Bir gün önce cimnezyum ve Tümülüsleri gezdikten sonra, ertesi gün Salihli arabalarıyla Sart’a yeniden geldim.

Sabah dokuz civarında Sart harabelerini gösteren tabelanın önünde arabadan inerek, kasabanın içine doğru yürümeye başladım. Biraz sonra eski İzmir-Ankara yoluna çıkınca benzer bir tabela daha vardı. Önceki gibi, Güneyde Bozdağlar istikametini gösteriyordu. Fakat onda da herhangi bir mesafe belirtilmediği gibi yol boyunca başka herhangi bir levha, bir ok veya işaret de yoktu.

Bir ara köye giren yola mı sapsam, çaya giden yola mı girsem gibi tereddütler geçirerek bir buçuk kilometre kadar köy sokaklarında ilerledikten sonra telle çevrili bir alana geldim. Burada da herhangi bir levha yoktu. Ama müze kart işaretinden harabe girişi olduğunu tahmin ettim. Yola birkaç işaret ve buraya bir tabela koymak, bakanlık için elbette çok büyük bir külfetti.

Burada başka bir kurumun lojmanı mıdır, yoksa garajı mıdır bilemediğim yapıların önünden geçerek tapınağa varmayı başarabildim. Ama Artemis Tapınağının yıkıntılarının bile ihtişamı tüm yorgunluklara değecek kadar güzeldi. Akropol ve nekropol tepelerinin arasında Bozdağların eteğinde, yapının geneli hakkında bilgi edinilebilecek kadar da sağlam ve ayakta sayılırdı. Bu tapınağın yapımı MÖ 6. Yüzyıldan MS 2. Yüzyıla dek uzun bir sürece yayıldığı için farklı kültürlerin ve farklı dinlerin ürünü olarak ortaya çıktığı bir gerçektir.

Tapınağın sunak bölümü Anadolu Kültürüyle ilgili olup burada mevcut bir Kibele tapınağının, Helenistik dönemde İon etkisiyle Artemis Tapınağına dönüşmüş olabileceğini düşündürmektedir. MS 17 yılında depremde yıkıldıktan sonra da Roma usulünde yeniden yapılan tapınak üç farklı kültürün izlerini taşımaktadır diyebiliriz.

Peki, neden Kibele’den Artemis’e geçişin, Helenistik Dönemden önce gerçekleştiğini de düşünebiliriz. Çünkü Lidya’da para icat edilip, ticari faaliyetler birinci derecede ekonomik etkinlik haline gelince, doğudan gelip Ege kıyılarında biten ticaret yolları İyon Şehirleriyle ticari ilişkiler kadar kültürel ilişkileri de geliştirmişti. Ayrıca Krezüs İyon kentlerini işgal ederek Lidya’ya katmıştı. Bu yüzden Lidyalılar, Yunan Tanrılarına yabancı değildi.

Fakat ne var ki, Kibele doğurganlık ve bereket sembolü aşırı şişman iken Artemis mükemmel vücut ölçülerinde bakire ve doğurgan değildi. Bu yüzden Kibele inceltilerek ve pek çok göğüs eklenerek, tüm canlıları döllediği ve göğüsleriyle canlıları beslediği hayat verdiği anlamları yüklenmiş olabilir, diye düşünüyorum.