Krezüs, ordusunu dağıtmasına, yardım sözü veren hiçbir müttefikinin yardım etmemesine ve yapılan tüm hatalara rağmen, Kurus’u Sart ovasında yenerek, Pers efsanesini İran’dan dışarı çıkamadan yok edebilecek durumdaydı.
Fakat en iyi savaşçıları olan süvarilerin atlarının, Kurus’un ordusundaki develerden ürkmesi sonucu yenilerek Akropole sığınmak zorunda kaldı. Kurus Sart’ı çevreleyen surları geçerek, şehri yağmaladı ve Akropolü kuşattı. Ama bu bile savaşı kaybettiği anlamına gelmiyordu.
Çünkü Akropoldeki su sarnıçları ve erzak depoları doldurulduğu zaman bu en azından üç dört ay ve hatta daha fazla süre dayanılmasını sağlayabilecek durumdaydı. Bu süre içinde de dağıtılan paralı askerler geri döner, İyon ve Yunan kentleri yardıma gelirlerdi. Daha doğrusu Krezüs böyle düşünüyordu.
Doğal ve mantıklı olan da buydu. Çünkü Krezüs’ün savaşı kaybetmesi hepsinin Pers egemenliğine girmesi demekti. Ama insanların ve devletlerin ilişkileri her zaman doğal ve mantıklı değildi.
Çünkü Krezüs Pers Seferine çıkmadan önce de Yunan anakarasının en güçlü devleti olan Ispartalılarla ittifak anlaşması yapmıştı, ama Isparta öteki Yunan Sitelerinin saldırısından korktuğu için yardım gönderemedi.
İyon Kentleri ise Persleri buralara gelemeyecek kadar uzak bir düşman olarak algıladı. İyonlara göre en yakın düşmanları kentlerini işgal eden Krezüs idi. Krezüs her ne kadar kentlerine Lidya kentlerinden farklı davranmasa da ve hatta İyon kentlerinin refah ve mutluluğu Lidya yönetiminde zirveye çıkmış da olsa, yine de düşman olarak görüyorlardı.
Ayrıca dostluk anlaşması yaptığı Mısır Firavunu da Krezüs’e yardım etmenin kendisine bir fayda sağlayacağını düşünememiş olmalı ki ondan da hiç ses çıkmadı. Çünkü burada Perslerin Mısır’ı tehdit edebilmesi, piramidin tersine dönmesi kadar bile olası değildi. İran neresi Mısır neresi? Olacak iş değildi. Ama olduğu zaman da iş işten geçmişti.
Krezüs’e yardım vaat eden dönemin en büyük devletlerinden birisi de Yeni Babil İmparatorluğu idi. Çünkü Kurus onun sınır komşusu ve onun için en yakın tehdit unsuruydu. Eğer Krezüs bu savaşı başlatmamış olsaydı, Kurus’un ilk hedefi Babil devletine son vermek olacaktı. Bu yüzden Babil Devletinin Krezüs’e yardım etmesi aslında kendisine yardım etmek ve hatta Krezüs’sün Babil’e yardımı anlamına geliyordu.
Bu yüzden en yanlış politikayı uygulayan devlet belki de Babil devleti oldu. Krezüs’e yardım etmektense, Kurus’la anlaşmayı yeğlemişti. Oysa Krezüs kaybederse, Kurus’un karşısında Babil’in ayakta kalma olanağı yoktu. Babil gibi çok köklü bir geçmişi ve deneyimi olan büyük bir devletin bu kadar yanlış bir politika uygulamasının bence tek bir nedeni olabilir. Sanıyorum Krezüs’ün yenilebileceğini hiçbir kimse tahmin edememiş olmalıdır diye düşünüyorum. Olaya bu açıdan bakınca, Babil: Krezüs’e yenilen yaralı Kurus’u kolayca ortadan kaldırırım diye düşünmüş olabilir.
Görüldüğü gibi, Kur’an’da bazı ayetlerde Karun adıyla bahsedilen Krezüs: dünyanın en zengin adamı, para ve Kral Yolu ticareti ile devletini, komşularını ve hemen hemen herkesi bolluk ve mutluluğa boğan adam, dünyanın en mutsuz adamı olarak tek başına kalmıştır.