Bütün bunlardan sonra elbette ki Sart’taki en büyük Tümülüs veya en büyük anıt mezarın Krezüs’e ait olması gerekirdi diyebilirsiniz. Fakat Krezüs’ün nerede ve ne zaman öldüğüne dair kesin bir bilgi yoktur.

Dünyanın en zengin adamı olan Krezüs, kendisinin aynı zamanda dünyanın en mutlu adamı da olduğunu düşünerek, bunu Atinalı bilgin Solon’a da onaylatmak istediyse de Solon “Daha senin sonunu görmedim” diyerek, bunu kabul etmemiş ve Krezüs de o zamanlar buna çok kızmıştı.

Fakat ne kadar kızsa da yine de Solon sayesinde hayatta kalmayı başarabilmiştir. Çünkü ateşlenen odun dağının üzerinde “Ah Solon ah” diye bağırması, Kurus’un dikkatini çektiğinden, ateşten kurtarılarak Kurus’un yanına getirildiğinde; Kurus sormuş: “Sen ne diye bağırıyorsun; kim bu Solon” demiş.

Krezüs, Solonla aralarında geçen olayı anlatınca, Kurus da kendisinin sonunun nasıl olacağını düşünerek, derin düşüncelere dalıp Krezüs’ü kendisine danışman yapınca hayatı Solon sayesinde kurtulmuştu. Kurus’la birlikte İran’a giden Krezüs, daha uzun yıllar yaşamış fakat nerede ve ne zaman öldüğü kesin bilinemediğinden mezarı da bilinmemektedir.

Peki, Karun Hazineleri dediğimiz, dünyanın en nefis koleksiyonlarından birisi olan eserler nereden çıktı derseniz, tabii ki, Karun’un anıt mezarından çıktı. Ama o mezardaki, mezar odalarında cenaze yoktu.

Çünkü Krezüs, İran üzerine sefere çıkarken, gizli bir yerde ve içine gizli tünellerle ulaşılan bir anıt mezarın yapılmasını ve hazinelerin içine konulmasını istemişti. Ama savaştan sonra ölmediği gibi yaşamını İran’da sürdürmek zorunda kalması, mezarların boş kalmasına neden oldu. Sonra da mezar hırsızları bu hazneyi bularak ABD’de bir müzeye satınca Karun, bu hazine macerasının bir figüranı oldu.