Selam yurdumun güzel mutsuz ve umudunu yitiren insanları. Uzun süredir hepimiz ciddi sorunlarla boğuşuyoruz. Hepimizin umutları kırıldı. Her gün zam haberiyle gözlerimizi açıp, zam haberi ile gözlerimizi kapatıyoruz. İki yıldır dünyayı kasıp kavuran pandemiyle savaşan bizler pandemiden sonra nefes alırız derken, nefesimiz kursağımızda kaldı. Bir yandan pandemi ile mücadele ederken, bir yandan da ekonomik krizle savaş halinde bulduk kendimizi. Yılbaşında asgari ücrete yapılacak olan ‘zamla bayram yapacaksınız’ diyen yetkililer haklı çıktı. Asgari ücrete yüzde 50 zam yapıldı. Hepimiz sevindik ancak bu da kursağımızda kaldı. Çünkü asgari ücrette iki gün sevindikten sonra yıl başından hemen sonra her güne gözümüzü zamla açar olduk. Halka kaşıkla verdiler sonra kepçeyle geri aldılar. Hatta hala devam ediliyorlar. Hatta kepçeyi bırakın verdikleri asgari ücreti kova kova almaya başladılar. Her gün zam haberleri duymaktan nefes alamaz hale geldik. Yiyecek, içecek, giyim, doğalgaz, elektrik, su ve daha bir sürü zam havada uçuşuyor. Fiyat artarda bu kadarı da pes dedirtti. Halk artık isyan noktasına gelirken yetkililer ise çözüm getirmiyor. Artık yeter birilerinin buna bir dur deme zamanı gelmedi mi? İnsanlar evine ekmek götüremez hale geldi. Evet, lüks bir şeyden söz etmiyorum. Kuru ekmek alamaz hale geldik. Ekmek kavgası başlayacak dediler gerçekten başladı. Uzmanlar gıda sıkıntısı yaşayacağız diyordu. Yaşamaya başladık. Cebini dolduranlar bir şekilde evini geçindirirken olan ne yazık ki yurdumun fakir insanına oluyor. İçindeki bulunduğumuz durum artık içler acısı bir hal oldu. Nereye el uzatsak pahalılık, çaresizlik, yorgunluk, umutsuzluk, bıkkınlık nefes alınamayacak durumdayız. Son günlerde insanların psikolojik durumu iyice bozuldu. Hayat şartları ağırlaştıkça insanlar, çıkar yol bulmak için çabalıyor. Bunun da boş olduğunu anlayınca agresifleşmeye veya içine kapanmaya başlıyor. Ve sonuç ya kavga oluyor ya da intihar. Her gün haberlerde neler görmüyoruz ki. Yok cinnet geçirdi eşini ve çocuklarına canına kıydı, yok kendi canına kıydı, diye çok haber duymaya başladık. Bu sistem devam ederse daha çok duymaya da devam edeceğiz gibi görünüyor. Yetkililer bir şeyler söyleyip duruyor. Ancak öyle uzaktan laf söylemek ve gözlemlemekle olmuyor. Gel bide işin içine gir. İşin içine girince öyle uzaktan ‘Şunu yaptık, bunu yapacağız’ demekle hayatlar düzelmiyor. Bir intihar haberi duyduğumuzda vah vah deyip geçiyoruz. Ancak ötesini beresini hiç düşünmüyoruz. İntihar eden kişi belki evine ekmek alamaz hale geldi. Çocuklarının yüzüne bakamaz duruma düştü. Allah kimseyi çocuklarının yüzüne bakamaz, evine ekmek götüremez hale getirmesin. Ülkemizde herkes çalışıyor ancak kimse hakkını alamıyor. Bu kadar zam dedim ancak ülkemizde ucuz olan şeyler de var. Örneğin insan canı, alın teri, emeği bunların hepsi çok ucuz. Kişi gece gündüz çalışıyor. Ancak bırakın yaşamayı eve gidinceye kadar cebinde para kalmıyor. Tuzu kuru olanlar her zamanki gibi memnun hayatından. Ya çalıştığı halde geçinemeyenler evinin kirasını ödeyemeyenler olan yine garibana oldu her zamanki gibi. Yazacak o kadar çok şey var ki içinde bulunduğumuz durum içler acısı bir durum. Buradan durumu iyi olan etliye sütlüye karışmayanlara da iki lafım var. Bu gün bu durum seni etkilemeyebilir ancak şunu unutma sıra size de gelecek…