Son iki aydır ASAT tan gelen mesajla uyanıyorum. ASAT bıkmadan usanmadan sürekli aşağı yukarı her gün ‘Bölgenizde meydana gelen arıza nedeniyle su kasıntısı yaşanmakta olup, sular mümkün olan en kısa surede verilecektir. anlayışınız için teşekkür ederiz.’ Mesajı atıyor.

Bazen su kesiliyor çoğunlukla kesilmiyor ama tazyiki düşük oluyor. Gerçi ben Konyaaltı Gürsu Mahallesinde ve 8. Katta oturan biri olarak suyun tazyikinin üst katlara fazla çıkamayışına aşinayım. Ancak bu mesajın bu kadar sık ve iki aydır gönderilmesinde bir gariplik olduğunu düşünüyorum. Yakında şehre hiç su verilmeyecek mi acaba diye insanın aklına geliyor.

Uzun süredir yaz başından beri Kemer’den başlayıp şehir merkezine ilerleyen bir çalışmayla ASAT büyük ölçekli yenileme çalışmaları tamamlayamadı henüz. Yeni şebeke hatları ve 12 yeni sondaj kuyusu ile altyapı güçlendirilmesi hedeflenen bu çalışma üst yapıyı da bozdu. Delik deşik edilen asfaltlar, sokaklar son günlerde yağan yoğun yağmurla da buluşunca Konyaaltı, harabe görünümüne büründü. Yarım yamalak eklerle dökülen asfalt parçalarında derin çukurlar oluştu. Bu arada çukurlardan kaçamayan sürücüler araç lastiği değiştirmek zorunda kaldığından, bu işten en karlı çıkanlar oto lastikçileri oldu sanırım…

Neyse konumuz su suya döneceğiz. Ama kent estetiği daire başkanlığı bu konuya bir el atsa, yollar, sokaklar yazın tozdan, kışın çamurdan geçilemez halde. Bir şekli şemali olmayan çukurlarla dolu asfalt dökümünün de bir işe yaramadığı ortaya çıkmış durumda. Son altı aydır vatandaşın tozdan, su kesintisinden, kapatılan yollardan çektiği cefa da cabası.

Artık suyumuzun her gün kesileceğine dair mesajlara dönebiliriz. Bu mesajlar bizi kesintilere mi hazırlıyor, alışkanlık mı yaratılmak isteniyor yoksa şikâyetlerin önü mü kesilsin, biz peşinen bu mesajları gönderelim deniyor bilemedim, ama şurası bir gerçek su sorunuyla yakında tüm dünya yüzleşecek.

Son yıllarda su kıtlığı tartışmaları sık sık gündeme gelse de Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, durumun düşünülenden çok daha kritik bir hal aldığını ortaya koydu. Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü'nün (UNU-INWEH) yayımladığı "Küresel Su İflası: Hidrolojik Olanaklarımızın Ötesinde Yaşamak" başlıklı rapora göre dünya, geleneksel 'su krizi' kavramının ötesinde benzeri görülmemiş bir su kriziyle karşı karşıya. Gezegenimiz 'Küresel Su İflası' olarak adlandırılan yeni bir aşamaya girmiş durumda. Bu kavram, dünyanın su sisteminin yıllarca süren aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle onarılamaz şekilde zarar gördüğüne dair çarpıcı bir uyarı niteliğinde. Bir zamanlar bol olan nehirler, göller ve yeraltı suları artık hem insanın hem de ekosistemin ihtiyaçlarını karşılayamıyor.

Bilim insanları, yaşanan tablonun geçici bir kuraklık ya da döngüsel bir iklim olayı olmadığına dikkat çekiyor. Yer altı ve yüzey sularının yapısal olarak çöküşe sürüklendiği yeni bir döneme girildiğini vurguluyorlar. Ve daha neler neler. Neyse bize ne dünyadan diyemeyiz ancak Antalya’da olan şelalelerin sularının azalması, Yakınımızdaki yöremizdeki göllerin kuruması, suyun artı pahalı olması bize bu gerçeği fazlasıyla hissettiriyor.

Artık su kesintilerine mi alışacağız, Antalya’da son bir aydır yağan bunca yağmur suyu beton yüzeylerden yol bulup acaba yeraltı kaynaklarına ulaşabildi mi diye de sormadan edemiyorum.

Bizim buralarda parklara bile beton dökülüyor, ağaçların kökleri kaldırımları delip çıkabiliyor. Eski portakal bahçeleri, olan Gürsu, Uncalı hatta bataklık olan Hurma bile suya hasret kalıyor.

Bir bilgi istiyorum, neden bu mesajlar hala ve sürekli ASAT tarafından atılıyor?