Sel, don, hortum… Son haftalarda yaşanan afetlerin ardından tüm gözler doğal olarak Antalya’daki örtü altı sera bölgelerine çevrildi.
Çiftçi zor durumda; desteklenmesi şart. Sigorta sisteminin, özellikle de TARSİM’in eksik kalan yönlerinin revize edilmesi artık ertelenemez bir zorunluluk. Çiftçilerin, TARSİM’in neyi, ne kadar ve nasıl ödediği konusunda sigorta acentaları tarafından açık ve doğru biçimde bilgilendirilmesi gerekiyor. Ayrıca TARSİM kapsamında olmayan ancak üretimden tamamen düşmüş, seralarında ciddi hasar oluşmuş üreticiler için mutlaka bir yapılandırma mekanizması hayata geçirilmelidir. Bu çok net.
Ancak herkesin gördüğü halde görmezden geldiği, üzerine eğilmediği ya da “nasıl olsa ticaret yapıyorlar, bir yolunu bulurlar” denilerek yok sayılan bir sektör var: Zirai ilaç ve gübre bayileri.
Açıkça söylemek gerekir ki zirai ilaç ve gübre bayileri bu süreçten en az çiftçiler kadar, hatta birçok durumda daha fazla etkilenen sektör paydaşlarıdır. Bu bir abartı değil, sahadaki çıplak gerçektir.
Çünkü afetlerden sonra yaşanacak tablo bellidir. Üretim durur, gelir ortadan kalkar, ödemeler aksar. Zirai ilaç ve gübre bayileri alacaklarını tahsil edemezse sistem kilitlenir. Oysa bu sektörün işleyişi büyük ölçüde sezon sonu ödemelerine dayanır. Ne yazık ki birçok üretici, sezon boyunca ücretsiz danışmanlık aldığı, girdilerini vadeli temin ettiği ve fiilen kendisini finanse eden zirai ilaç bayilerini ödeme listesinde en sona bırakır. Bu acı gerçek yıllardır değişmeden devam etmektedir.
Elbette bu algının değişmesi gerekir. Çiftçi–bayi ilişkisinin daha sağlıklı, daha kurumsal bir zemine oturması şarttır. Ancak bugünün gerçekleriyle konuşuyorsak şunu da dürüstçe kabul etmeliyiz: Zirai ilaç ve gübre bayileri ciddi bir finansal krize sürüklenmiştir ve bu süreç hızlanarak devam etmektedir.
Bu nedenle afet sonrası destek politikaları yalnızca üreticiyi değil, üretimin devamlılığını sağlayan tüm halkaları kapsamak zorundadır. Zirai ilaç ve gübre bayileri bu zincirin en kritik parçalarından biridir ve destek mekanizmalarında açık biçimde yer almalıdır.
Somut öneri nettir: Ziraat Bankası’nın tarımsal işletmelere sağladığı düşük faizli ya da sıfır faizli kredi uygulamaları, afet bölgelerindeki zirai ilaç ve gübre bayileri için de acilen hayata geçirilmelidir. Bu mekanizma bir “ayrıcalık” değil, üretimin sürdürülebilirliği için zorunluluktur.
Aksi halde yalnızca üretici değil, üretimin bel kemiği olan zirai girdi tedarik zinciri de ağır yara alacaktır. Bu yara da orta vadede dönüp dolaşıp tarımsal üretimin tamamını vuracaktır.