Ne oldu, ne buldun sanki akropole çıktın da derseniz; öncelikle belirteyim ki, sizi tepede çok şahane bir manzara karşılıyor.

Bütün Gediz ovası ayaklarınızın altında ve Gediz nehri, yeşil bir dünyanın içinde, daha koyu yeşiliyle fark edilerek, almış başını kıvrıla, kıvrıla akıp gitmekte. Gediz’in kuzey yamaçlarında, Akropolün tam karşında, sanki Lidya kralları Tümülüslerinden Sart’ı seyretmekte.

Ovadan 300 metre yükseklikteki Akropol tepesinde iki küçük düzlük var. Aralarında ise korkunç derinlikte bir kanyon, bir uçurum var. Bu uçurum, Akropol tepesinin aslında birleşik iki tepeden oluşmasından kaynaklanıyor sanıyorum

Güneydeki surlar, genellikle hala sağlam ve ayakta sayılır. Surun içinde genişçe bir yol ve bunu aydınlatan pencere gibi mazgal gibi açıklıklar var. Bu açıklıklardan Akropolün güneyinde kalan Bozdağların Kuzey etekleri ile surların arasındaki yayvan çukurluk görünüyor. Çukurun Bozdağlara tırmanan eteklerinde ise ovadan epeyce yüksekte, yeşillikler içinde köyler, harika bir görünüm sergiliyor.

Ne oldu, ne buldun sanki akropole çıktın da derseniz; öncelikle belirteyim ki, sizi tepede çok şahane bir manzara karşılıyor.