“Evden çıktığımızda güneş daha doğmamıştı. Bıldırcın arıyorduk, ikimizin de birer çiftesi vardı, ama köpeğimiz tekti. Morgan, konumlanabileceğimiz en iyi yerin eliyle işa­ret ettiği bir dağ sırtının arkası olacağını söy­ledi, biz de gür çaldıklar boyunca patikayı ta­kip ederek sırtı geçtik. Diğer taraf, sık, yaba­ni yulaf örtüsüyle kaplı, ötekine oranla düz bir topraktı. Çalılıklardan çıktığımızda Mor­gan sadece birkaç adım ötemdeydi. Aniden, sağ tarafımızda, biraz önümüzde yakın bir mesafeden, sertçe sallandıklarını görebildiği­miz çalılıklarda dolanan bir hayvanın sesini duyduk. ’“Durup titreşen çalılsrı dikkatle izlemekte olan Morgan hiçbir şey söylemeden silahının her iki namlusunun da horozunu çekmiş, ni­şan almaya hazır vaziyette tutmaktaydı. Onu biraz heyecanlı gördüm. Bu beni şaşırttı, çünkü ani ve yakın tehlike anlarında bile sıradışı bir sakinliğe sahip olduğuna dair bir şöhreti vardı. “Hadi ama,” dedim. ‘Bir geyiğin bedenini bıldırcın saçmalarıyla doldurmayacaksın de­ğil mi?” Hâlâ cevap vermiyordu, ama başmı hafif­çe bana çevirdiğinde yüzünün görünüşü dikkatimi çekti ve bakışlarındaki yoğun endi­şe beni çarptı. O zaman anladım ki ciddi bir iş üstündeydik ve ilk varsayımım, bir boz ayıyla ‘karşı karşıya’ olduğumuzdu. Hareket ederken silahımın horozunu çekerek Morgan’ın yanına doğru ilerledim. “Hayatımda gördüğüm hiçbir şey üzerim­de bu alışılmadık ve açıklanamaz olay kadar garip bir etki bırakmamıştı, yine de herhangi bir korku hissettiğimi hatırlamıyorum. Hatır­lıyorum da, bunu burada anlatmamın tek se­bebi o an aklıma gelmiş olmasıdır, bir kere­sinde açık bir pencereden öylesine bakarken, yakınımdaki küçük bir ağacı bir an için biraz daha uzaklardaki bir dizi daha büyük ağaç­tan biri sanmıştım, ama aslında küçük ağaç gövdesi daha belirgin ve hatları keskin oldu­ğundan, büyük ağaçlarla uyum içinde değil­miş gibi görünüyordu. Bu, perspektif kanun­larının yarattığı bir yanılsamaydı sadece, ama beni afallattı, hatta neredeyse korkuttu. Aşina olduğumuz doğa kanunlarının düzenli bir şekilde işleyeceğine o kadar dayamışız ki sırtımızı, bir an askıya alınmış gibi gelmeleri bile güvenliğimiz için bir tehdit, insan aklının alamayacağı boyutlarda bir felaketin haberci­si gibi geliyor. O yüzden otların nedensiz ge­len hareketiyle kargaşa çizgisinin yolundan hiç sapmadan ilerleyişi son derece huzursuz ediciydi. Arkadaşım sahiden korkmuşa ben­ziyordu ve onun silahını birden omzuna da­yayıp sallanan tahıllara iki el ateş ettiğini gö­ünce duyularıma inanamadım! Ateşlenen si­lahın dumanlan daha dağılmadan, gürültü­lü, vahşi bir çığlık duydum, yabani bir hayvanınkine benzeyen bir çığlıktı bu ve Morgan si­lahını yere atıp geri dönerek fırladı ve oradan koşarak uzaklaşmaya başladı.