Merhaba, Bundan yıllar önce okuduğum Simyacı’nın satırları arasında hayatıma dokunan en anlamlı sözdü “Eğer sen bir şeyi çok istersen evren seninle işbirliği yapar “. Koskocaman evren benimle nasıl işbirliği yapacak diye bir gün bile düşünmeden sadece inandığım doğruların peşinden gittim ve gitmeye devam ederken Maride’ye ulaştı yolum.
Maride yani Mardin! Mardin adından tarihte ilk kez 4. yüzyılda Roma tarihçisi Marcellinus tarafından Maride şeklinde bahsedilmiş. Birçok farklı dil, din ve kültür mozaiği ile bezenen kent adını bazı görüşlere göre savaşçı kavim Ardeşir tarafından üçüncü yüzyılda buraya yerleştirilen Mardelerden almaktadır. Bir diğer görüşe göre ise Kaleler anlamına gelen Merdin’den gelir adı. Günümüzde kullanılan adı ise Arapça kaynaklara göre Maridin'den gelmektedir.
İnşaat sahasına dönüşmüş Antalya’dan grup arkadaşlarımla yola çıktığımızda hala biraz da olsa yeşil olan doğayla yolumuza devam ederken Güneydoğu Anadolu’ya yaklaştıkça yeşil rengini kahverenginin tonlarına bıraktı. Nemli bir sıcağın içinden kuru sıcağa uzanan uzun yolculukta git git bitmeyen yollarda farklı coğrafyalarda farklı insanlara dokunarak ulaştık Mardin’e. Yazımın başında da dediğim gibi, bir hayal kurdum ve onu bir sergiyle çerçevelendirdim. Derken gün geldi ve yürekten istediğim yolculuğa sergi sayesinde arkadaşlarımla birlikte çıkmış olduk.
Uzun yolun sonunda ulaştığımız kent ağaçsızlığı ve rengi dışında bizim sokaklarımıza benzeyen bir yerken birazdan bineceğimiz taksinin bizi bir rüyanın içine götüreceğinden haberimiz yoktu. Ve derken ulaştık eski Mardin’e yani Artuklu’ya.
Artuklu ismini Türkmen Beyi “Seyyid “Artuk Beyden almış. Dağın tepesine kurulmuş olan Artuklu Yukarı Mezopomtamya’nın en eski yerleşim yerlerinden biri olup çık çık bitmeyen merdivenleri, labirent gibi ara sokaklarıyla, sanatsal ve estetik dokusuyla, insanının samimiyetiyle, inançların birbirine olan saygısıyla inanılmaz bir yer. Lezzetleri, renkleri ve dilleriyle gündüz sıcağın suskunluğunda yaşayan halkı akşamüzeri havanın dönmesiyle birlikte çoluk çocuk bırakıyor kendini geceye. Hatta eskiler Mardin için “Gecesi gerdanlık, gündüzü seyranlık” demişler. Neden mi? Gece tepeden bakıldığında şehrin ışıklarıyla birlikte gerdanlık gibi görünmesi ve gündüz gün ışığı eşliğinde seyrine doyum olmayan tarihi güzellikleri için…
Artuklu’ya ulaştığımızda eserlerimizi Mardin Müzesi sergi salonuna bırakıp uzun yolculuk sonrası biraz dinlendikten sonra gece ışıkları içinde Mardin sokaklarında gezdik. Nemsiz bir ortamda sokakta yürümeyi unutmuş bir Antalya’lı olarak mutluluğumu kelimelerle anlatmam inanın mümkün değil. Ayrıca gündüz insanın içini kavuran sıcak tıpkı çöl iklimi gibi gece yerini çılgın bir rüzgara bırakıyor Mardin’de. Ya da Mardin havası bize çok acımış olacak ki biraz nefes alalım diye rüzgarlarını gönderdi kim bilir?
Kültür Bakanlığı tarafından Süryani Katolik Vakfı’ndan satın alınarak kamulaştırılan Mardin Müze’sinin mistik atmosferinde sergi eserlerimizi birer birer açıp tarihi binanın duvarlarıyla bütünleştirdik. Mardin’in en sıcak aylarından Ağustos’ta açtığımız Parietal Art sergimizde sıcağa rağmen yanımızda olan Mardin’li sanatseverlere ise sonsuz teşekkürlerimizle…
Her adımında tarih olan, her anını beyninizde kayıt altına almak istediğiniz, karmaşık sokak aralarında araba olmayan, gece yıldızlarla uyuduğunuz, gündüzün yorgunluğunu gecenin sessizliğiyle taçlandırdığınız Mardin!
Bağımsız Sanat Hareketi Uluslararası Sergisi Parietal Art / Mağara Resimleri sergisi için gittiğimiz Mardin’de tabii ki çevreyi gezmeden olmazdı. Nusaybin’den Şanıurfa’ya, Göbeklitepe’den Harran Kümbet Evlerine uzanan yolculuğumuzda Dara Antik Kente dokundu gözlerimiz. Ve kalbimizde hiç dönmesem dediğimiz yerler listesinde yerini aldı Mardin.
Kuzey Mezopotamya’ya ev sahipliği yapmış, medeniyetlerin beşiği kadim kent Mardin dokusuyla, büyüsüyle, huzuruyla, rüzgarın antik söylemleriyle Güneydoğu Anadolu bölgemizin incilerinden sadece biri. Subari, Hurri, Sümer, Akad, İskit, Hitit, Asur, Babil, Pers, Makedonya, Abgar, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı dönemine ait birçok yapıyı içinde harmanlayan bir açık hava müzesi Mardin.
Merdin, Merdo, Merdi, Marda ve derken Mardin… Güneydoğu Anadolu’nun gerdanlığı Mardin’i yazmaya devam edeceğim. Takipte kalın…
Her değişime ayak uyduran doğanın bilgeliği ve sanatın ışığında yeniden görüşene dek sağlıkla ve sevgiyle…