Pil nedir? Diye sorsam ilk aklına gelen şey onun çeşitli metallerden oluşan bir kutucuk olduğumu yoksa kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren minyatür bir fabrika olduğu mu?


Kabul edelim hiçbirimiz pilin hangi metalden veya nasıl üretildiğiyle, içindeki hangi kimyasal tepkimeyle enerji ürettiğiyle pek ilgilenmiyoruz, bizim için pil eşyaları çalıştırmamızı sağlayan enerjiyi üreten şey.
Peki kendi bedenine bakınca etten kemikten oluşan bir kutu mu görüyorsun yoksa sadece biyoloji değil kimya, fizik ve hatta kuantum fizik kurallarına göre işleyen bir fabrika mı? Çoğunlukla et ve kemik gibi biyolojik unsurlar geliyor akla. İçimizdeki devasa fabrikanın oluşturduğu fiziksel ve kimyasal süreçler hep arka planda kalıyor.
Halbuki insan çok gelişmiş bir biyo-elektromanyetik sistemdir. İnsan vücudu biyokimyasal süreçlerini işletirken sürekli bir elektrik akışı üretir (dinlenme halinde 100 watt civarında ısı enerjisi yayıyoruz, beynimiz ise 20 watt civarında bir enerjiyle çalışıyor) işte bedenimizde ürettiğimiz bu elektrik akımının led bir ampulü kolaylıkla yakabileceği tespit edilmiş. Düşünsenize ürettiğimiz bu elektrikle düşük enerji ihtiyacı olan giyilebilir cihazların kullanılıp kullanılamayacağı bile araştırılıyormuş.

Elektrik akımı ile elektromanyetik alanlar bir madalyonun iki yüzü gibidir. Birbirinden ayrılmaz. Bedenimizde manyetik alanların bulunduğunu hatta bunların EEG EKG gibi yöntemlerle görülebildiği de herkesçe malum olsa da kalbin yarattığı manyetik alanın beynin yarattığı manyetik alandan 5000 kat güçlü olduğunu ve vücudun birkaç metre dışına kadar ulaştığını sanıyorum bilenler nadirdir. Üstelik bizler elbette manyetik alan yaymakla kalmıyor ayrıca etraftaki manyetik alanlardan da etkileniyoruz.

Nelerdir bizi etkileyen bu manyetik alanlar?

Öncelikle yapay manyetik alanların farkındayız wi-filer, baz istasyonları, yüksek gerilim hatları gibi, bunlar biyolojik devrelerimizde parazit yaratır. Yani dengemizi bozar.

Doğal manyetik alanlara gelirsek ilk sırayı elbette yuvamız Dünya alır. Dünya dev bir mıknatıs gibidir. Biyolojik saatimiz, yön bulma yeteneğimiz ve hatta hücrelerimizin yenilenme hızı bu manyetik alana uyumludur. Buna Schumann Rezonansı denir yani dünyanın kalp atışı.
Manyetik alanlar oluşturan diğer etken Güneş Fırtınalarıdır. Bunlarda insanın manyetik alanını bozar.
Sayılması gereken en önemli hususlardan biri ise plazmadır. Kuantum fiziğine göre gözlemlenebilir evrenin %99u plazma halindedir. Plazma elektrik yükü taşıyan parçacıklardır. Süper bir iletkendir ve hareket ettiği an devasa manyetik alanlar oluşturur. Güneş’in tamamen bir plazma küresi olduğunu da buraya ekleyelim. Plazma evrendeki elektriği ve manyetizmayı birbirine bağlayan canlı dokudur. İnsan ise bu dev plazma okyanusunda yüzen bir biyo-elektromanyetik sistemdir.

Bunca teknik bilgiyi anlatmamın nedeni şu, bizler dışarıdaki manyetik alanı kullanarak bedenimizi, bedenimizdeki manyetik alanı kullanarak dışarıdaki dünyayı etkileyebiliriz. Bu hurafe değil bilim. Peki nasıl? İşte o da sonraki yazının konusu…
Tekrar görüşmek dileğiyle…