?

Amaçsızca kaydırıp vakit öldürmektense kontrolü ele alıp dijital mecrayı öğrenmek için kullanabiliriz.

Ünlü video kanalları var. Sadece eğitim yayınlayan kanallar var. Bunları kendimizi geliştirmek ve bilgimizi artırmak için kullanabiliriz. İlgi alanımız ya da öğrenmek istediğimiz bir konuyla ilgili arama yaptığımızda önümüze çok sayıda yararlı içerik düşecektir. Her konu olabilir. Ben çok kullanıyorum. Sertifikalı eğitimler bile var.

Dijital kanalların bizi sürüklemesine izin vermeyelim. Belirli konular seçelim, öğrenelim ve kontrolü ele alalım. Şifre ve 2 faktörlü doğrulama hakkında bu yöntemle detaylı bilgiler alıp güvenlik konusunda biraz daha güçlenerek başlayabiliriz.