Belediye başkanı, seçildiği bölgeyi geçici süreyle kamu adına yöneten kişidir. Görevi çöp toplamaktan sokaktaki kaldırım taşına, park düzenlemesinden seyyar satıcıya kadar pek çok konuda ekibiyle birlikte sorumluluk almaktır.

Bu kişileri biz seçiyoruz, kamu parasını bizim adımıza kullanıyorlar ve bize karşı hesap verir olmaları gerekiyor.

Ama son zamanlarda bazı başkanlar, hesap vermek yerine hesap sorar hale geldi.

Etrafında sosyal medya ekibi, üst düzey kıyafetler, pahalı yaka mikrofonları… Makam aracından hışımla inip pazar yerine giriyorlar. O anlar saniye saniye kaydediliyor. Amaç: Denetim değil, reklam.

Tezgahtaki pazarcıya, “Bu domatesi kaça aldın, kaça satıyorsun?” diye soruyorlar. Sonra da “Bu fiyatlarla bu iş olmaz!” diyerek kameraya dönüyorlar.

Sayın Başkan, bir gün olsun o tezgahın arkasında durdunuz mu?

Pazarcı, sizin adınıza yapılan pazar yerlerinde satış yapabilmek için Pazarcılar Odası’na bedel ödüyor. Yer devralmak isterse, anlamakta zorlandığımız “hava parası” adı altında fahiş rakamlar ödeniyor. Semtine göre bu rakamlar uçuyor.

Bazı yerlerde bu, dükkân kirasıyla yarışıyor. Günlük kira usulüyle tezgahlar veriliyor. Yani sabit maliyetler zaten yüksek.

Pazarcı gece yarısı hale gider, ürününü seçer, araca yükler, sabah tezgâhına dizer. Yazın sıcakta, kışın soğukta… Ürünü satabilir mi, satamaz mı belli değil. Hatta zararına satış yapmak zorunda kalabilir.

Sabah gelen ürün daha taze olduğu için fiyat biraz yüksektir. Akşam saatlerinde ise hem ürün standartı düşer hem de ertesi gün pazarı yoksa ellerindekini bitirmeye çalışırlar. Bu durum pazarda bir nevi doğal fiyat standardizasyonu oluşturur.

Ben her zaman ürünlerin sınıflanarak, belirli bir kalite düzenine göre satılmasından yanayım. Ama önce sistemi siz kurmalısınız.

Siyaset Değil, Sistem Kurun

Bir domatesin fiyatına bakarak “Bu fiyata satılmaz” demek; nakliye, kasa, kantar, kayıp, kira, hava parası gibi tüm maliyetleri göz ardı edip pazarcıyı zan altında bırakmaktır. Bu yaklaşım, sadece bir siyasi şovdur.

Başkanlar, siz kendi işinize odaklanın:

Pazar yerlerinde sabit yer uygulamasını kaldırın.
Yerler günlük olarak kura ya da dijital sistemle dağıtılsın.

AVM gibi kiralık dükkân anlayışından vazgeçin.
Kamusal alanlar, adil kullanım için düzenlensin.

Fiyat denetimlerini zabıta ekipleri yapsın, siz değil.
Siz işi sistem kurmakla meşgul olun.

Domatesin fiyatı sizin gündeminiz olursa, asıl yapmanız gereken işleri kaçırırsınız.
Siz sistemi kurun, şeffaflığı sağlayın, adaleti tesis edin.

Unutmayın, pazarcı esnafı bu ülkenin en çalışkan, en mücadeleci insanlarından biridir. Onları zan altında bırakmak değil, yanında durmak gerekir.