Bazen çekip gitmeyi bilmek lazım. Olmadı mı olmuyor işte. Yaşamla kavgaya tutuşmuşsun. Ağzın burnun dağılmış. Kolun kanadın kırılmış. Her yerinden acı sinyalleri gidiyor beynine.

Hala neyin derdindesin? Kal düştüğün yerde. Kalkma ayağa. İki üç darbe daha alıp yere yapışacaksın yine.

Belli ki sen bu savaşı kazanamayacaksın. Olmadı mı olmuyor işte.

Sonra doğrul yerinden, tehditkar olmayan bir hızla kalk ve yavaşça yürü. Başka yerlere git. Uzak yerlere. Sakın arkana bakma.

Eskiden yürüdüğün yolları çıkar aklından. Öylesine yürü. Kimse fark etmesin seni. Yokmuşsun gibi. Hiç var olmamışsın gibi. Sessizce süzül insanların arasından. Kimse fark etmesin varlığını. Görünmez ol.

Öğren artık yaşamı yenemeyeceğini. Gücünün yetmeyeceğini. Çabalarının para etmeyeceğini.

Yıllarca her gördüğün fırtınaya karşı dikildin. Yelkenlerini sonuna kadar açtın. Üstüne üstüne gittin. Yedikçe darbeyi daha çok hiddetlendin. Daha çok dikildin. Gençtin o zamanlar. Darbeler vız gelip tırıs gidiyordu. Acılara dayanıyordun. Yaraların çabuk iyileşiyordu.

Ama ya şimdi… Artık işler değişti dostum.

Belki gitmek zamanı geldi. Belki kabullenmek yaşamın her zaman galip geldiğini.

Yürü git işte.

Gitmek zamanını saatlerden öğrenmezsin. Takvimlerde yazmaz. Onu anlarsın. Özün anlar. İşaretleri çok öncelerden gelmeye başlamıştır. Görmezden gelsen de kabullenmek istemesen de anlamlarını bilirsin o işaretlerin.

Baktın ki gitmek zamanı gelmiş, hiç durma buralarda.

Yürü git…

Gitmeyi bilmek gerekir bazen.